Islâm Dîni, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediği müstesnâ bir makâma sâhip kılmıştır. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur.Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız." buyurmaktadır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım." buyurur.Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, erkeklere, kadınlara dâimâ iyi davranmalarını tavsiye ederek:"Mü’minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır." buyurmaktadır.Vedâ Haccı’ndaki meşhûr hutbesinde Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Ey insanlar! Kadınlar hakkında Allâh’dan korkunuz! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır.
Kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır." buyurarak daha yedinci yüzyılda yüzyirmi dört bin müslüman hacı namzedine karşı, kadınların haklarını ilk olarak açıklamışlardır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde: "Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin, onlara çirkin demeyin, fenâ söz söylemeyin!" buyurmuşlardır. Kadınlarla iyi geçinmek Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: "Kadınlarınızla iyi geçinin; eğer onlardan hoşlanmadı iseniz bile!.. Olabilir ki bir şey, sizin hoşunuza gitmez de, Allâh onda bir çok hayır takdîr etmiş bulunur."
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu konuda: "Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!" buyurmaktadır. Kadınlara karşı daima hoşgörülü olmalıdır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: "Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen memnûn olabilir." buyurulur.Bir insanın her işi ve her huyu hoşumuza gitmeyebilir. Fakat iyi niyetli ve ülfet edilir insan, kendi hanımında hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir.
Onlarla kendisini memnûn ve mes’ûd edebilir. Bunun için ayıp aramaya değil, meziyet aramaya bakmalıdır.Zîrâ mârifet iltifâta tâbîdir. Iltifatsız mârifet zâyîdir.
"Cennet annelerin ayağı altındadır. " diyen dinimiz kadına hak etmiş olduğu değeri vermiştir. Islamiyet’in ilk şehidi bir kadındır. Ilk Müslüman bir kadındır. Peygambe-rimizin soyu kızından devam eder. Hz. Ebubekir’in kitap haline getirdiği dünyadaki tek Kur’an-ı Kerim Hz.Ebubekir, Ömer, Osman dönemlerinde onlarca yıl bir kadının yanında kalmıştır. O dönemde ise Hıristiyanlar şunu tartışıyordu bir kadın Incil’e dokunabilir mi dokunamaz mı. Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. Isa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır. Fakat mesela, rical (erkekler) süresi yoktur.
ISLAM'DA KADINA VERILEN DE?ER
Peygamberimizin ağzından uydurulan, mevzu - yalan hadisleri ve anlamı saptırılan ayet-i kerimelerin yorumunu bir kenara bırakırsak Islamiyet’i tanımayan bazı insanlar Islamiyet’te kadınlara değer verilmediği kadının erkeğin yarısı kabul edildiğini iddia etmektedirler.
MIRAS
Mirasta erkeğe kadına verilen miktarın iki katı verildiğini söyleyerek kadına haksızlık yapıldığını iddia ederler. Halbuki Islamiyet’te kadın erkek mirasta eşit pay alırlar. Anne, baba, dede, nine... kadın erkek oldukları halde eşit pay alırlar.
Sadece kız ve erkek kardeşlerde kız kardeşe erkek kardeşin yarısı kadar verilir. Burada sanki bir haksızlık varmış gibi gözükmektedir. Fakat, örneğin baba vefat etse babanın üç dairesi olsa kız kardeş bir erkek kardeş iki daire alırlar. Kız kardeş bir erkekle evleneceği zaman kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur. Erkek kardeşinde kendi iki payıyla beraber bir kızla evlenirken evleneceği kızın bir payıyla beraber onlarında toplam üç payı olur. Ayrıca erkek kardeş evleneceği kıza mihir verir.ISLAMDA BAŞLIK PARASI YOKTUR , MIHIR KADINA BOŞANMA VUKU BULURSA BIR SOSYAL GÜVENLIK OLSUN DIYE - SIGORTA- VERILIR! Böylece iki dairesi erimeye başlar. Yine erkek kardeş hayatları boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek, yatacak, yakacak...) karşılamak zorundadır. Iki dairesi erimeye devam eder. Halbuki kız kardeş mihir alır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve çocuklarına erkek bakmak zorundadır. Kendi bir dairesini ise ailesine harcamak zorunda değildir. O dairesi onun harçlığıdır; satar, bağışlar, kiraya verir... Isterse kocasına da verebilir.
Kız kardeşe erkek kardeşe verilen miras miktarının yarısı verilmiştir. Anne, baba, dede, nine ... eşit pay alırken kız kardeş ile erkek kardeşte sanki haksızlık varmış gibi gözükür.
Miras : 3 daire
Erkek kardeş Kız kardeş
2 1
1-) Kız kardeş Erkek 2-) Kız Erkek kardeş 1
2
1
2
evleniyor + = 3 3= + evleniyor
Mihir, Nafaka (+) Mihir, Nafaka (-)
Görüldüğü gibi erkek kardeşe çok miras payı verilmesinin sebebi onun toplum içindeki ağır sorumluluğundan dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı hep harcayacak , hep eksilecektir. Kız kardeş ise aldığı bir payın yanında mihir, nafaka alacak. Malı artacaktır. Bir payı da kendinin olacaktır. Görüldüğü gibi ilk başta erkek kardeş fazla pay alır gibi görünürse de iş alınan payların dağılımına kullanılmasına gelince kız kardeşin az payı ile erkek kardeşinden daha fazla imkan olanak paya sahip hale geldiği görülmektedir. Erkek kardeşe ailesine -Eşine - verilmesi için fazla verilmiştir. Zamanla bu oran kız kardeş lehine değişmektedir.
EŞITLIK
Allah kadınla erkeği eşit yaratmamıştır. Her ikisini de insan olma yönünden, akıl, bilgi, kültür yönünden eşit olsa da, kadın erkekten daha duygusal daha hissidir. Erkek ise daha katı, olaylara daha sert,duygusal yoğunluğu az olan bir açıdan bakar. Bu psikolojik yönden farklılıktır. Biyolojik yönden, erkekte kas daha fazla iken kadında yağ daha fazladır.
Bu durum erkeğin kadından üstün olduğunu göstermez.Kadın daha duygusal erkek daha az duygusal, kadın daha çok acır, sevgi hayatında daha önemli bir yer kapsar, erkekte ise daha az. Erkek daha güçlü-kaslıdır, kadın daha az güçlü ve kaslı...
Her iki cinsinde üstün- eksik yönleri vardır. (Akılda, düşüncede ... her iki cinside eşittir ve birbirlerini geçebilirler.)
Bu durum erkeğin üstünlüğünü veya kadının zayıflığını göstermez. Aksine bu durum her iki cinsin ayrı yaratılış özelliklerinin doğal sonucudur. Bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna göre ayarlamalıyız.
Islam kadın - erkek eşitliğini değil kadın erkek adaletini savunur. Eşitlik adalet demek değildir. Eşitlikte mesela, kadına da erkeğe de 100 kg yükte 50 şer kilo her iki cinse vermek vardır. Adalette daha kaslı olan erkeğe daha fazla daha az kaslı kadına daha az yük vermek vardır. Yaratılış özelliğini kabul bunu gerektirir.
Ingiliz kraliyet ordusunda , kadın erkek tüm askerlere “ aynı eğitim proğramının “ uygulanması , kraliyet ordusu fizikçilerinden Yarbay Ian Gemmel ‘i : Fırsat eşitliği adı altında kadın askerler eziliyor , diye isyan ettirir.
Erkek askerlerin eğitimi sırasında yaralanma oranı yüzde 1.5 iken , kadınlarda bu oran yüzde 11.1 ‘lere kadar çıkmaktadır .Yarbay Gemmel’e göre bunun nedeni :
Kadın kas ve kemik yapısı erkeklere göre daha zayıf . Aynı eğitim kadın bedeninde erkeklere oranla % 39 daha fazla baskı oluşturuyor.
Belirli kas olgunluğuna ulaşmak için erkek askerlerin 3 ay çalışması yeterli iken , kadınların 6 ay çalışması gerekir.
Bu kadın askerlerden 40 tanesi ordu'yu " bize fazla yükleniliyor " diyerek mahkemeye başvururlar ( The Sunday Times :10.03.2002)
NASIL KI OKULLARDA ÇOCUKLARI YETENEKLERINE GÖRE YÖNLENDIRIP E?ITMEK SAVUNULACAK BIR DURUMSA , ISLAM'DA DA KADIN VE ERKE?E DO?A VE YAPILARINA UYGUN GÖREV DA?ILIMI YAPILMAKTADIR.RESIME YETENEKLI BIR Ö?RENCIYI MATEMATIK PR.'U YAPMAK NASIL MANTIKSIZLIK ISE KADIN VE ERKEKLERE DE MIZACLARINA TERS GÖREV YÜKLEMEK O KADAR TERSTIR. BIR ERKEKTEN NE KADAR ANA SINIFI Ö?RETMENI OLABILIR, HANIMLARLA KIYASLARSAK...?
IngIlIz donanmasındaki kadın askerlerin dörtte biri cinsel tacize uğramış
Ingiltere'de kraliyet donanmasında görev yapan kadın askerlerin dörtte birinin, görevleri sırasında en az bir kez cinsel tacize uğradığı açıklandı.
Donanmadaki cinsel tacizin kabul edilemez bir düzeye - demek kabul edılebılır Bır duzeyı de var ...!-ulaştığını açıklayan Savunma Bakanlığı, bundan sonra her vaka için disiplin işlemiyle yetinilmeyip adli işlem yapılacağını duyurdu.Ingiltere'de sadece 2002 yılında donanmada görev yapan 2500'e yakın kadın asker gemide ya da üste bulundukları sırada tacize uğradıkları gerekçesiyle şikayette bulundu. 2003 yılında ise donanmada görev yapan kadınların yüzde 22'sinin bu tür şikayetlerde bulunduğu açıklandı. Bu rakam, 2005 yılında yüzde 25'e kadar yükselirken, donanmada görev yapan kadınların üçte biri şikayetlerinin adil biçimde ele alınıp değerlendirilmediğinden de yakındı. Genel olarak Ingiliz ordusunda, aynı türdeki şikayetlerin oranının ise yüzde 12 olduğu belirtildi. ( Milliyet : 24.06.2005 ) ya ŞIKAYET edılmeyen, edılemeyenler...!
Kadın subay ve askerlerin yarısı cinsel tacize uğramış
Ingiltere'de Kraliyet Hava Kuvvetleri içinde hazırlanan bir rapor, hava kuvvetleri mensubu kadın asker ve subayların yarısının iş hayatları boyunca en az bir kez cinsel tacize uğradıklarını ortaya koydu.Independent on Sunday gazetesi tarafından ele geçirilen rapora göre, son 12 ayda 1000 kadın asker üstlerine yaptıkları başvuruda bir meslektaşı hakkında cinsel taciz suçlamasında bulundu.Kadın asker ve subayların en az iki kez karşı cinsteki üstleri tarafından taciz edildiklerinin de rapor yazarları tarafından ortaya konulduğunu öne süren Independent, kadın asker ve subayların en azından cinsel konularda sözle sarkıntılık edilerek rahatsız edildiklerini kaydetti.Cinsel tacize uğrayanların sadece yarısının şikayette bulunduğunu iddia eden Independent, üç yıl önce de benzer bir raporun yayımlandığını, karşılaştırma yapıldığında taciz sayısının büyük artış gösterdiğinin anlaşıldığını belirtti. Independent, ''Bu durum da ordu komuta kademesini büyük bir kaygıya sürüklüyor'' diye yazdı.Raporun, hava kuvvetlerinde sadece kadın değil erkek asker ve subayların da tacize uğradıklarını ortaya koyduğunu duyuran Independent, erkek subayların ayrıca bazı gruplar tarafından korkutularak sindirildiklerini de iddia etti. ( Milliyet :24 Ocak 2005 )
ABD ordusunda cinsel taciz arttı
AMERIKAN askerleri arasında yaşanan cinsel tacizin geçtiğimiz yıla oranla büyük bir artış gösterdiği ortaya çıktı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan rapora göre, 2004 yılında, Amerikan askerleri arasında yaşanan ve rapor edilen cinsel taciz sayısı bin 700'den, 2005'te 2 bin 374'e ulaştı. Pentagon yetkilileri askerler arasında yüzde 40'ı bulan cinsel taciz artışını yeni uyguladıkları programa bağladı. Pentagon'un yeni programı çerçevesinde cinsel tacize uğradığını beyan eden askerler, sağlık, rehberlik ve psikolojik destek alıyor. ABD ordusunda cinsel tacize uğrayanlar, çeşitli nedenlerden dolayı bu durumu rapor etmediği için cinsel taciz vakalarının pek çoğu açığa çıkmıyordu. ( Akşam 19.03.2006 )
Kadın daha duygusal olduğu için çocuk eğitimi ve büyütülmesi görevi Islâm’da daha çok kadına verilmiştir. Çünkü o duygusaldır. Acıma sevme... yoğunluğu erkekten daha fazladır. Erkek çocuk bakıcısı olamaz. Çünkü erkekte acıma, sevme, şefkat daha az yoğunluktadır. Halbuki çocuğa sevgi, anne sevgisi lazımdır. Erkek evi dışından korur. Evin mali yönden devamını sağlar. Kadın evin içişlerine bakar. Evin ahlaki yönden devamını sağlar. Kadın sadece işte çalışsa daha çok yıpranır ( o nedenle de kadınlar erkelerden daha az çalışır, daha önce emekli olur.) ve ailenin, çocuğun eğitimi ile gereği gibi meşgul olamaz. Aile düzeni bozulur. Aile bozulunca, toplum huzuru, devlet huzuru bozulur ve sosyal çöküntü başlar.
Eşit toplumda çalışan kadın çocuğunu kreşte büyütür ve sevgi yerine aldığı paraya göre muamele gören çocuk büyüyünce psikolojik sorunların içine düşer.
Kadın erkek eşit değildir birbirini tamamlayan iki elmanın yarısı gibidirler.
Her iki cinsinde eksik ve fazlalıkları vardır (kas, yağ, şefkat, merhamet, sert, mizaçlılık...) . Ama her iki cinste insan olmada aklını kullanmada ilimde kul olmada cennet-cehennem yolunda eşittir ve yarış halindedirler.
Kur’an da Allah-u Teala erkeği kadından üstün kabul eden bir ayet vardır. Ayeti incelediğimiz zaman üstünlüğün sorumluluk anlamında kullanıldığını yani erkeğin kadından daha fazla sorumluluk sahibi olduğunun ayette bildirildiği anlaşılır.
Mesela müdür ile memur. Müdürde insandır memurda. Ikisi de akıllıdır. Memurun aklı daha az veya müdürden aşağıdır diye kimse kabul etmez. Ama müdürün sorumluluğu işi yetki alanı geniş olduğu için memurdan bir üst makamdır. Ona bazı konularda emir verebilir. Ama her ikisi de insan, kul, akıl... yönünden eşit canlılardır.
Kur’an da işte sorumluluğu fazla olan erkeği kadına üstün-sorumlu kabul etmiş iş bölümünde erkeğe daha fazla sorumluluk yüklemiş yüklenen sorumluluk oranında onu idareci üstün kabul etmiştir.
Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında da söz konusudur. Bazı konularda kadın erkek eşitsizliği medeni kanunda da bulunmaktadır.
1-) Medeni kanun Roma hukukuna dayanır. Roma hukukunun temelinde eşitler arasında birinci erkektir ilkesi vardır. Birinci eşitsizlik budur.
2-) Ikinci eşitsizlik sen evli bir kadınsın evlendirme memuru sana demiştir ki : “ evin reisi erkektir, kadın onun muavin ve müşaviridir.” Ikinci eşitsizlikte budur.
3-) Üçüncü eşitsizlik ise sen ticaretle uğraşacağın zaman ticaret odasına kayıt olman için tüccarlığın muteber olabilmesi için kocanın yazılı muafakatı gerekir. Kocan gider bin türlü işle uğraşır kimse muafakatını almaz üçüncü eşitsizlik...
4-) Dördüncü eşitsizlik sen yurt dışına gideceğin zaman kocanın mutlaka yazılı muafakatı gerekir aksi taktirde kocan şikayet ederse gidemezsin. Dördüncü eşitsizlik
5-) Beşinci ve en kötüsü ! Kocanla birlikte borçlanacağın zaman vesayet maka-mının yani sulh mahkemesinin senin akıl baliğ olduğuna yani aklının başında olduğuna dair bir karar vermesi lazım ki kocası ile birlikte borçlandığı zaman muteber olsun. Bu da beşinci eşitsizlik.
Feminizm batı toplumlarında başlamış bir harekettir ve o tür toplumlar için zorunlu bir harekettir. Çünkü Avrupa’da kadın, insan mıdır ? Incil’e dokunabilir mi ? ruhu var mı diye tartışılan, alınıp satılan, akrabaya, misafire peşkeş çekilen, çalışınca ücreti az verilen ... bir canlı olarak görülür.
Böyle toplumlarda kadın tabii ki hak arama yarışına girişip, reaksiyon gösterip, ileri atılacaktır, hakkını arayacaktır.
Fakat Islam toplumlarında kadının ne insan olma yönünün tartışılması, ne Kur’an’a dokunmaması durumu, ne alıp satılımı- fahişelik - durumu söz konusudur. Islâm’da kadın annelik görevini yerine getirdikten sonra doktor, hemşire, avukat, öğretmen, ... olabilir. Hatta bazı kadınların yukarıdaki mesleklere sahip olmaları farzı kifayedir, bir toplumda mutlaka olmalıdır.
Batıda hak arama adalet arama mücadelesi sonunda sınırlarını zorlamış haklı mücadele aşırı uçlara kaymıştır. Eşitlik istekleri sonunda insan olma, kadın gücünü, hissiyatını, duygu sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Vucud geliştiren ; kaslı kadınlar, halter kaldıran, boks yapan ... kadınlar (hepsinde de, yaratılış mizaçlarında olmadığı için erkeklerden daha az başarılılar). Batıda erkeklerde de bozulma had safhada da homoseksüellerin evlenmeleri, kültürel giyim tarzı dışında (Iskoçlar gibi), erkeklerin etek giymesi... insan cinsi olma sınırlarını zorlayan dinden uzak bu toplumlar ahlaksızlığın had saflarını zorlamaktadırlar.
Günümüz Türkiyesinde - 70 yıl aradan sonra , yani kadına haklarının tanındığı ( .... ) 1934’tan , 70 sene sonra yeniden kadın - erkek eşitsizliğini ( 2001 ) önleyecek yeni kanunlar çıkarılmaktadır....kadın hakları adına , kadın haklarının verildiğini iddia edilen kanunlar değiştirilirken. Işin en ilginç yönü ise GÜNÜMÜZ TÜRKIYE’SINDE ARTIK ZINA’NIN BIR SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASIDIR : Yani günümüzde zina edene medeni ( ... ) kanunlarımız ceza vermez , zinayı suç saymazken , dini nikah yaptıran insanları kanunlarımız suç işlemiş kabul edip , ceza vermektedirler.
EVLENME
Bazı çevreler, Islâm’da her erkeğin dört kadınla evlendirildiğini kadının görüşü-nün sorulmadığını kadının hakkının yenildiğini iddia ederler.
Dört kadınla evlilik (Teaddüt-ü Zevcat) Islâm’da bir emir, mutlaka yapılması gereken bir farz değildir. Belli şartlarda belli özelliğe sahip erkeklere tanınan bir olaydır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Kur’an da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye etmektedir. Dolayısıyla Islam’da tek eşlilik esastır.
Peki dört kadınla evlilik meselesi nedir ? Islâm’da bir erkeğin bir, iki, üç en çok dört kadınla evlenmesini belli şartlar dahilinde izin vardır. Bunlar kısaca şöyledir :
1-) Ilk hanımın izin vermesi : Kadın kocası ile evlenirken, kocasına, benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim der, erkekte kabul ederse bir daha başka bir kadınla erkek evlenmez.
Eğer hanımı izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla evlenebilir.
2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla evlenebilir. Mesela ; bir savaş olsa erkeklerin sayısı ülke düzeyinde azalsa (her savaşta olduğu gibi) ülkede kadın nüfusu çok, erkek nüfusu az olsa. Medeni kanunlara göre her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan eşitliğin üstünde fazla olan kadınlar ne yapacak? Zina mı, fuhuş mu ? ( I. Dünya savaşından sonra Almanya’da, Fransa’da olduğu gibi )
Medeni kanunlar buna bir çözüm üretemiyor. Ama Islam’ın (tek kadınla eşlilik genel tavsiyesi yanında) Taaddüt-ü Zevcat meselesi gündeme gelir. Sorun kendiliğinden çözülür.
Ilk hanımın iznini alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu belli olur. Toplum ahlakı bozulmamış olur. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söyler : “Ben Taaddüt-ü Zevcatı bir kusur değil, kemali eser olduğuna inanıyorum.”
Zaten Avrupa’da tek eşle yaşayan, zina etmeyen , çocuğu belli olan kaç toplum vardır. Kendi toplumunun yapısını çok iyi ben Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir : Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir.
Erkek hanımını neden kandırsın ki ? Ya izin alır evlenir yada asla zina yapmaz. Batı ise zina, fuhuş, homo-lezbiyen bir toplum olma yolunda, hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş lut kavmi konumundadır. Bu nedenle Angutil, “Acele T. zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat toplumsal bir suç olmaktadır.” demektedir.
Wictor Gambot, Charles Richet; tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurul-muş yalan gösteriştir derler.
Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslere, Dr. Charles Richet, Binet Sanglet... batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği savunurlar.
3-) Hanımı izin verirse, ( mali, sosyal-kültürel) şartlarda uygun olsa, erkek kendine sorar: Alacağım yeni eş ile eski eşim arasında adaleti sağlayabilecek miyim ? ikisinin çocuklarında da maddi-manevi adaleti gerçekleştirebilir miyim ? cevabı hayır ise erkek yine evlenemez, hanımı izin verse de. Yani üçüncü şart “adalet” dir.
Bu üç şartta bir arada olmalı. Biri eksik olsa, ikinci eş yasaktır.
Özetle erkek ikinci eşle evlenmek isterse; hanımından izin , kendisinden adalet şartına uyma, şartlarında uygun olması gerekir.
Bir erkeğe dört kadınla evlenme izni varda, bir kadına neden dört erkekle evlenme izni yok ?
1- Çocuk olsa kimin olduğu nasıl belli olacak. Neslin devamı, miras... buna bağlı. Günümüzde bu DNA testleri ile anlaşılabilir. Ya 1400 seneden beri geçen sürede bu nasıl anlaşılacaktı ? O dönemde de Islam, insan ve evlilik vardı.
2-) Pr. Forel’inde belirttiği gibi erkek çok kadına temayüllüdür. Ama kadın bir erkeği sever (onunla evlenir veya evlenemez..).
3-) Kadın gebe kalınca 4 erkek ne yapar ?
4-) Kadın dokuz ayda, erkek bir kaç günde çocuk sahibi olurlar.
5-) Erkek kıskançtır. (Islâm’da ikinci eş ilk hanımın iznine bağlıdır.)
Şimdi bir örnek verelim :
Bir mümin erkek ve kadın düşünelim. Erkek hanımına kötü yoldaki bir kadını gösterip bana izin ver onunla evlenip onu kötü yoldan kurtaralım dese hanımda izin verse , şartlar uygun olsa adaletli davranacağına erkek kanaat getirirse ve o kadınla evlenirse... boyalı basın olayı nasıl değerlendirir ?
“Erkeğe bak, eşi üzerine kuma aldı. Bu adam aşırı dinci, yobaz der, kadın haklarını savunur rolüne girişmez mi; araba lastiği reklamında mayolu kadınları podyumda yürüten bu medya ?
Kadını bataklıktan kurtarmak suç, onu her gün bir kaç erkeğe satma çağdaşlık kabul edilir. Sanki o satılan kadınlar birinin kızı, kardeşi, annesi değil, uzaydan geldiler...!
Metres hayatını savunanlar T.Zevcata karşıdırlar. Genç kızları kandırıp kullanıp atmak varken evlenmeye niyetin yoksa eline bile dokunamazsın kuralını isterler mi bazı medeni (!)lerimiz
Ayrıca istisnai bir durum olan ve toplumun devamını amaçlayan bu tür konular hakkındaki sorular genelde cevap almak için sorulan sorulardan değildir, art niyetli sorulardır.
ISLAM NORMALDE HER ERKE?IN BIR KADINLA EVLILI?INI TAVSIYE EDER AMA YA ŞARTLAR DE?IŞIRSE?:TÜRKIYE CUMHURIYETINDE KADIN NÜFUSU ERKEK NÜFUSUNU GEÇTI:
ERKEK:35.171.000
KADIN:35.362.000 ( POSTA:06.05.2003)
KAZAKISTAN'DA VE MALEZYA'DA DURUM DAHA ILERI BOYUTLARDA ;IKI ÜÇ KADINA BIR ERKEK DÜŞÜYOR NÜFUS OLARAK...ÇA?DAŞ(!) SISTEM DIYOR KI BIR ERKE?E BIR KADIN YA DI?ERLERI NE YAPACAK...!?ISLAM'DA DIYOR BIR ERKE?E BIR KADIN AMA ŞARTLAR DE?IŞINCE YOLU AÇIYOR VE BELLI ŞARTLARDA IKINCI EŞE DE IZIN VERIYOR!
KAZAKISTAN'IN %70'I KADIN.16 MILYONLUK KAZAKISTAN'DA KADIN NUFUSU 11 MILYONA YAKLAŞMIŞ DURUMDA .( Gözcü :30.03.2006)
BOŞANMA
Bazı çevreler, Islâm’da kadının boşanma hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere «boş ol » dese boşanma vuku bulur, iddasındadırlar.
Dilin kemiği yok, iftira atışları serbest. Ama cevap hakkımız saklı.
Öncelikle Islâm’da kadınında boşanma hakkı vardır. Evlenirken «benim de boşanma hakkım var kabul ediyor musun ?» sorusuna evet diyen ve bunu yazılı belge haline getiren bir erkekle evlenen her kadın kocasını boşayabilir.
Ayrıca Islâm’da «bir saniyede üç cümle ile boşanma gibi yani boş ol » ile boşanma yoktur. En az üç ay süren bir boşanma.
I. Ay: Kadın erkek, kadıya (hakime) gider. Boşanmak istetiklerini söylerler. Kadı onlara bir ay mühlet verir ve barışmalarını tavsiye eder.
II.Ay : Eşler yine gelirlerse kadı (hakim) onları yine gönderir. Ailelerinin çağırıp onlara tavsiyede bulunmalarını söyler. Bir ayda büyüklerinin nasihatları ile geçer.
III. Ay : Vazgeçmemişlerse kadı onlara; son bir ay , yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir der.
Islami yaşam ve batı tarzı yaşam, hangi yaşam tarzı insanı mutlu kılar, hangisinde boşanma aza indirgenir. Cevabı batılı bir araştırmacıdan, Gibbon’dan alalım :
300 senelik Osmanlı dönemi Istanbul arşivini inceleyen Gibbons, 300 senede Istanbul’da toplam 10 boşanma davasının olduğunu araştırmaları sonucu bulmuştur. Ya günümüzde 3 saatte sadece Istanbul ‘un bir mahkemesinde kaç boşanma davası görülmektedir ?
Hangi toplum huzur içinde yaşamaktadır ? ...
Not: Seçme ve seçilme hakkı kadınlara Hz. Resul döneminde verilmişti.Hz. resul “Akabe biatlarında “ kadınlardanda biat (kabul oyu ) almıştı fakat ilerki yıllarda iktidarı elinde bulunduran bazı çevreler erkeklerden olduğu gibi kadınlardan da seçme ve seçilme hakkını almışlardır... Dolayısı ile çağımız, müslümanların (.....) hatasını yine islama mal ederek, islmda kadının seçme ve seçilme hakkının olmadığı, gibi yanlış bir sonuca varmışlardır.
KADININ ŞAHITLI?I
Şahitlik konusunda iki kadına bir erkeği mi kabul eder Islam...?! Asla!:
Islâm hukûkunda erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum, bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil, sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim: "Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği makbûldür." buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: "Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir.." buyurmaktadırlar. Hz. Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan kadınların şâhidliğini muteber saymıştır
Aslında iki kadının şâhidliğinin bir erkeğin şâhidliğine denk olduğu iddiâsı, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan asılsız bir iddiâdır. Konu ile ilgili olarak Bakara sûresinin 282. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur:
"Ey îmân edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter."
Yukarıda görüldüğü gibi bir bütün olarak ele alındığında, âyetin genel olarak şâhidliği düzenleyen umûmî bir hüküm koymadığı, âyet-i kerîmedeki hükmün sadece vâdeli borçlanmalarla ilgili olduğu açıkça görülür.
Iki kadın şâhid önerilmesinin sebebi, birisi yanılırsa diğerinin ona hatırlatması içindir. Ancak âyette "iki kadın şâhidden biri mutlaka yanılır veya unutur" denmemektedir. "Yanılırsa veya unutursa" denmektedir.O halde iki kadın şâhidden birisi, şâhidlik ettiği borçlanma akdiyle ilgili olarak yanılmaz veya unutmazsa, şâhidliğini tam olarak yaptığı için, erkek şâhid ile kadın şâhidin şâhidlikleri yeterli, aynı zamanda eşit değerde olacaktır. Bu ise kadının şâhidliğinin, erkeğin şâhidliğine denk olabileceğini gösterir.
Neden mi? ...Çünkü o dönemde kadınlar ticaretle direk ilgilenmiyordu...Hatta Hz. Hatice bile kendi işlerini erkeklere, ticaretini erkeklere yaptırıyordu...!O dönemde kendi ilgi alanlarının dışındaki " vadeli borçlar " konusundaki bu istisnai hükümü genelleştirmek sadece önyargı ifadesidir...Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi kendi ilgi alanlarında olan işler için - mesela doğum,emzirme... - her kişinin tek şahitliği kabul edilmektedir...
Günümüzde ekonomi özel ilgi alanına giren - ekonomi alanında eğitim gören kadınlar mesela - kadınlar için bu ayet tabii kendilerini sınırlandırmaz...Çünkü "unutma ve ilgi alanı olup olmama " temel sebep...Bu sebep ortadan kalkınca hükümde kalkar...veya bu şartlara uyan - ilgilenmeyen, unutan,ilgi duymayan dolayısı ile aklında tutma ihtimali daha az olan - kimsenin şahitliğinde ilgilenen gruba göre iki kişi şartı aranır.Vadeli borçlarda şahitlikte esas olan bunlardır - ilgi, alaka,işin içinde olup olamam ve dolayısı ile ilgi ile paralel unutup unutmama- yoksa cinsiyet :kadın erkek olup olmama değil ...!
MEVZU HADISLER VE KADIN
Hadis, peygamber efendimizin sözlerine denir. Mevzu hadis, kendi şahsi, siyasi,... emellerine ulaşmak için peygamberimizin ağzından uydurulan, Hz. Resül'ün söylemediği halde kendisine mal edilen sözlerdir. Uydurma- mevzu hadisler genellikle kadınlar, siyasi görüşler, ırkçılığa dayanan konular... çerçevesinde dönmektedir.
Kadınla ilgili bazı uydurma-mevzu hadisler:
" Kadınlara okuma- yazma öğretmeyin: " Ibn-i Cevzi, Ibn-i Hıbban, Ibn-i Adıyy hadisi kabul etmez, uydurmadır derler. (Kitabul Mevzuat 2/268)
" Kadınlarla istişare edin, onlara tanışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın": Sehavi ve Ibn-i Arrak hadisi merfu görmezler. Ebu Hatim, Ibn-i Adıyy , Ibn-i Cevzi, Ibn-i Hıbban hadisin uydurma olduğu görüşündedirler. ( El- Makasıdul Hasene: 248 , Tezkiretul mevzuat :128, Tenzihuş Şeria : 2-204, Silsiletul Ehadis: 432 ) .Ayrıca, Hz. Resul Ümmü Seleme ile istişarede de bulunmuştur (Makasıdul Ha-sene: 585, Silsile: 436, Keşful Hafa :2-3)
" Kadınlara iteat pişmanlıktır." : Sehavi, Ukayli hadisi uydurma kabul ederler. ( Tezkiratul Mevzuat : 128, Kitabul Mevzuat : 2, 272)
" Kadınlar olmasaydı Allah'a hakkıyla ibadet edilirdi". Suyuti, Buhari, Ibn-i Adıyy, Ebu Hatim, Ibn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, Ibn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler. ( Silsiletul Ehadisuzzaif : 74, Tenzihuşşeria : 1/62, El-leali : 2/59)
" Kadınlar olmasaydı, erkekler cennete girerdi." : Ibn-i Arrak, Es- sakafi hadisi kabul etmezler. ( Camiussağir: 2/113)
"Güzele bakmak sevaptır veya ibadettir, gözü kuvvetlendirir.." : Ebu Nuaym, Durekutni, Ibn-i Cevzi, Sehavi, Ibn-i Hacer, Iraki, Zehebi, Ibn-i Kayyim, Muhammed Ibn-i Arrak, Nasıruddin... hadisi uydurma kabul ederler. ( El- Maka- sıd: 129, Silsiletul Ehadissuzaif : 164, Kitabul Mevzuat: 1/63, Mevzuati Aliyyul Kari: 124, Keşful Hafa: 2/317, Tenzihuşşeria: 201...)
"Uğursuzluk kadın, at ve evdedir." : Peygamber Efendimiz Hz. Mö ammed 'in eşleri, Hz. Aişe bu sözü duyunca: Kur'an-ı indirene yemin ederim ki, bunu rivayet eden, Ebul Kasım'a (Hz. Muhammed'e) iftira etmiştir. Resulullah sadece, "Cahiliye insanları, uğursuzluk, kadın, ev ve hayvandır" dediklerini söylerler.
Hz. Resul bu sözü cahiliye dönemi (Islam öncesi dönem) insanlarının bir sözü olarak nakleder . Islam, cahiliye görüş ve adaletlerini tümden reddettiği gibi, uğursuzluk kavramını da kabul etmemekte, reddetmektedir.
" Kadınların akılları ferclerindedir :" : Sehavi, Aliyyul Kari, Acluni sözün uydurma olduğunu kabul ederler. ( El-Makasıd:292, El esrarul Merfua : 246, Keşful Hafa: 2/62))
" Döl getiren siyah bir kadın, döl getirmeyen beyaz bir kadınla hayırlıdır". Iraki, hadis uydurmadır der. ( Mevzuatı Aliyyul Kari : 73). Islâm'da hayırlı olmanın ölçüsü takva (Sevgi ile karışık korku)'dur. Ayrıca Kur'an çocuk sahibi olmanın veya olmamanın Allah'tan gelen bir imtihan vesilesi olduğunu da bildirir . (Şura Suresi : 49-50)
Karı ve kocayı birbirinin dostu ilan eden (Tevbe Suresi : 71), eşlerin ikisinin de birbirine ısınıp aralarında muhabbet ve merhamet oluşturan (Rum Suresi : 21). Allah'ü Teala'nın yüce Resül'ü "Sizler (Kız-erkek) çocuklarınızı seviniz, kız çocukları kendi kendilerini sevdirirler" buyururlar, Hz. Ömer:" Cahiliye döneminde kadınları, hiç bir şey saymazdık. Taki Islam geldi, Allah'u Teala onlardan bahsedince, o zaman kadınların üzerimizde bir takım hakları olduğunu gördük" derken, iyi amel işleyen kadın veya erkeğin cennete gideceğini bildiren (Nisa Suresi:124) dinimizin ve onun yüce ilahının kulları arasında ayırım yapacağını kabul etmek imkansızdır. O, rahman ve rahimdir.
ISLÂM ve AKRABA EVLILI?I
Akraba evliliği sakat doğumlara sebep oluyorsa Islâm akraba evliliğine neden izin vermiştir?
Sakat doğuma akraba evliliği değil, hastalık (kan uyuşmazlığı, ırsi hastalıklar...) neden olur. Yani her arkaba evliliği sakat doğuma neden olmaz, sakat doğuma neden olan hastalıklardır, hastalık akrabada olsun veya olmasın fark etmez.
Akraba olmazsa bile hastalık nedeni taşıyan her insan sakat doğuma neden olur. Ama akraba olduğu halde hastalık nedeni taşımayan insan sakat doğuma neden olmaz. O halde yasak olan hastalık nedenleridir (kan uyuşmazlığı...), akraba evliliği değil.
Islam kadını sınırlar , hayattan soyutlar mı ? :
BAŞÖRTÜSÜ : kadın saçı bir süstür ve kadınlar arasında sınıf ve seviye ayırımı olmaması için emredilmiştir. Günümüzde kuaförlere daha çok kadınlar gider ve perma , boyama ... gibi şeylere daha çok para harcar ... Ya parası ve imkanı olmayan aile ve kadınlar ne yapsın .? Işte islam bu süsü sadece mahreme - helale göstermeyi emredip , toplum içinde örtünme ile ayırımı ortadan kaldırmayı amaçlar.
TOKALAŞMA :Insanın kendi kalbi temiz olsa bile karşıdaki insanın içaleminden ve temizliğinden nasıl emin olunabilecek ki ? Ç . Çaplin ‘in ( Niçin her gördüğünüz kadının elini öpüyorsunuz diye sorana ) dediği gibi “ Bir yerden başlamak lazım “ diyen birisi ile karşılaşılamayacağını kim iddia edebilir ?
ÇALIŞMA : Islam kadının çalışmasına izin verir ( Önce Annelik görevini yapıp , gelecek nesli yetiştirdikten sonra ) amaO’nu korumak için belli şartlarla ;
Eğit–sen‘in yaptığı bir araştırmaya göre :kadın eğitimciler arasında cinsel tacize uğrayanların oranı:% 37,7‘dir
KADIN ERKEK YALNIZ KALMASI ( haremlik selamlık ) :Namahrem kadın erkek niçin birarada yalnız kalamaz ? Kadın ve erkek belli yaştan sonra anne- babası ile niçin yalnız kalamaz ? Kaynatası ile gelin neden yalnız kalamaz...? En kısa cevabı :Estens ilişki olmasın , taciz , zina artmasın diye...Her gün okunan gazetelerdeki fuhuş , cinayet, zina olaylarına haremlik – selamlık uygulansa idi olur mu idi diye bir bakılsın lütfen ...
ÖNEMLI NOT
Biz ( Kadın – erkek tüm ) Müslümanlar ; “Tesettür veya kadın hakları ...” konularında diğer sistemlere göre farklı görüşleri ileri sürüyorsak , bu bizlerin kadınlara düşmanca , önyargı ile ( ... ) bir bakış açısına sahip olmamızdan ( ! ) dolayı değil , aksine biz Müslümanlar gibi islami eğitim almayan kişilerden kadınları ve onurlarını korumak amacıyla yapılan bir iyi niyet göstergesi , nemelazımcılıktan uzak bir sorumluluk örneğidir ve Yüce Yaratıcının biz Müslümanlara yüklediği bir görevdir!...Zaten medyada , internette ve hayatta “ taciz , saldırı , kadın sömürüsü “ yapanların savundukları sistem ve ideolojilere objektif bakınca kimin “ kadınları korumak , kiminde kullanma k amacına hizmet ettiği ortaya çıkmaktadır. Kadın satan , pazarlayan ,taciz eden , sömüren KAÇ DINCI (! ) GAZETE ; INTERNET SITESI VEYA AŞIRI DINCI GÖSTERILEBILKIR KI ? ...
Biz Müslümanlar “ O mazlum , kurban bizim eşimiz ,akrabamız değil “ deyip kenara çekilmeyiz, çekilemeyiz.Bize göre dünyadaki tüm kadınlar : ya annemiz , ya eşimiz , ya da kız kardeşimizdir ( Hz. Adem’den kardeş veya Islami kardeşlik ) ; Anne ve Eşimiz bellidir, geri kalan tüm kadınlar biz Müslümanların “ bacısı “, kız kardeşidir ve biz onlara öyle bakarız. Bu ; sapıkların , metresçilerin , röntgencilerin , genelevci ve ahlak abidesi gözüken içten pazarlıkçıların hoşuna gitmese de böyledir , realite ortadadır.
HANGI KADIN ÖRGÜTÜ ; GENELEVE , ARABA LASTI?I... REKLAMINDA KADININ KULLANILMASINA KARŞI ÇIKMIŞTIR ?.ONLAR GENELEVDEKI KURBANI KURTARMAK YERINE , “ SEX EMEKÇILERININ “ EMEKLILIK HAKLARINI SAVUNURLAR ( TABII KENDI YAKINI AYNI YERDEN EMEKLI OLSUN ASLA ISTEMEZ ... ÇÜNKÜ O KADIN DA OLSA , BAŞKASININ KIZI , EŞI ,ANNESIDIR...! )
KIMSE CELLATI KURTARICI GIBI GÖSTERMEYE KALKMASIN . HER KONUDA TEK KURTULUŞ ISLAM’DADIR.
LOLITA IHTILALI
Dünkü Milliyet'in 3. sayfasında bir haber: "12 yaşındaki kız internette tanıştığı adama kaçtı."
Sayfayı çevirin:
Edirne'de sevişirken görüntülenen liseli kızın fotoğrafları... Ve günlerdir Mardin'den Sivas'a kadar Türkiye'nin dört bir yanından 12 - 13 yaşında küçük kızlara tecavüz haberleri... Madalyonun bir yüzünde ağzı salyalı sübyancılar var. Peki diğer yüzünde?..Alttan alta inanılmaz bir "ergen ihtilali" yaşadığımızın farkında mısınız?Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğünüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba? Levent'te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime inanamadım:
"14 - 15 yaşında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor"muş.Geçenlerde bir kız elinde Angelina Jolie'nin fotoğrafıyla gelmiş ve "Bununki gibi dudak istiyorum" demiş.18'lik bir lolita da göğüslerini büyütmesi için yalvarmış. "En büyük istekleri" neymiş biliyor musunuz? Zara'nın ya da Diesel'in 34 bedenine sığmak...Bunun için yarışıyorlarmış: "Çünkü televizyonda gördükleri mankenler 34 beden giyiyor. Onu giyebilmek için 44 kilo kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar. Gün boyu yedikleri, bir kase yoğurt, iki tas salata, sigara, kahve ve kola... 500 kaloriyle yaşamaya çalışıyorlar. O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikliği var. Yanlış beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale için de bize geliyorlar."Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir "patlama" olduğunu söylüyor:
"Ben de anneyim, 18'lik 'lipolu' (yağ aldırmış) kızları görünce dehşete kapılıyorum. Biriktirdiği 300 - 500 milyonla gelip 'Dudağımızı şişir' diyenleri 'Bırakın dudağınızı da gidin kafanızı şişirin' diye geri yolluyorum." Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekoloğun gözlemleri daha da çarpıcı:
"Genç nüfusta müthiş bir uyanma var" diyor. 17 - 18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor:Batı'da ergenlik yaşı 16 - 17'den 11 - 12'ye geriledi. Amerika'da 10 yaşa kadar düştü.Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor artık...Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli nedenlerinden biri "psiko - seksüel uyarımın artması"...Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması... Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler, çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor, cinselliğin keşfini hızlandırıyor.
Özellikle varlıklı kesimden gençler, lise çağında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düşüyor. Karşı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor.Anneleri mi? Onlar da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme çabasında...
Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarışıyor adeta... Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz: Iyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıştıranların kafasını koparırken, kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda nasıl çocuklara "Göğsünü değil, kütüphaneni büyüt" öğüdü verebiliriz ki? Yasak çare değil... Beyin faaliyetine itibar kazandırmaya ve öncelikler konusunda topyekün bir hesaplaşmaya ihtiyacımız var. ( MILLIYET : Can Dündar )
SANAT (!) DÜNYASINA KÜÇÜK BIR BAKIŞ :
Medyada yer bulmayana ekstra işlerde ekmek yok. Adına kısaca ekstra denilen; düğün, bayi toplantısı, açılış-kapanış ve festival konserlerine çağrılabilmek için medyada ortalarda olmak gerekiyor. Ekstranın güzelliği de dolarla verilmesi ve sıfır vergi verilmesi. Düğünde tuvalette elinize sokuşturulan bir tomar dolardan maliyenin haberi nereden olacak ki... Veren zaten ben verdim demiyor ki.Alan razı veren razı... 5 bin dolardan başlıyor (en kıytırığı bu kadar para almadan şehir dışına çıkmaz), 50 bin dolara kadar çıkıyor. En fazla alanlar ise Tarkan, Sezen Aksu ve Hülya Avşar... Önemli olan şu sıralar en çok ekstra işe giden yani dolarları çuvalla toplayan Gülben'i zayıflatıp yok etmek... Ve yerine Petek Dinçöz'ü getirmek....Gülben şimdi hem acemi hem de sahipsiz. Bir süre böyle kurda kuşa yem olarak atılacak. Tabii iki yıla kalmadan da anasının evine gönderilecek. Yerine de başka bir hatun getirilecek. Sakın acımayın. Bu doğanın kanunu. Gülben de arkasına iş adamı Erol Evcim'i aldığı zaman Ibrahim Tatlıses ve Kadir Inanır'ı kullanmış, Hülya'ya rakip gösterilmişti. Bu sayede 'star' olmuş, kaç daha yetenekli akranı şarkıcıyı sollamıştı.Ekstra kraliçelerini! incelemeye devam edelim.
Petek Dinçöz galiba bu şansını yitirdi. En büyük hamisi Star'ın patronu Hakan Uzan, bu kadar işinin arasında onunla uğraşamaz. Aşkın Nur Yengi de kendi kendini bitirdi....
Son aylarda müthiş bir atak yapan Ebru Gündeş çok popüler. Ebru'nun sahnesi de iyi. Ama konuşup, gülünce sanki... Birden çocuk oluyor. Oysa ekstra işinde seksi olmak çok önemli. Özellikle de sadece erkeklerin katıldığı bayiler toplantılarında... Ebru'yu sadece zevkle dinliyorlar ama o sahnede iken hayal kuramıyorlar. Ayrıca yanına gelip fotoğraf çektirmek de var değil mi? Sonra amca gidip karısına hava atacak.
Öyle veya böyle sahnede seksi. Estetikli göğüsleri işe yarıyor. ( Aykut Işıklar : TERCÜMAN :04.09.2003 )
Bu habere para karşılığı satılan mankenleri ( örtülü ifade ile ;evlere özel defile yapanları ...!...)...vs ekleyebilirsiniz...!
ÇA?DAŞ HAYAT ( !) VE KADIN :
Çağdaş olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar ,kendilerinin dış görünüşleri ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş durumda bulunmaktadırlar.Bilgi,görgü,zeka'dan önce uzay çağının ,21. yüzyılının kadınının (!) değeri sarı (bazen kızıl...! ) saçlar ,ikide bir değişen vücut ölçüleri daralıp bollaşan, bazen yırtık, bazen sökük ...ama daima modacılarla kumaş tröstlerinin anlaşması ile çoğu da cinsel tercihini tuhaf şekilde yapan kreasyoncularca hazırlanmış moda elbiselerini giyen ,kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj, giyim, ...hatta hayat tarzına, yaşam tarzına ( yani dinine) başkalarının karar verdiği evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi , saçlarında bigudi ...vs ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde iken girerken sabah evden çıkarken , kocasından ayrılırken makyaj yapmaya çalışan süslenen, kokular sürünen kadın ne kadar hayatında hür ve doğru karar verme hakkına sahip olabilmektedirler acaba...?Örneğimize devam edelim ;her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense eşleri ,hayat arkadaşları hanımından uzaklaşıp gözü dışarıya kaymaz mı ?Öyle ya eşine değilde dışarıdaki insanlar için süslenen kadın eşini ne kadar kendine bağlayabilir...? Kocasıda tıpkı kendi eşi gibi ,eşi için süslenmeyen ,başkaları için farkında olmadan süslenen diğer kadınlara ilgi duysa ,aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse toplumda aile ,ahlak ne hale gelir ,öyle değil mi!Flörtle başlayıp ,aşkla alevlenen ,evlilikle sonuçlanan çağdaş evlilikler ;ihanet,kısa süren evlilikler , boşanmalar asrı olan asrımızın temel kaynağı bu ters mantık olmasın sakın...! Hatalı olan ne kadın ne de kocadır, hata iki cinsede modern hayat diye bu tuhaf ve ters mantığı kabul ettirenlerdir!
Islam'da ise kadın dışarıda örtünür , süsünü ,çekiciliğini evde eşine saklar.Tabiiki aynı durum erkek içinde söz konusudur!
Yine acaba neden hostes bacılar onlarca erkeğe hizmet ederken , yemek ikram edip ,yastık kabartıp , kemer bağlarken... medeni olurlar da evlenip işini terkedip sadece eşine hizmet etmeye karar verince tenkide uğramaktadır."Hayatını güvence altına almak,ekonomik özgürlük..." sözlerinin arkasında doğru ve güvenilebilen bir eş ,hayat arkadaşı bulunamaması gibi bir mantık yatıyor olmasın sakın?
Sokakta kızımızın beline bir erkek kolunu dolasa ona kızarız da adı " dans " olunca bu harekete neden tepki göstermeyiz acaba !!?? Adı "Moda " olunca yırtık,çıplak,tuhaf elbiseleri neden doğal karşılarız ! Kızımız veya oğlumuz " don " ile dışarıda dolaşsa buna karşı çıkarız da adı " mayo veya şort " olunca neden buna karşı çıkmayız !
SUNUCU -MANKEN IPEK TENOLCAY : " MINI ETEK GIYIP , INCE ÇORAPLA GEZIYORSAN BAŞKALARIYLA FLÖRT EDIYORSUNDUR.ILTIFATLAR , BAKIŞMALAR ALDATMA DE?IL MI ?" ( MILLIYET :11.01.2003)
Eğitimli kadınlar cinsel şiddet mağduru (Milliyet:12.06.2003)
Istanbul Üniversitesi (IÜ) Adli Tıp Enstitüsü'nce, üniversite öğrencisi ve mezunu kadınlarla yapılan bir araştırma, katılımcıların büyük bir bölümünün cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığını ortaya koydu. IÜ Adli Tıp Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mustafa Fatih Yavuz ile yüksek hemşire Zehra Kayı, 591'i üniversite öğrencisi olan 700 kadınla, ''Kadın üniversite gençliği ve mezunlarına yönelik cinsel saldırı'' konulu araştırma yaptı.
Araştırma sonucunda, katılımcıların yüzde 84'ünün laf atma, açık-saçık konuşma, röntgencilik, teşhircilik, sarkıntılık, ırza geçme gibi ''sözel, görsel, dokunsal'' cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığı belirlendi. Bunlardan yüzde 44.8'inin, basit cinsel içerikli dokunuştan zorla cinsel ilişkiye kadar uzanan ''dokunsal şiddet'' türlerinden birini yaşadığı tespit edildi.
Cinsel şiddet türleri arasında ilk sırayı yüzde 81.3 ile sözel ve dokunsal olanlar aldı. Araştırmaya katılan yaklaşık her 5 kadından birinin teşhircilik eylemiyle karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. Cinsel saldırı boyutundaki eylemlerin yaklaşık yarısında fiziksel şiddet kullanıldı. Yine eylemler sırasında korkutma-tehdit ile kandırma da ilk sıralarda yer aldı.
ILK SIRADA SEVGILILER VAR
Araştırma, sanılanın aksine, cinsel şiddet eylemlerinin yabancılar değil, çoğunlukla tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Buna göre, saldırganların yüzde 95'inden fazlası tanıdık.
Çalışmaya göre, ilk sırada sevgili düzeyindeki erkek arkadaş, ikincisi sırada nişanlılık ve sözlülük ilişkisi geliyor. Üçüncü sırada ise ensest ilişki türleri var.
Araştırmada, sevgili düzeyindeki erkek arkadaşların daha çok görsel ve dokunsal cinsel şiddet türü uyguladığı dikkat çekti.
Saldırganların çok büyük çoğunluğunu ise ortalama 25 yaşındaki erkekler oluşturdu. Eylemin gerçekleştirildiği yerler arasında ilk sırayı saldırganın evi aldı.
Çalışma, eylemler nedeniyle adli makamlara başvuru oranının ise hemen hemen yok denecek kadar az olduğunu da ortaya koydu. Buna göre, adli makamlara iletilen cinsel şiddet türleri teşhircilik, cinsel içerikli dokunma ve cinsel birleşmeye teşebbüs eylemi ile sınırlı kaldı ve oranı yüzde 2-3'ü geçmedi.
Bu tür eylemleri yaşayanların, çaresizlik ve suçluluk hissiyle utanma duygusunu yaşadığı da belirlendi.
TAHMIN EDILENIN DAHA ÖTESINDE...
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Yavuz, cinsel şiddetin toplumdaki tüm bireyler için bir sorun ve tehlike olduğuna işaret etti.Prof. Dr. Yavuz, ''Bu çalışma, toplumumuzda cinsel şiddet boyutlarının tahmin edilenlerin de daha ötesinde olduğunu ortaya koyuyor'' dedi. Mağdurların adli makamlara başvurmama nedenleri arasında ilk sırayı toplumun olumsuz yaklaşımının aldığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, bunu; ispatlayama ve saldırganın misilleme yapma korkusunun takip ettiğini ifade etti.
Prof. Dr. M. Fatih Yavuz, ''Cinsel şiddet eylemlerine maruz kalma oranının yüksekliği, karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğünü de gösteriyor. Adli makamlara yansıma oranlarının çok düşük olması da, bu soruna hukuksal, sosyolojik ve medikal açıdan ciddiyetle ve yoğun bir şekilde önem verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor'' diye konuştu.
NOT : AŞA?IDAKI YAZI BIR ISLAM ALIMININ YAZISI DE?IL,AKSINE BIR YABANCI YAZARIN EVLILI?IN HAYAT BOYU MUTLU ŞEKILDE SÜRMESI IÇIN YAZDI?I EŞLERE TAVSIYELERDEN OLUŞAN BIR KITAPTAN ALINMIŞTIR !
KARŞI CINSTEN INSANLARLA ARKADAŞLIK
… Karşı cinsten insanların uzun süreli çalışma ilişkilerinde olaylar genellikle sinsice gelişir.Kişi ”Karşı cinsten filanca kişiyle sadece arkadaşız” dediklerinde kesinlikle kendilerini aldatmaktadırlar.Bazen doğru gelebilir yada ilişkinin başında doğru gelebilir. Oysa pek çok durumda karşı cinsle kurulan arkadaşlık bir süre sonra, diğerinin zekası yada mesleki yeteneğine duyulan saygıya bağlı olarak arkadaşlıktan öte bir şey haline gelmeye başlar.Ilişki adım adım daha açık ve güvenilir bir nitelik kazanır.Küçük şeyler paylaşıldıkça bir takım tesadüfler ve ortaklıklar sonucunda daha yakınlaştığınızı fark edersiniz.
Eğer evliyseniz eşinizle aranızdaki farklılıklar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bir bakmışsınız ki yeni arkadaşınızla her şeyde uyuşurken ,eşinizle hiçbir konuda uyuşmaz hale gelmişsiniz.Tabii sonunda diğer insanla (arkadaşınızla) uyum faktörü yada fiziksel çekicilik nedeniyle hormonlar faaliyete geçer ve kaçınılmaz olay nihayet gerçekleşir.Olmasını asla tasarlamadığınız şeyler olur. Konunun trajik yanı Çoğu cazip şeyin zamanla felaket getireceğinin başta inkar edilmesidir.
Karşı cinsten biriyle gözlerin SANIYENIN ONDA BIRI KADAR BIR ZAMANDA uzunca birleşmesi , koridorda yanından geçerken özel bir itina göstermek,herhangi bir yerde tesadüfen çarpışmak,TOKALAŞIRKEN veya bir şey alıp verirken ellerin bir iki saniye daha uzun tutulması,… bunlar ve bunun benzeri ipuçlarını görmemezlikten gelmek … bu gibi şeyler kırmızı bayraklardır böyle durumlarda kendinize “zararsız flört “ olamayacağını hatırlatın.
Eğer evli iseniz olan şeyi dürüstçe kabul edin – mazeret aramayın – ve eşinize bağlılığınızı hatırlayın. Iş yerinizdeki arkadaşınızla veya sekreterinizle bir kere yemeğe çıksam ne olur , demeyin : Boşanmaların yüzde yetmişi aynı iş yerinde veya yakın iş birliği halinde çalışan şahısların yakınlaşması sonucu oluşuyor.yüzde ellisi de eşlerden birinin bir alış veriş merkezinde veya otoparkta karşı cinsten biri ile tanışması ve o kişiye karşı ilgi duyması ile gerçekleşiyor.
Kısacası sekreterinizle veya işbirliği içinde olduğunuz karşı cinsle iş yemeğine veya bir yerde buluşmanızın size hiçbir kazancı olmaz , ama kaybedeceğiniz çok şey olur!
Işin gerçeği bu konuda duyarlı öğütler vardır :” evlilikten önce iffet , evli iken sadakat gerekir.”
Karşı cinsten biri ile çalışmanız gereken durumlar olacaktır. Bu durumu önleyemeyebilirsiniz ama kendi düşünce ve konuşmalarınızı pekala denetleyebilirsiniz.
Temel sorun , dostluk ile flört arasındaki çizgiyi aştığınız zaman sonuçta bir şeylerin yaşanabilecek olmasıdır.yaşananlarda kötü sonuçlar doğurur. ( Z. ZIGLAR : HAYAT BOYU FLÖRT )
REKLAMLAR VE KADIN HAKLARI :
- BIR PARTIDESINIZ ,SIZI NASIL FARKETMELERINI SAGLARSINIZ ? ...GÜLÜMSEMENIZE GÜVENEREK ( DISLERINIZLE ! )
- FARKEDECEKLER (SAÇLARINIZI ...)
- BAKALIM ILK KIM BIRISININ DIKKATINI ÇEKECEK ? ... ( TABII KI EN DEKOLTE GIYINIP, SAÇLARINI AHENKLE DANSETTIRENLER...)
KRAVAT RAKLAMINDA BUZ PATENI YAPAN MINI ETEKLI , KRAVATLI ( ! ) BAYAN, MAYO ILE GÖZLÜK REKLEMI YAPAN
MANKEN ( ! ) LER , ...; GÖZLER BAYRAM ETTI , ÜRÜN DEGIL , MANKEN ILGI TOPLADI HABERLERI ...
Sömürülmek isteyen "çağdaş(!) yaşamı savunmaya devam etsin ...taki GERÇEK yüzünmüze çarpana kadar.
HA SAHI ! ! , HIÇ KADIN SÖMÜRÜSÜ YAPAN SAHIBI ASIRI DINCI BIRI OLAN MAMÜL REKLAMI GÖRDÜNÜZ MÜ ?...
Ne ilginçtir , " sevgilinizin çıplak resmini gönderim , yayınlayalım" diyen genel yayın yönetmeni , kendi eşinin çıplak resminin yayınlamayı reddediyordu bir özel kanaldaki sohbette...!!!
15 YAŞINDA ÇA?DAŞ HAYATIN KURBANI OLDU !
MERSIN'de evlenme vaadi ile kandırılan liseli 15 yaşındaki N.Ö., sevdiği gencin kendisini terk etmesinin ardından fuhuş batağına düştü. N.Ö.'yü ïpara karşılığı pazarlamak, zorla cinsel ilişkiye girmek, oral ve grup toplu seks yapmağı iddialarından aralarında sendikacı, öğretmen, işadamı, muhasebeci, muhtar ve eski bir bürokrat eşinin de bulunduğu 11 kişi yakalandı. 2 kişi ise aranıyor. Olay, Yeni Mahalle'de oturan 46 yaşındaki anne Hamide Ö.'nün Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği şikayet dilekçesi ile ortaya çıktı. Dilekçenin Emniyet Müdürlüğü'ne havale edilmesi üzerine Ahlak Masası operasyon başlattı. Ifadesini gözyaşları içinde veren N.Ö., başından geçen olaylar zincirini tüm ayrıntısına kadar anlattı.
`EVLENECEKTIK' Genç kız geçen aralık ayında komşuları olan Gökhan Nayman'la tanışıp arkadaşlık yapamaya başladığını belirterek, ``Gökhan ile arkadaşlığımızda evine gittik. Burada bir süre oturduktan sonra bana evleneceğimizi, mutlu bir yuvamızın olacağını söyleyerek benimle sevişmeye başladı. Ben de evleneceğimiz için sesimi çıkarmadım. Daha sonra benimle evlenmeyeceğini söyleyerek ayrıldı. Ben de korktuğum için kimseye bir şey söylemedim. Daha sonra beni terk edip ortada bıraktı. Bu olaydan sonra barda tanıştığım Garip Öztürk benimle evleneceğini söyledi. O da bir süre benimle olduktan sonra kayıplara karıştı'' dedi. Yaşamı kararan genç kız ifadesinde öz teyzesi N.'nin evinde de eski Il Daimi Encümen Üyesi, Selüloz-Iş Sendikası Silifke Şube Başkanı ve MHP milletvekili aday adaylarından I.Y. ile tanıştığını ifade ederek, ``Bir gün Silifke'ye gittiğimde I. ile karşılaştım. Beni bürosuna çıkarttı. Orada ilişkiye girdikten sonra bana 30 milyon lira para verdi'' diye konuştu. ....... Işçi Nejat Ö. ile evli olan anne Hamide Ö.'nün şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında N.Ö.'nün verdiği ifadelerden sonra polis, genç kızla ilişkiye giren sendikacı, öğretmen, işadamı, emlakçı, muhasebeci, muhtar ve aracı kadınları yakalayarak gözaltına aldı. Garip Öztürk ile I.Y., T.K., M.A., B.K., G.T., H.K., M.T., O.T., R.Y., M.A. gözaltına alınırken; polis N.Ö.'yü evlenme vaadiyle kandırıp birlikte olan Gökhan N. ile ilişki kurduğu B.A.'yı ise arıyor. ( Milliyet :20 Eylül 2003 )
BIZLER GAZETELERDEKI BU TÜR I?RENÇ OLAYLARA , HABER NITELIKLI YAZILAR GÖZÜYLE BAKMAYIZ,BAKAMAYIZ !AKSINE AYNI OLAYLAR BAŞKA GENÇ KIZLARIN- SISTEMIN KURBANLARININ - BAŞINI GELMESIN DIYE HAREMLIK-SELAMLIK'I TAVSIYE ETMEKTE, SAVUNMAKTAYIZ!!!
AYRICA YUKARIDAKI MA?DUR AILE DE BIR GÜN BAŞLARINA BÖYLE BIR ŞEY GELECEK DIYE BEKLEMIYORLARDI. AYNI OLAYIN BAŞINA GELMESINI ISTEMEYEN TÜM TOPLUMA HAREMLIK-SELAMLIK'I SAVUNMALARINI TAVSIYE EDIYORUZ...SENDIKACI,Ö?RETMEN,MUHTAR,IŞADAMI,ASKER,POLIS...HEPSI OKUMUŞ INSANLAR AMA E?ITIM ,NEFSE UYMAYA-ZINA ETMEYE HATTA ZALIMLI?E-SAPIKLI?A-SÜBYANCILI?A ENGEL DE?IL...!
KISACA "HANGI ÇA?DAYIZ , 21.YY , ...VS LAFLARININ IÇI BOŞ , HEDEFI KADIN-KIZLARI ERKEKLERIN SOFRASINA YEM YAPMAKTAN BAŞKA BIR IŞE YARAMIYOR !
KADIN YÜZÜNDEN CENNET'TEN KOVULMA !
BU TEVRATTAN MÜSLÜMANLARIN ARASINA SOKULMUŞ BIR INANIŞTIR( GENESIS:3/1-14)KUR'AN ŞEYTANIN HEM HZ. ADEM HEM HZ. HAVVA ANNEMIZE VESVESE VERDI?INI BELIRTIR!( A'RAF:20). HATTA TAHA SURESI 120. AYETTE ŞEYTANIN SADECE HZ. ADEM'I ETKILEDI?I BILDIRILIR.
KADINLARIN OY KULLANMASI:
MÜMTEHINE SURESI 12. AYETTE KADINLARIN BIATLARININ - O YILLARIN OY KULLANMA ŞEKLI - KABUL EDILECE?I BELIRTILMIŞ VE BU HAK KUR'AN ILE 1400 SENE ÖNCE KADINLARA BIR HAK OLARAK TANINMIŞTIR !HZ. RESUL'DE AKABE BIATLARINDA KADINLARDAN BIAT - OY - ALMIŞTIR.AMA DAHA SONRA PADIŞAHLIK ,EMIRLIK GIBI MAKAMLAR ILE OY -BIAT SISTEMI KULLANILMADI?I IÇIN , HEM ERKEK HEM KADIN OY HAKLARINDAN MAHRUM KALMIŞTIR!
KADIN DÖVÜLÜR MÜ?:
HZ. EYYÜB ( AS) KENDISINE ASI OLAN HANIMINI DÖVMEYE KARAR AHDEDER.IYILEŞINCE ALLAH AYET INDIRIR:" ELINE BIR DEMET ÇIMEN SAPI AL VE ONUNLA VUR ! "( SAD :44).DE?NEK YERINE ÇIMEN.!
KUR'AN'DA KADINLARIN SERKEŞLIK ETME TEMAYÜLLERI HALINDE , AILE HAYATINI BITIRECEK BIR AHLAKI ZAAFIYET DURUMU HASIL OLUNCA SIRA ILE ÜÇ AŞAMALI BIR AILEYI - DOLAYISI ILE TOPLUMU - KURTARMA OPERASYONUNDAN BAHSEDILIR ( NISA : 34 ) :
( SERKEŞLIK ;AHLAKI ZAAFIYET OLDUKTAN SONRA ZATEN BOŞANMA VUKUU BULACAKTIR;DOLAYISI ILE AILELERIN DA?ILMASININ , FERT ÇOCUK,TOPLUM ÜZERINDEKI YIKICI ETKILERI ORTAYA ÇIKABILECEKTIR ! )
ISLAM AILE PARÇALANMADAN ,AILEYI KURTARMA UMUDU VARKEN ÖNLEM OLARAK ŞU TAVSIYELERDE BULUNUR:
*" NASIHAT ET " : HANIMIN ADININ KÖTÜYE ÇIKMASINDAN,ÇOCU?UN ANNE ŞEFKATINDEN MAHRUM KALMASINA,AILENIN DA?ILMASINA,...OLAYLARA GENEL BAKMASI IÇIN KADINA NASIHATTE BULUNUR ÖNCELIKLE EŞI...!
* " YATAKLARI AYIRMA " : KADININ KÖTÜ E?ILIMLERINI ENGELLEMEK IÇIN , PSIKOLOJIK OLARAK , AYRI KALMANIN ,YAPTIKLARINI DÜŞÜNMENIN , KÖTÜ EYLEMLERIN SONUCUNU KAVRAYABILMESI IÇIN BIR ORTAM HAZIRLANIR.KADIN YALNIZ KALINCA DÜŞÜNÜR,HATASINI ANLAMASI ISTENIR.
* " AILE DA?ILMASIN ,KADIN-ERKEK-ÇOCUK VE GELECE?IN TOPLUMU IÇIN SON OLARAK YÜZE OLMAMAK ŞARTI ILE , BELKI DE OT SAPI ILE ( KADIN DÖVÜLÜR DEMIYORUZ , BU DÖVME DE?ILDIR VE ISLAM'DA YDÖVME YOKTUR,... ) KADININ AHLAKI ZAAFIYET GURURU , KÖTÜLÜ?E YÖNELMIŞ NEFSI , ,ISTEKLERI KIRILIR VE AILE DA?ILMADAN SON KURTARMA OPERASYONU GERÇEKLEŞTIRILMIŞ OLUNUR!
HALA DURUM ÜMITSIZ ISE BOŞANMA GERÇEKLEŞTIRILIR!
NOTLAR: KADIN HAKLARI :
"Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Kur'ân-i Kerîm 16 (en-Nahl)/58 ) Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyet insanının kadina bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki, "Allah diledigine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir, dilediğini de kısır yapar."(Kur'ân-i Kerîm 42 (es-Sûrâ)/49)
Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Sefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimizin vasiyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildigi için, Efendimiz kız çocuklarının, egitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetistiren babanin, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, edep3) duyurur. Çocugun kız doğmasında da erkekte oldugu gibi, "Şükür" olarak "akîka" kurbani kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu egitimi yaptırılırr. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale ugrayacaklarını bildigi için, Peygamberimiz özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'in (s.a.) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)
Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sira evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve ayni zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.
Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alir. Mihir onun Allah'ça belirlenmiş en tabii hakki ve hayat garantisidir. Harcama sahasi, mesru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayir yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkegin sırtınadır. Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.
Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (Bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)
Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.
Kadının hak-hukuk tanımayıp isyan etmesi dışında, sudan bahanelerle erkek karısını dövemez, (Karının dövülmesi konusunda Kur'ân-ı Kerîm 4 (en-Nisâ)/34 âyeti ve tefsirlerine bakılabilir. Örnek olarak bk. Ibn Kesîr N/257; Kurtubî NI/170,172,173; Elmali N/1351; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Müslim hac 147; Tirmizi, Rada'11; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Halebî Sagîr s. 395; Halebî Kebîrs. 621; Canan, Terbiyes. 391;) hastalık kıskançlığından kaynaklanan süphesinden ötürü karısını anî baskınlarla rahatsız edemez. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadîslerinde ailesinden uzun zaman ayrı kalan birisinin, haber vermeden gece ansızın eve gelmesini yasaklamıstır. Bunda ayrıca koltuk altı, etek tıraşı ve süslenip taranmayla kocasına hazirlik yapabilme imkâni bulması da, sebep olarak zikredilmiştir. (Bu konuda bir hadîs-i serîfin meâli söyledir: "(Uzaklardan) geceleyin geldiginde hanımın yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın. (gelişine hazırlansın)" Buhârî, nikâli 121,122; Müslim, radâ' 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163; Müsned NI/298. Hadîs serhleri buna sebep olarak bir de, eve geceleyin aniden girmesinin, hanımının ihanetinden süphelendiği anlamına gelebileceği ihtimalini gösterirler.)
Kocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz, karısını düsünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani hayvana benzetmiş ve sevişip oksama olmadan cinsel iliskiye geçilmemesini tavsiye etmistir. (Deylemî'den, Gazâlî, Ihyâ N/52 (Terc. N/129); Ayrıca bk. Suyutî, el Camiu's-sagîr (Fethu'I-Kadîr ile) VI/323) Çünkü erkek bakmakla hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel iliskiye ancak uzun bir okşama döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir. Cinsel iliskide sadece kendisini düsünen erkekler, karşısındakine zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.
Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel iliski yapamayan erkekten kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.
Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafı erkeğe aittir. Yılda en az yazlık ve kışlık olmak üzere iki takim elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlık söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.
Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasina aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir is yapmak zorunda değildir.
Ihtiyaç duyarsa kocasıyla aylık nafaka miktarında anlaşırlar. Yetmediğini anlarsa artırmasını ister, koca kabul etmezse mahkemeye başvurabilir.
Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmistir. Hattâ cinsel iliskiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocugu dışındakiler için de aynı sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.
Erkeğin haklarına bir zarar vermeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır.
Âdet ve lohus
Kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır." buyurarak daha yedinci yüzyılda yüzyirmi dört bin müslüman hacı namzedine karşı, kadınların haklarını ilk olarak açıklamışlardır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde: "Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin, onlara çirkin demeyin, fenâ söz söylemeyin!" buyurmuşlardır. Kadınlarla iyi geçinmek Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: "Kadınlarınızla iyi geçinin; eğer onlardan hoşlanmadı iseniz bile!.. Olabilir ki bir şey, sizin hoşunuza gitmez de, Allâh onda bir çok hayır takdîr etmiş bulunur."
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu konuda: "Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!" buyurmaktadır. Kadınlara karşı daima hoşgörülü olmalıdır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: "Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen memnûn olabilir." buyurulur.Bir insanın her işi ve her huyu hoşumuza gitmeyebilir. Fakat iyi niyetli ve ülfet edilir insan, kendi hanımında hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir.
Onlarla kendisini memnûn ve mes’ûd edebilir. Bunun için ayıp aramaya değil, meziyet aramaya bakmalıdır.Zîrâ mârifet iltifâta tâbîdir. Iltifatsız mârifet zâyîdir.
"Cennet annelerin ayağı altındadır. " diyen dinimiz kadına hak etmiş olduğu değeri vermiştir. Islamiyet’in ilk şehidi bir kadındır. Ilk Müslüman bir kadındır. Peygambe-rimizin soyu kızından devam eder. Hz. Ebubekir’in kitap haline getirdiği dünyadaki tek Kur’an-ı Kerim Hz.Ebubekir, Ömer, Osman dönemlerinde onlarca yıl bir kadının yanında kalmıştır. O dönemde ise Hıristiyanlar şunu tartışıyordu bir kadın Incil’e dokunabilir mi dokunamaz mı. Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. Isa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır. Fakat mesela, rical (erkekler) süresi yoktur.
ISLAM'DA KADINA VERILEN DE?ER
Peygamberimizin ağzından uydurulan, mevzu - yalan hadisleri ve anlamı saptırılan ayet-i kerimelerin yorumunu bir kenara bırakırsak Islamiyet’i tanımayan bazı insanlar Islamiyet’te kadınlara değer verilmediği kadının erkeğin yarısı kabul edildiğini iddia etmektedirler.
MIRAS
Mirasta erkeğe kadına verilen miktarın iki katı verildiğini söyleyerek kadına haksızlık yapıldığını iddia ederler. Halbuki Islamiyet’te kadın erkek mirasta eşit pay alırlar. Anne, baba, dede, nine... kadın erkek oldukları halde eşit pay alırlar.
Sadece kız ve erkek kardeşlerde kız kardeşe erkek kardeşin yarısı kadar verilir. Burada sanki bir haksızlık varmış gibi gözükmektedir. Fakat, örneğin baba vefat etse babanın üç dairesi olsa kız kardeş bir erkek kardeş iki daire alırlar. Kız kardeş bir erkekle evleneceği zaman kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur. Erkek kardeşinde kendi iki payıyla beraber bir kızla evlenirken evleneceği kızın bir payıyla beraber onlarında toplam üç payı olur. Ayrıca erkek kardeş evleneceği kıza mihir verir.ISLAMDA BAŞLIK PARASI YOKTUR , MIHIR KADINA BOŞANMA VUKU BULURSA BIR SOSYAL GÜVENLIK OLSUN DIYE - SIGORTA- VERILIR! Böylece iki dairesi erimeye başlar. Yine erkek kardeş hayatları boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek, yatacak, yakacak...) karşılamak zorundadır. Iki dairesi erimeye devam eder. Halbuki kız kardeş mihir alır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve çocuklarına erkek bakmak zorundadır. Kendi bir dairesini ise ailesine harcamak zorunda değildir. O dairesi onun harçlığıdır; satar, bağışlar, kiraya verir... Isterse kocasına da verebilir.
Kız kardeşe erkek kardeşe verilen miras miktarının yarısı verilmiştir. Anne, baba, dede, nine ... eşit pay alırken kız kardeş ile erkek kardeşte sanki haksızlık varmış gibi gözükür.
Miras : 3 daire
Erkek kardeş Kız kardeş
2 1
1-) Kız kardeş Erkek 2-) Kız Erkek kardeş 1
2
1
2
evleniyor + = 3 3= + evleniyor
Mihir, Nafaka (+) Mihir, Nafaka (-)
Görüldüğü gibi erkek kardeşe çok miras payı verilmesinin sebebi onun toplum içindeki ağır sorumluluğundan dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı hep harcayacak , hep eksilecektir. Kız kardeş ise aldığı bir payın yanında mihir, nafaka alacak. Malı artacaktır. Bir payı da kendinin olacaktır. Görüldüğü gibi ilk başta erkek kardeş fazla pay alır gibi görünürse de iş alınan payların dağılımına kullanılmasına gelince kız kardeşin az payı ile erkek kardeşinden daha fazla imkan olanak paya sahip hale geldiği görülmektedir. Erkek kardeşe ailesine -Eşine - verilmesi için fazla verilmiştir. Zamanla bu oran kız kardeş lehine değişmektedir.
EŞITLIK
Allah kadınla erkeği eşit yaratmamıştır. Her ikisini de insan olma yönünden, akıl, bilgi, kültür yönünden eşit olsa da, kadın erkekten daha duygusal daha hissidir. Erkek ise daha katı, olaylara daha sert,duygusal yoğunluğu az olan bir açıdan bakar. Bu psikolojik yönden farklılıktır. Biyolojik yönden, erkekte kas daha fazla iken kadında yağ daha fazladır.
Bu durum erkeğin kadından üstün olduğunu göstermez.Kadın daha duygusal erkek daha az duygusal, kadın daha çok acır, sevgi hayatında daha önemli bir yer kapsar, erkekte ise daha az. Erkek daha güçlü-kaslıdır, kadın daha az güçlü ve kaslı...
Her iki cinsinde üstün- eksik yönleri vardır. (Akılda, düşüncede ... her iki cinside eşittir ve birbirlerini geçebilirler.)
Bu durum erkeğin üstünlüğünü veya kadının zayıflığını göstermez. Aksine bu durum her iki cinsin ayrı yaratılış özelliklerinin doğal sonucudur. Bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna göre ayarlamalıyız.
Islam kadın - erkek eşitliğini değil kadın erkek adaletini savunur. Eşitlik adalet demek değildir. Eşitlikte mesela, kadına da erkeğe de 100 kg yükte 50 şer kilo her iki cinse vermek vardır. Adalette daha kaslı olan erkeğe daha fazla daha az kaslı kadına daha az yük vermek vardır. Yaratılış özelliğini kabul bunu gerektirir.
Ingiliz kraliyet ordusunda , kadın erkek tüm askerlere “ aynı eğitim proğramının “ uygulanması , kraliyet ordusu fizikçilerinden Yarbay Ian Gemmel ‘i : Fırsat eşitliği adı altında kadın askerler eziliyor , diye isyan ettirir.
Erkek askerlerin eğitimi sırasında yaralanma oranı yüzde 1.5 iken , kadınlarda bu oran yüzde 11.1 ‘lere kadar çıkmaktadır .Yarbay Gemmel’e göre bunun nedeni :
Kadın kas ve kemik yapısı erkeklere göre daha zayıf . Aynı eğitim kadın bedeninde erkeklere oranla % 39 daha fazla baskı oluşturuyor.
Belirli kas olgunluğuna ulaşmak için erkek askerlerin 3 ay çalışması yeterli iken , kadınların 6 ay çalışması gerekir.
Bu kadın askerlerden 40 tanesi ordu'yu " bize fazla yükleniliyor " diyerek mahkemeye başvururlar ( The Sunday Times :10.03.2002)
NASIL KI OKULLARDA ÇOCUKLARI YETENEKLERINE GÖRE YÖNLENDIRIP E?ITMEK SAVUNULACAK BIR DURUMSA , ISLAM'DA DA KADIN VE ERKE?E DO?A VE YAPILARINA UYGUN GÖREV DA?ILIMI YAPILMAKTADIR.RESIME YETENEKLI BIR Ö?RENCIYI MATEMATIK PR.'U YAPMAK NASIL MANTIKSIZLIK ISE KADIN VE ERKEKLERE DE MIZACLARINA TERS GÖREV YÜKLEMEK O KADAR TERSTIR. BIR ERKEKTEN NE KADAR ANA SINIFI Ö?RETMENI OLABILIR, HANIMLARLA KIYASLARSAK...?
IngIlIz donanmasındaki kadın askerlerin dörtte biri cinsel tacize uğramış
Ingiltere'de kraliyet donanmasında görev yapan kadın askerlerin dörtte birinin, görevleri sırasında en az bir kez cinsel tacize uğradığı açıklandı.
Donanmadaki cinsel tacizin kabul edilemez bir düzeye - demek kabul edılebılır Bır duzeyı de var ...!-ulaştığını açıklayan Savunma Bakanlığı, bundan sonra her vaka için disiplin işlemiyle yetinilmeyip adli işlem yapılacağını duyurdu.Ingiltere'de sadece 2002 yılında donanmada görev yapan 2500'e yakın kadın asker gemide ya da üste bulundukları sırada tacize uğradıkları gerekçesiyle şikayette bulundu. 2003 yılında ise donanmada görev yapan kadınların yüzde 22'sinin bu tür şikayetlerde bulunduğu açıklandı. Bu rakam, 2005 yılında yüzde 25'e kadar yükselirken, donanmada görev yapan kadınların üçte biri şikayetlerinin adil biçimde ele alınıp değerlendirilmediğinden de yakındı. Genel olarak Ingiliz ordusunda, aynı türdeki şikayetlerin oranının ise yüzde 12 olduğu belirtildi. ( Milliyet : 24.06.2005 ) ya ŞIKAYET edılmeyen, edılemeyenler...!
Kadın subay ve askerlerin yarısı cinsel tacize uğramış
Ingiltere'de Kraliyet Hava Kuvvetleri içinde hazırlanan bir rapor, hava kuvvetleri mensubu kadın asker ve subayların yarısının iş hayatları boyunca en az bir kez cinsel tacize uğradıklarını ortaya koydu.Independent on Sunday gazetesi tarafından ele geçirilen rapora göre, son 12 ayda 1000 kadın asker üstlerine yaptıkları başvuruda bir meslektaşı hakkında cinsel taciz suçlamasında bulundu.Kadın asker ve subayların en az iki kez karşı cinsteki üstleri tarafından taciz edildiklerinin de rapor yazarları tarafından ortaya konulduğunu öne süren Independent, kadın asker ve subayların en azından cinsel konularda sözle sarkıntılık edilerek rahatsız edildiklerini kaydetti.Cinsel tacize uğrayanların sadece yarısının şikayette bulunduğunu iddia eden Independent, üç yıl önce de benzer bir raporun yayımlandığını, karşılaştırma yapıldığında taciz sayısının büyük artış gösterdiğinin anlaşıldığını belirtti. Independent, ''Bu durum da ordu komuta kademesini büyük bir kaygıya sürüklüyor'' diye yazdı.Raporun, hava kuvvetlerinde sadece kadın değil erkek asker ve subayların da tacize uğradıklarını ortaya koyduğunu duyuran Independent, erkek subayların ayrıca bazı gruplar tarafından korkutularak sindirildiklerini de iddia etti. ( Milliyet :24 Ocak 2005 )
ABD ordusunda cinsel taciz arttı
AMERIKAN askerleri arasında yaşanan cinsel tacizin geçtiğimiz yıla oranla büyük bir artış gösterdiği ortaya çıktı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan rapora göre, 2004 yılında, Amerikan askerleri arasında yaşanan ve rapor edilen cinsel taciz sayısı bin 700'den, 2005'te 2 bin 374'e ulaştı. Pentagon yetkilileri askerler arasında yüzde 40'ı bulan cinsel taciz artışını yeni uyguladıkları programa bağladı. Pentagon'un yeni programı çerçevesinde cinsel tacize uğradığını beyan eden askerler, sağlık, rehberlik ve psikolojik destek alıyor. ABD ordusunda cinsel tacize uğrayanlar, çeşitli nedenlerden dolayı bu durumu rapor etmediği için cinsel taciz vakalarının pek çoğu açığa çıkmıyordu. ( Akşam 19.03.2006 )
Kadın daha duygusal olduğu için çocuk eğitimi ve büyütülmesi görevi Islâm’da daha çok kadına verilmiştir. Çünkü o duygusaldır. Acıma sevme... yoğunluğu erkekten daha fazladır. Erkek çocuk bakıcısı olamaz. Çünkü erkekte acıma, sevme, şefkat daha az yoğunluktadır. Halbuki çocuğa sevgi, anne sevgisi lazımdır. Erkek evi dışından korur. Evin mali yönden devamını sağlar. Kadın evin içişlerine bakar. Evin ahlaki yönden devamını sağlar. Kadın sadece işte çalışsa daha çok yıpranır ( o nedenle de kadınlar erkelerden daha az çalışır, daha önce emekli olur.) ve ailenin, çocuğun eğitimi ile gereği gibi meşgul olamaz. Aile düzeni bozulur. Aile bozulunca, toplum huzuru, devlet huzuru bozulur ve sosyal çöküntü başlar.
Eşit toplumda çalışan kadın çocuğunu kreşte büyütür ve sevgi yerine aldığı paraya göre muamele gören çocuk büyüyünce psikolojik sorunların içine düşer.
Kadın erkek eşit değildir birbirini tamamlayan iki elmanın yarısı gibidirler.
Her iki cinsinde eksik ve fazlalıkları vardır (kas, yağ, şefkat, merhamet, sert, mizaçlılık...) . Ama her iki cinste insan olmada aklını kullanmada ilimde kul olmada cennet-cehennem yolunda eşittir ve yarış halindedirler.
Kur’an da Allah-u Teala erkeği kadından üstün kabul eden bir ayet vardır. Ayeti incelediğimiz zaman üstünlüğün sorumluluk anlamında kullanıldığını yani erkeğin kadından daha fazla sorumluluk sahibi olduğunun ayette bildirildiği anlaşılır.
Mesela müdür ile memur. Müdürde insandır memurda. Ikisi de akıllıdır. Memurun aklı daha az veya müdürden aşağıdır diye kimse kabul etmez. Ama müdürün sorumluluğu işi yetki alanı geniş olduğu için memurdan bir üst makamdır. Ona bazı konularda emir verebilir. Ama her ikisi de insan, kul, akıl... yönünden eşit canlılardır.
Kur’an da işte sorumluluğu fazla olan erkeği kadına üstün-sorumlu kabul etmiş iş bölümünde erkeğe daha fazla sorumluluk yüklemiş yüklenen sorumluluk oranında onu idareci üstün kabul etmiştir.
Aynı durum Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında da söz konusudur. Bazı konularda kadın erkek eşitsizliği medeni kanunda da bulunmaktadır.
1-) Medeni kanun Roma hukukuna dayanır. Roma hukukunun temelinde eşitler arasında birinci erkektir ilkesi vardır. Birinci eşitsizlik budur.
2-) Ikinci eşitsizlik sen evli bir kadınsın evlendirme memuru sana demiştir ki : “ evin reisi erkektir, kadın onun muavin ve müşaviridir.” Ikinci eşitsizlikte budur.
3-) Üçüncü eşitsizlik ise sen ticaretle uğraşacağın zaman ticaret odasına kayıt olman için tüccarlığın muteber olabilmesi için kocanın yazılı muafakatı gerekir. Kocan gider bin türlü işle uğraşır kimse muafakatını almaz üçüncü eşitsizlik...
4-) Dördüncü eşitsizlik sen yurt dışına gideceğin zaman kocanın mutlaka yazılı muafakatı gerekir aksi taktirde kocan şikayet ederse gidemezsin. Dördüncü eşitsizlik
5-) Beşinci ve en kötüsü ! Kocanla birlikte borçlanacağın zaman vesayet maka-mının yani sulh mahkemesinin senin akıl baliğ olduğuna yani aklının başında olduğuna dair bir karar vermesi lazım ki kocası ile birlikte borçlandığı zaman muteber olsun. Bu da beşinci eşitsizlik.
Feminizm batı toplumlarında başlamış bir harekettir ve o tür toplumlar için zorunlu bir harekettir. Çünkü Avrupa’da kadın, insan mıdır ? Incil’e dokunabilir mi ? ruhu var mı diye tartışılan, alınıp satılan, akrabaya, misafire peşkeş çekilen, çalışınca ücreti az verilen ... bir canlı olarak görülür.
Böyle toplumlarda kadın tabii ki hak arama yarışına girişip, reaksiyon gösterip, ileri atılacaktır, hakkını arayacaktır.
Fakat Islam toplumlarında kadının ne insan olma yönünün tartışılması, ne Kur’an’a dokunmaması durumu, ne alıp satılımı- fahişelik - durumu söz konusudur. Islâm’da kadın annelik görevini yerine getirdikten sonra doktor, hemşire, avukat, öğretmen, ... olabilir. Hatta bazı kadınların yukarıdaki mesleklere sahip olmaları farzı kifayedir, bir toplumda mutlaka olmalıdır.
Batıda hak arama adalet arama mücadelesi sonunda sınırlarını zorlamış haklı mücadele aşırı uçlara kaymıştır. Eşitlik istekleri sonunda insan olma, kadın gücünü, hissiyatını, duygu sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Vucud geliştiren ; kaslı kadınlar, halter kaldıran, boks yapan ... kadınlar (hepsinde de, yaratılış mizaçlarında olmadığı için erkeklerden daha az başarılılar). Batıda erkeklerde de bozulma had safhada da homoseksüellerin evlenmeleri, kültürel giyim tarzı dışında (Iskoçlar gibi), erkeklerin etek giymesi... insan cinsi olma sınırlarını zorlayan dinden uzak bu toplumlar ahlaksızlığın had saflarını zorlamaktadırlar.
Günümüz Türkiyesinde - 70 yıl aradan sonra , yani kadına haklarının tanındığı ( .... ) 1934’tan , 70 sene sonra yeniden kadın - erkek eşitsizliğini ( 2001 ) önleyecek yeni kanunlar çıkarılmaktadır....kadın hakları adına , kadın haklarının verildiğini iddia edilen kanunlar değiştirilirken. Işin en ilginç yönü ise GÜNÜMÜZ TÜRKIYE’SINDE ARTIK ZINA’NIN BIR SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASIDIR : Yani günümüzde zina edene medeni ( ... ) kanunlarımız ceza vermez , zinayı suç saymazken , dini nikah yaptıran insanları kanunlarımız suç işlemiş kabul edip , ceza vermektedirler.
EVLENME
Bazı çevreler, Islâm’da her erkeğin dört kadınla evlendirildiğini kadının görüşü-nün sorulmadığını kadının hakkının yenildiğini iddia ederler.
Dört kadınla evlilik (Teaddüt-ü Zevcat) Islâm’da bir emir, mutlaka yapılması gereken bir farz değildir. Belli şartlarda belli özelliğe sahip erkeklere tanınan bir olaydır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Kur’an da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye etmektedir. Dolayısıyla Islam’da tek eşlilik esastır.
Peki dört kadınla evlilik meselesi nedir ? Islâm’da bir erkeğin bir, iki, üç en çok dört kadınla evlenmesini belli şartlar dahilinde izin vardır. Bunlar kısaca şöyledir :
1-) Ilk hanımın izin vermesi : Kadın kocası ile evlenirken, kocasına, benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim der, erkekte kabul ederse bir daha başka bir kadınla erkek evlenmez.
Eğer hanımı izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla evlenebilir.
2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla evlenebilir. Mesela ; bir savaş olsa erkeklerin sayısı ülke düzeyinde azalsa (her savaşta olduğu gibi) ülkede kadın nüfusu çok, erkek nüfusu az olsa. Medeni kanunlara göre her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan eşitliğin üstünde fazla olan kadınlar ne yapacak? Zina mı, fuhuş mu ? ( I. Dünya savaşından sonra Almanya’da, Fransa’da olduğu gibi )
Medeni kanunlar buna bir çözüm üretemiyor. Ama Islam’ın (tek kadınla eşlilik genel tavsiyesi yanında) Taaddüt-ü Zevcat meselesi gündeme gelir. Sorun kendiliğinden çözülür.
Ilk hanımın iznini alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu belli olur. Toplum ahlakı bozulmamış olur. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söyler : “Ben Taaddüt-ü Zevcatı bir kusur değil, kemali eser olduğuna inanıyorum.”
Zaten Avrupa’da tek eşle yaşayan, zina etmeyen , çocuğu belli olan kaç toplum vardır. Kendi toplumunun yapısını çok iyi ben Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir : Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir.
Erkek hanımını neden kandırsın ki ? Ya izin alır evlenir yada asla zina yapmaz. Batı ise zina, fuhuş, homo-lezbiyen bir toplum olma yolunda, hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş lut kavmi konumundadır. Bu nedenle Angutil, “Acele T. zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat toplumsal bir suç olmaktadır.” demektedir.
Wictor Gambot, Charles Richet; tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurul-muş yalan gösteriştir derler.
Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslere, Dr. Charles Richet, Binet Sanglet... batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği savunurlar.
3-) Hanımı izin verirse, ( mali, sosyal-kültürel) şartlarda uygun olsa, erkek kendine sorar: Alacağım yeni eş ile eski eşim arasında adaleti sağlayabilecek miyim ? ikisinin çocuklarında da maddi-manevi adaleti gerçekleştirebilir miyim ? cevabı hayır ise erkek yine evlenemez, hanımı izin verse de. Yani üçüncü şart “adalet” dir.
Bu üç şartta bir arada olmalı. Biri eksik olsa, ikinci eş yasaktır.
Özetle erkek ikinci eşle evlenmek isterse; hanımından izin , kendisinden adalet şartına uyma, şartlarında uygun olması gerekir.
Bir erkeğe dört kadınla evlenme izni varda, bir kadına neden dört erkekle evlenme izni yok ?
1- Çocuk olsa kimin olduğu nasıl belli olacak. Neslin devamı, miras... buna bağlı. Günümüzde bu DNA testleri ile anlaşılabilir. Ya 1400 seneden beri geçen sürede bu nasıl anlaşılacaktı ? O dönemde de Islam, insan ve evlilik vardı.
2-) Pr. Forel’inde belirttiği gibi erkek çok kadına temayüllüdür. Ama kadın bir erkeği sever (onunla evlenir veya evlenemez..).
3-) Kadın gebe kalınca 4 erkek ne yapar ?
4-) Kadın dokuz ayda, erkek bir kaç günde çocuk sahibi olurlar.
5-) Erkek kıskançtır. (Islâm’da ikinci eş ilk hanımın iznine bağlıdır.)
Şimdi bir örnek verelim :
Bir mümin erkek ve kadın düşünelim. Erkek hanımına kötü yoldaki bir kadını gösterip bana izin ver onunla evlenip onu kötü yoldan kurtaralım dese hanımda izin verse , şartlar uygun olsa adaletli davranacağına erkek kanaat getirirse ve o kadınla evlenirse... boyalı basın olayı nasıl değerlendirir ?
“Erkeğe bak, eşi üzerine kuma aldı. Bu adam aşırı dinci, yobaz der, kadın haklarını savunur rolüne girişmez mi; araba lastiği reklamında mayolu kadınları podyumda yürüten bu medya ?
Kadını bataklıktan kurtarmak suç, onu her gün bir kaç erkeğe satma çağdaşlık kabul edilir. Sanki o satılan kadınlar birinin kızı, kardeşi, annesi değil, uzaydan geldiler...!
Metres hayatını savunanlar T.Zevcata karşıdırlar. Genç kızları kandırıp kullanıp atmak varken evlenmeye niyetin yoksa eline bile dokunamazsın kuralını isterler mi bazı medeni (!)lerimiz
Ayrıca istisnai bir durum olan ve toplumun devamını amaçlayan bu tür konular hakkındaki sorular genelde cevap almak için sorulan sorulardan değildir, art niyetli sorulardır.
ISLAM NORMALDE HER ERKE?IN BIR KADINLA EVLILI?INI TAVSIYE EDER AMA YA ŞARTLAR DE?IŞIRSE?:TÜRKIYE CUMHURIYETINDE KADIN NÜFUSU ERKEK NÜFUSUNU GEÇTI:
ERKEK:35.171.000
KADIN:35.362.000 ( POSTA:06.05.2003)
KAZAKISTAN'DA VE MALEZYA'DA DURUM DAHA ILERI BOYUTLARDA ;IKI ÜÇ KADINA BIR ERKEK DÜŞÜYOR NÜFUS OLARAK...ÇA?DAŞ(!) SISTEM DIYOR KI BIR ERKE?E BIR KADIN YA DI?ERLERI NE YAPACAK...!?ISLAM'DA DIYOR BIR ERKE?E BIR KADIN AMA ŞARTLAR DE?IŞINCE YOLU AÇIYOR VE BELLI ŞARTLARDA IKINCI EŞE DE IZIN VERIYOR!
KAZAKISTAN'IN %70'I KADIN.16 MILYONLUK KAZAKISTAN'DA KADIN NUFUSU 11 MILYONA YAKLAŞMIŞ DURUMDA .( Gözcü :30.03.2006)
BOŞANMA
Bazı çevreler, Islâm’da kadının boşanma hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere «boş ol » dese boşanma vuku bulur, iddasındadırlar.
Dilin kemiği yok, iftira atışları serbest. Ama cevap hakkımız saklı.
Öncelikle Islâm’da kadınında boşanma hakkı vardır. Evlenirken «benim de boşanma hakkım var kabul ediyor musun ?» sorusuna evet diyen ve bunu yazılı belge haline getiren bir erkekle evlenen her kadın kocasını boşayabilir.
Ayrıca Islâm’da «bir saniyede üç cümle ile boşanma gibi yani boş ol » ile boşanma yoktur. En az üç ay süren bir boşanma.
I. Ay: Kadın erkek, kadıya (hakime) gider. Boşanmak istetiklerini söylerler. Kadı onlara bir ay mühlet verir ve barışmalarını tavsiye eder.
II.Ay : Eşler yine gelirlerse kadı (hakim) onları yine gönderir. Ailelerinin çağırıp onlara tavsiyede bulunmalarını söyler. Bir ayda büyüklerinin nasihatları ile geçer.
III. Ay : Vazgeçmemişlerse kadı onlara; son bir ay , yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir der.
Islami yaşam ve batı tarzı yaşam, hangi yaşam tarzı insanı mutlu kılar, hangisinde boşanma aza indirgenir. Cevabı batılı bir araştırmacıdan, Gibbon’dan alalım :
300 senelik Osmanlı dönemi Istanbul arşivini inceleyen Gibbons, 300 senede Istanbul’da toplam 10 boşanma davasının olduğunu araştırmaları sonucu bulmuştur. Ya günümüzde 3 saatte sadece Istanbul ‘un bir mahkemesinde kaç boşanma davası görülmektedir ?
Hangi toplum huzur içinde yaşamaktadır ? ...
Not: Seçme ve seçilme hakkı kadınlara Hz. Resul döneminde verilmişti.Hz. resul “Akabe biatlarında “ kadınlardanda biat (kabul oyu ) almıştı fakat ilerki yıllarda iktidarı elinde bulunduran bazı çevreler erkeklerden olduğu gibi kadınlardan da seçme ve seçilme hakkını almışlardır... Dolayısı ile çağımız, müslümanların (.....) hatasını yine islama mal ederek, islmda kadının seçme ve seçilme hakkının olmadığı, gibi yanlış bir sonuca varmışlardır.
KADININ ŞAHITLI?I
Şahitlik konusunda iki kadına bir erkeği mi kabul eder Islam...?! Asla!:
Islâm hukûkunda erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum, bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil, sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim: "Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği makbûldür." buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: "Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir.." buyurmaktadırlar. Hz. Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan kadınların şâhidliğini muteber saymıştır
Aslında iki kadının şâhidliğinin bir erkeğin şâhidliğine denk olduğu iddiâsı, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan asılsız bir iddiâdır. Konu ile ilgili olarak Bakara sûresinin 282. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur:
"Ey îmân edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter."
Yukarıda görüldüğü gibi bir bütün olarak ele alındığında, âyetin genel olarak şâhidliği düzenleyen umûmî bir hüküm koymadığı, âyet-i kerîmedeki hükmün sadece vâdeli borçlanmalarla ilgili olduğu açıkça görülür.
Iki kadın şâhid önerilmesinin sebebi, birisi yanılırsa diğerinin ona hatırlatması içindir. Ancak âyette "iki kadın şâhidden biri mutlaka yanılır veya unutur" denmemektedir. "Yanılırsa veya unutursa" denmektedir.O halde iki kadın şâhidden birisi, şâhidlik ettiği borçlanma akdiyle ilgili olarak yanılmaz veya unutmazsa, şâhidliğini tam olarak yaptığı için, erkek şâhid ile kadın şâhidin şâhidlikleri yeterli, aynı zamanda eşit değerde olacaktır. Bu ise kadının şâhidliğinin, erkeğin şâhidliğine denk olabileceğini gösterir.
Neden mi? ...Çünkü o dönemde kadınlar ticaretle direk ilgilenmiyordu...Hatta Hz. Hatice bile kendi işlerini erkeklere, ticaretini erkeklere yaptırıyordu...!O dönemde kendi ilgi alanlarının dışındaki " vadeli borçlar " konusundaki bu istisnai hükümü genelleştirmek sadece önyargı ifadesidir...Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi kendi ilgi alanlarında olan işler için - mesela doğum,emzirme... - her kişinin tek şahitliği kabul edilmektedir...
Günümüzde ekonomi özel ilgi alanına giren - ekonomi alanında eğitim gören kadınlar mesela - kadınlar için bu ayet tabii kendilerini sınırlandırmaz...Çünkü "unutma ve ilgi alanı olup olmama " temel sebep...Bu sebep ortadan kalkınca hükümde kalkar...veya bu şartlara uyan - ilgilenmeyen, unutan,ilgi duymayan dolayısı ile aklında tutma ihtimali daha az olan - kimsenin şahitliğinde ilgilenen gruba göre iki kişi şartı aranır.Vadeli borçlarda şahitlikte esas olan bunlardır - ilgi, alaka,işin içinde olup olamam ve dolayısı ile ilgi ile paralel unutup unutmama- yoksa cinsiyet :kadın erkek olup olmama değil ...!
MEVZU HADISLER VE KADIN
Hadis, peygamber efendimizin sözlerine denir. Mevzu hadis, kendi şahsi, siyasi,... emellerine ulaşmak için peygamberimizin ağzından uydurulan, Hz. Resül'ün söylemediği halde kendisine mal edilen sözlerdir. Uydurma- mevzu hadisler genellikle kadınlar, siyasi görüşler, ırkçılığa dayanan konular... çerçevesinde dönmektedir.
Kadınla ilgili bazı uydurma-mevzu hadisler:
" Kadınlara okuma- yazma öğretmeyin: " Ibn-i Cevzi, Ibn-i Hıbban, Ibn-i Adıyy hadisi kabul etmez, uydurmadır derler. (Kitabul Mevzuat 2/268)
" Kadınlarla istişare edin, onlara tanışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın": Sehavi ve Ibn-i Arrak hadisi merfu görmezler. Ebu Hatim, Ibn-i Adıyy , Ibn-i Cevzi, Ibn-i Hıbban hadisin uydurma olduğu görüşündedirler. ( El- Makasıdul Hasene: 248 , Tezkiretul mevzuat :128, Tenzihuş Şeria : 2-204, Silsiletul Ehadis: 432 ) .Ayrıca, Hz. Resul Ümmü Seleme ile istişarede de bulunmuştur (Makasıdul Ha-sene: 585, Silsile: 436, Keşful Hafa :2-3)
" Kadınlara iteat pişmanlıktır." : Sehavi, Ukayli hadisi uydurma kabul ederler. ( Tezkiratul Mevzuat : 128, Kitabul Mevzuat : 2, 272)
" Kadınlar olmasaydı Allah'a hakkıyla ibadet edilirdi". Suyuti, Buhari, Ibn-i Adıyy, Ebu Hatim, Ibn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, Ibn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler. ( Silsiletul Ehadisuzzaif : 74, Tenzihuşşeria : 1/62, El-leali : 2/59)
" Kadınlar olmasaydı, erkekler cennete girerdi." : Ibn-i Arrak, Es- sakafi hadisi kabul etmezler. ( Camiussağir: 2/113)
"Güzele bakmak sevaptır veya ibadettir, gözü kuvvetlendirir.." : Ebu Nuaym, Durekutni, Ibn-i Cevzi, Sehavi, Ibn-i Hacer, Iraki, Zehebi, Ibn-i Kayyim, Muhammed Ibn-i Arrak, Nasıruddin... hadisi uydurma kabul ederler. ( El- Maka- sıd: 129, Silsiletul Ehadissuzaif : 164, Kitabul Mevzuat: 1/63, Mevzuati Aliyyul Kari: 124, Keşful Hafa: 2/317, Tenzihuşşeria: 201...)
"Uğursuzluk kadın, at ve evdedir." : Peygamber Efendimiz Hz. Mö ammed 'in eşleri, Hz. Aişe bu sözü duyunca: Kur'an-ı indirene yemin ederim ki, bunu rivayet eden, Ebul Kasım'a (Hz. Muhammed'e) iftira etmiştir. Resulullah sadece, "Cahiliye insanları, uğursuzluk, kadın, ev ve hayvandır" dediklerini söylerler.
Hz. Resul bu sözü cahiliye dönemi (Islam öncesi dönem) insanlarının bir sözü olarak nakleder . Islam, cahiliye görüş ve adaletlerini tümden reddettiği gibi, uğursuzluk kavramını da kabul etmemekte, reddetmektedir.
" Kadınların akılları ferclerindedir :" : Sehavi, Aliyyul Kari, Acluni sözün uydurma olduğunu kabul ederler. ( El-Makasıd:292, El esrarul Merfua : 246, Keşful Hafa: 2/62))
" Döl getiren siyah bir kadın, döl getirmeyen beyaz bir kadınla hayırlıdır". Iraki, hadis uydurmadır der. ( Mevzuatı Aliyyul Kari : 73). Islâm'da hayırlı olmanın ölçüsü takva (Sevgi ile karışık korku)'dur. Ayrıca Kur'an çocuk sahibi olmanın veya olmamanın Allah'tan gelen bir imtihan vesilesi olduğunu da bildirir . (Şura Suresi : 49-50)
Karı ve kocayı birbirinin dostu ilan eden (Tevbe Suresi : 71), eşlerin ikisinin de birbirine ısınıp aralarında muhabbet ve merhamet oluşturan (Rum Suresi : 21). Allah'ü Teala'nın yüce Resül'ü "Sizler (Kız-erkek) çocuklarınızı seviniz, kız çocukları kendi kendilerini sevdirirler" buyururlar, Hz. Ömer:" Cahiliye döneminde kadınları, hiç bir şey saymazdık. Taki Islam geldi, Allah'u Teala onlardan bahsedince, o zaman kadınların üzerimizde bir takım hakları olduğunu gördük" derken, iyi amel işleyen kadın veya erkeğin cennete gideceğini bildiren (Nisa Suresi:124) dinimizin ve onun yüce ilahının kulları arasında ayırım yapacağını kabul etmek imkansızdır. O, rahman ve rahimdir.
ISLÂM ve AKRABA EVLILI?I
Akraba evliliği sakat doğumlara sebep oluyorsa Islâm akraba evliliğine neden izin vermiştir?
Sakat doğuma akraba evliliği değil, hastalık (kan uyuşmazlığı, ırsi hastalıklar...) neden olur. Yani her arkaba evliliği sakat doğuma neden olmaz, sakat doğuma neden olan hastalıklardır, hastalık akrabada olsun veya olmasın fark etmez.
Akraba olmazsa bile hastalık nedeni taşıyan her insan sakat doğuma neden olur. Ama akraba olduğu halde hastalık nedeni taşımayan insan sakat doğuma neden olmaz. O halde yasak olan hastalık nedenleridir (kan uyuşmazlığı...), akraba evliliği değil.
Islam kadını sınırlar , hayattan soyutlar mı ? :
BAŞÖRTÜSÜ : kadın saçı bir süstür ve kadınlar arasında sınıf ve seviye ayırımı olmaması için emredilmiştir. Günümüzde kuaförlere daha çok kadınlar gider ve perma , boyama ... gibi şeylere daha çok para harcar ... Ya parası ve imkanı olmayan aile ve kadınlar ne yapsın .? Işte islam bu süsü sadece mahreme - helale göstermeyi emredip , toplum içinde örtünme ile ayırımı ortadan kaldırmayı amaçlar.
TOKALAŞMA :Insanın kendi kalbi temiz olsa bile karşıdaki insanın içaleminden ve temizliğinden nasıl emin olunabilecek ki ? Ç . Çaplin ‘in ( Niçin her gördüğünüz kadının elini öpüyorsunuz diye sorana ) dediği gibi “ Bir yerden başlamak lazım “ diyen birisi ile karşılaşılamayacağını kim iddia edebilir ?
ÇALIŞMA : Islam kadının çalışmasına izin verir ( Önce Annelik görevini yapıp , gelecek nesli yetiştirdikten sonra ) amaO’nu korumak için belli şartlarla ;
Eğit–sen‘in yaptığı bir araştırmaya göre :kadın eğitimciler arasında cinsel tacize uğrayanların oranı:% 37,7‘dir
KADIN ERKEK YALNIZ KALMASI ( haremlik selamlık ) :Namahrem kadın erkek niçin birarada yalnız kalamaz ? Kadın ve erkek belli yaştan sonra anne- babası ile niçin yalnız kalamaz ? Kaynatası ile gelin neden yalnız kalamaz...? En kısa cevabı :Estens ilişki olmasın , taciz , zina artmasın diye...Her gün okunan gazetelerdeki fuhuş , cinayet, zina olaylarına haremlik – selamlık uygulansa idi olur mu idi diye bir bakılsın lütfen ...
ÖNEMLI NOT
Biz ( Kadın – erkek tüm ) Müslümanlar ; “Tesettür veya kadın hakları ...” konularında diğer sistemlere göre farklı görüşleri ileri sürüyorsak , bu bizlerin kadınlara düşmanca , önyargı ile ( ... ) bir bakış açısına sahip olmamızdan ( ! ) dolayı değil , aksine biz Müslümanlar gibi islami eğitim almayan kişilerden kadınları ve onurlarını korumak amacıyla yapılan bir iyi niyet göstergesi , nemelazımcılıktan uzak bir sorumluluk örneğidir ve Yüce Yaratıcının biz Müslümanlara yüklediği bir görevdir!...Zaten medyada , internette ve hayatta “ taciz , saldırı , kadın sömürüsü “ yapanların savundukları sistem ve ideolojilere objektif bakınca kimin “ kadınları korumak , kiminde kullanma k amacına hizmet ettiği ortaya çıkmaktadır. Kadın satan , pazarlayan ,taciz eden , sömüren KAÇ DINCI (! ) GAZETE ; INTERNET SITESI VEYA AŞIRI DINCI GÖSTERILEBILKIR KI ? ...
Biz Müslümanlar “ O mazlum , kurban bizim eşimiz ,akrabamız değil “ deyip kenara çekilmeyiz, çekilemeyiz.Bize göre dünyadaki tüm kadınlar : ya annemiz , ya eşimiz , ya da kız kardeşimizdir ( Hz. Adem’den kardeş veya Islami kardeşlik ) ; Anne ve Eşimiz bellidir, geri kalan tüm kadınlar biz Müslümanların “ bacısı “, kız kardeşidir ve biz onlara öyle bakarız. Bu ; sapıkların , metresçilerin , röntgencilerin , genelevci ve ahlak abidesi gözüken içten pazarlıkçıların hoşuna gitmese de böyledir , realite ortadadır.
HANGI KADIN ÖRGÜTÜ ; GENELEVE , ARABA LASTI?I... REKLAMINDA KADININ KULLANILMASINA KARŞI ÇIKMIŞTIR ?.ONLAR GENELEVDEKI KURBANI KURTARMAK YERINE , “ SEX EMEKÇILERININ “ EMEKLILIK HAKLARINI SAVUNURLAR ( TABII KENDI YAKINI AYNI YERDEN EMEKLI OLSUN ASLA ISTEMEZ ... ÇÜNKÜ O KADIN DA OLSA , BAŞKASININ KIZI , EŞI ,ANNESIDIR...! )
KIMSE CELLATI KURTARICI GIBI GÖSTERMEYE KALKMASIN . HER KONUDA TEK KURTULUŞ ISLAM’DADIR.
LOLITA IHTILALI
Dünkü Milliyet'in 3. sayfasında bir haber: "12 yaşındaki kız internette tanıştığı adama kaçtı."
Sayfayı çevirin:
Edirne'de sevişirken görüntülenen liseli kızın fotoğrafları... Ve günlerdir Mardin'den Sivas'a kadar Türkiye'nin dört bir yanından 12 - 13 yaşında küçük kızlara tecavüz haberleri... Madalyonun bir yüzünde ağzı salyalı sübyancılar var. Peki diğer yüzünde?..Alttan alta inanılmaz bir "ergen ihtilali" yaşadığımızın farkında mısınız?Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğünüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba? Levent'te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime inanamadım:
"14 - 15 yaşında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor"muş.Geçenlerde bir kız elinde Angelina Jolie'nin fotoğrafıyla gelmiş ve "Bununki gibi dudak istiyorum" demiş.18'lik bir lolita da göğüslerini büyütmesi için yalvarmış. "En büyük istekleri" neymiş biliyor musunuz? Zara'nın ya da Diesel'in 34 bedenine sığmak...Bunun için yarışıyorlarmış: "Çünkü televizyonda gördükleri mankenler 34 beden giyiyor. Onu giyebilmek için 44 kilo kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar. Gün boyu yedikleri, bir kase yoğurt, iki tas salata, sigara, kahve ve kola... 500 kaloriyle yaşamaya çalışıyorlar. O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikliği var. Yanlış beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale için de bize geliyorlar."Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir "patlama" olduğunu söylüyor:
"Ben de anneyim, 18'lik 'lipolu' (yağ aldırmış) kızları görünce dehşete kapılıyorum. Biriktirdiği 300 - 500 milyonla gelip 'Dudağımızı şişir' diyenleri 'Bırakın dudağınızı da gidin kafanızı şişirin' diye geri yolluyorum." Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekoloğun gözlemleri daha da çarpıcı:
"Genç nüfusta müthiş bir uyanma var" diyor. 17 - 18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor:Batı'da ergenlik yaşı 16 - 17'den 11 - 12'ye geriledi. Amerika'da 10 yaşa kadar düştü.Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor artık...Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli nedenlerinden biri "psiko - seksüel uyarımın artması"...Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması... Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler, çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor, cinselliğin keşfini hızlandırıyor.
Özellikle varlıklı kesimden gençler, lise çağında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düşüyor. Karşı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor.Anneleri mi? Onlar da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme çabasında...
Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarışıyor adeta... Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz: Iyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıştıranların kafasını koparırken, kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda nasıl çocuklara "Göğsünü değil, kütüphaneni büyüt" öğüdü verebiliriz ki? Yasak çare değil... Beyin faaliyetine itibar kazandırmaya ve öncelikler konusunda topyekün bir hesaplaşmaya ihtiyacımız var. ( MILLIYET : Can Dündar )
SANAT (!) DÜNYASINA KÜÇÜK BIR BAKIŞ :
Medyada yer bulmayana ekstra işlerde ekmek yok. Adına kısaca ekstra denilen; düğün, bayi toplantısı, açılış-kapanış ve festival konserlerine çağrılabilmek için medyada ortalarda olmak gerekiyor. Ekstranın güzelliği de dolarla verilmesi ve sıfır vergi verilmesi. Düğünde tuvalette elinize sokuşturulan bir tomar dolardan maliyenin haberi nereden olacak ki... Veren zaten ben verdim demiyor ki.Alan razı veren razı... 5 bin dolardan başlıyor (en kıytırığı bu kadar para almadan şehir dışına çıkmaz), 50 bin dolara kadar çıkıyor. En fazla alanlar ise Tarkan, Sezen Aksu ve Hülya Avşar... Önemli olan şu sıralar en çok ekstra işe giden yani dolarları çuvalla toplayan Gülben'i zayıflatıp yok etmek... Ve yerine Petek Dinçöz'ü getirmek....Gülben şimdi hem acemi hem de sahipsiz. Bir süre böyle kurda kuşa yem olarak atılacak. Tabii iki yıla kalmadan da anasının evine gönderilecek. Yerine de başka bir hatun getirilecek. Sakın acımayın. Bu doğanın kanunu. Gülben de arkasına iş adamı Erol Evcim'i aldığı zaman Ibrahim Tatlıses ve Kadir Inanır'ı kullanmış, Hülya'ya rakip gösterilmişti. Bu sayede 'star' olmuş, kaç daha yetenekli akranı şarkıcıyı sollamıştı.Ekstra kraliçelerini! incelemeye devam edelim.
Petek Dinçöz galiba bu şansını yitirdi. En büyük hamisi Star'ın patronu Hakan Uzan, bu kadar işinin arasında onunla uğraşamaz. Aşkın Nur Yengi de kendi kendini bitirdi....
Son aylarda müthiş bir atak yapan Ebru Gündeş çok popüler. Ebru'nun sahnesi de iyi. Ama konuşup, gülünce sanki... Birden çocuk oluyor. Oysa ekstra işinde seksi olmak çok önemli. Özellikle de sadece erkeklerin katıldığı bayiler toplantılarında... Ebru'yu sadece zevkle dinliyorlar ama o sahnede iken hayal kuramıyorlar. Ayrıca yanına gelip fotoğraf çektirmek de var değil mi? Sonra amca gidip karısına hava atacak.
Öyle veya böyle sahnede seksi. Estetikli göğüsleri işe yarıyor. ( Aykut Işıklar : TERCÜMAN :04.09.2003 )
Bu habere para karşılığı satılan mankenleri ( örtülü ifade ile ;evlere özel defile yapanları ...!...)...vs ekleyebilirsiniz...!
ÇA?DAŞ HAYAT ( !) VE KADIN :
Çağdaş olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar ,kendilerinin dış görünüşleri ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş durumda bulunmaktadırlar.Bilgi,görgü,zeka'dan önce uzay çağının ,21. yüzyılının kadınının (!) değeri sarı (bazen kızıl...! ) saçlar ,ikide bir değişen vücut ölçüleri daralıp bollaşan, bazen yırtık, bazen sökük ...ama daima modacılarla kumaş tröstlerinin anlaşması ile çoğu da cinsel tercihini tuhaf şekilde yapan kreasyoncularca hazırlanmış moda elbiselerini giyen ,kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj, giyim, ...hatta hayat tarzına, yaşam tarzına ( yani dinine) başkalarının karar verdiği evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi , saçlarında bigudi ...vs ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde iken girerken sabah evden çıkarken , kocasından ayrılırken makyaj yapmaya çalışan süslenen, kokular sürünen kadın ne kadar hayatında hür ve doğru karar verme hakkına sahip olabilmektedirler acaba...?Örneğimize devam edelim ;her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense eşleri ,hayat arkadaşları hanımından uzaklaşıp gözü dışarıya kaymaz mı ?Öyle ya eşine değilde dışarıdaki insanlar için süslenen kadın eşini ne kadar kendine bağlayabilir...? Kocasıda tıpkı kendi eşi gibi ,eşi için süslenmeyen ,başkaları için farkında olmadan süslenen diğer kadınlara ilgi duysa ,aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse toplumda aile ,ahlak ne hale gelir ,öyle değil mi!Flörtle başlayıp ,aşkla alevlenen ,evlilikle sonuçlanan çağdaş evlilikler ;ihanet,kısa süren evlilikler , boşanmalar asrı olan asrımızın temel kaynağı bu ters mantık olmasın sakın...! Hatalı olan ne kadın ne de kocadır, hata iki cinsede modern hayat diye bu tuhaf ve ters mantığı kabul ettirenlerdir!
Islam'da ise kadın dışarıda örtünür , süsünü ,çekiciliğini evde eşine saklar.Tabiiki aynı durum erkek içinde söz konusudur!
Yine acaba neden hostes bacılar onlarca erkeğe hizmet ederken , yemek ikram edip ,yastık kabartıp , kemer bağlarken... medeni olurlar da evlenip işini terkedip sadece eşine hizmet etmeye karar verince tenkide uğramaktadır."Hayatını güvence altına almak,ekonomik özgürlük..." sözlerinin arkasında doğru ve güvenilebilen bir eş ,hayat arkadaşı bulunamaması gibi bir mantık yatıyor olmasın sakın?
Sokakta kızımızın beline bir erkek kolunu dolasa ona kızarız da adı " dans " olunca bu harekete neden tepki göstermeyiz acaba !!?? Adı "Moda " olunca yırtık,çıplak,tuhaf elbiseleri neden doğal karşılarız ! Kızımız veya oğlumuz " don " ile dışarıda dolaşsa buna karşı çıkarız da adı " mayo veya şort " olunca neden buna karşı çıkmayız !
SUNUCU -MANKEN IPEK TENOLCAY : " MINI ETEK GIYIP , INCE ÇORAPLA GEZIYORSAN BAŞKALARIYLA FLÖRT EDIYORSUNDUR.ILTIFATLAR , BAKIŞMALAR ALDATMA DE?IL MI ?" ( MILLIYET :11.01.2003)
Eğitimli kadınlar cinsel şiddet mağduru (Milliyet:12.06.2003)
Istanbul Üniversitesi (IÜ) Adli Tıp Enstitüsü'nce, üniversite öğrencisi ve mezunu kadınlarla yapılan bir araştırma, katılımcıların büyük bir bölümünün cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığını ortaya koydu. IÜ Adli Tıp Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mustafa Fatih Yavuz ile yüksek hemşire Zehra Kayı, 591'i üniversite öğrencisi olan 700 kadınla, ''Kadın üniversite gençliği ve mezunlarına yönelik cinsel saldırı'' konulu araştırma yaptı.
Araştırma sonucunda, katılımcıların yüzde 84'ünün laf atma, açık-saçık konuşma, röntgencilik, teşhircilik, sarkıntılık, ırza geçme gibi ''sözel, görsel, dokunsal'' cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığı belirlendi. Bunlardan yüzde 44.8'inin, basit cinsel içerikli dokunuştan zorla cinsel ilişkiye kadar uzanan ''dokunsal şiddet'' türlerinden birini yaşadığı tespit edildi.
Cinsel şiddet türleri arasında ilk sırayı yüzde 81.3 ile sözel ve dokunsal olanlar aldı. Araştırmaya katılan yaklaşık her 5 kadından birinin teşhircilik eylemiyle karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. Cinsel saldırı boyutundaki eylemlerin yaklaşık yarısında fiziksel şiddet kullanıldı. Yine eylemler sırasında korkutma-tehdit ile kandırma da ilk sıralarda yer aldı.
ILK SIRADA SEVGILILER VAR
Araştırma, sanılanın aksine, cinsel şiddet eylemlerinin yabancılar değil, çoğunlukla tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Buna göre, saldırganların yüzde 95'inden fazlası tanıdık.
Çalışmaya göre, ilk sırada sevgili düzeyindeki erkek arkadaş, ikincisi sırada nişanlılık ve sözlülük ilişkisi geliyor. Üçüncü sırada ise ensest ilişki türleri var.
Araştırmada, sevgili düzeyindeki erkek arkadaşların daha çok görsel ve dokunsal cinsel şiddet türü uyguladığı dikkat çekti.
Saldırganların çok büyük çoğunluğunu ise ortalama 25 yaşındaki erkekler oluşturdu. Eylemin gerçekleştirildiği yerler arasında ilk sırayı saldırganın evi aldı.
Çalışma, eylemler nedeniyle adli makamlara başvuru oranının ise hemen hemen yok denecek kadar az olduğunu da ortaya koydu. Buna göre, adli makamlara iletilen cinsel şiddet türleri teşhircilik, cinsel içerikli dokunma ve cinsel birleşmeye teşebbüs eylemi ile sınırlı kaldı ve oranı yüzde 2-3'ü geçmedi.
Bu tür eylemleri yaşayanların, çaresizlik ve suçluluk hissiyle utanma duygusunu yaşadığı da belirlendi.
TAHMIN EDILENIN DAHA ÖTESINDE...
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Yavuz, cinsel şiddetin toplumdaki tüm bireyler için bir sorun ve tehlike olduğuna işaret etti.Prof. Dr. Yavuz, ''Bu çalışma, toplumumuzda cinsel şiddet boyutlarının tahmin edilenlerin de daha ötesinde olduğunu ortaya koyuyor'' dedi. Mağdurların adli makamlara başvurmama nedenleri arasında ilk sırayı toplumun olumsuz yaklaşımının aldığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, bunu; ispatlayama ve saldırganın misilleme yapma korkusunun takip ettiğini ifade etti.
Prof. Dr. M. Fatih Yavuz, ''Cinsel şiddet eylemlerine maruz kalma oranının yüksekliği, karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğünü de gösteriyor. Adli makamlara yansıma oranlarının çok düşük olması da, bu soruna hukuksal, sosyolojik ve medikal açıdan ciddiyetle ve yoğun bir şekilde önem verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor'' diye konuştu.
NOT : AŞA?IDAKI YAZI BIR ISLAM ALIMININ YAZISI DE?IL,AKSINE BIR YABANCI YAZARIN EVLILI?IN HAYAT BOYU MUTLU ŞEKILDE SÜRMESI IÇIN YAZDI?I EŞLERE TAVSIYELERDEN OLUŞAN BIR KITAPTAN ALINMIŞTIR !
KARŞI CINSTEN INSANLARLA ARKADAŞLIK
… Karşı cinsten insanların uzun süreli çalışma ilişkilerinde olaylar genellikle sinsice gelişir.Kişi ”Karşı cinsten filanca kişiyle sadece arkadaşız” dediklerinde kesinlikle kendilerini aldatmaktadırlar.Bazen doğru gelebilir yada ilişkinin başında doğru gelebilir. Oysa pek çok durumda karşı cinsle kurulan arkadaşlık bir süre sonra, diğerinin zekası yada mesleki yeteneğine duyulan saygıya bağlı olarak arkadaşlıktan öte bir şey haline gelmeye başlar.Ilişki adım adım daha açık ve güvenilir bir nitelik kazanır.Küçük şeyler paylaşıldıkça bir takım tesadüfler ve ortaklıklar sonucunda daha yakınlaştığınızı fark edersiniz.
Eğer evliyseniz eşinizle aranızdaki farklılıklar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bir bakmışsınız ki yeni arkadaşınızla her şeyde uyuşurken ,eşinizle hiçbir konuda uyuşmaz hale gelmişsiniz.Tabii sonunda diğer insanla (arkadaşınızla) uyum faktörü yada fiziksel çekicilik nedeniyle hormonlar faaliyete geçer ve kaçınılmaz olay nihayet gerçekleşir.Olmasını asla tasarlamadığınız şeyler olur. Konunun trajik yanı Çoğu cazip şeyin zamanla felaket getireceğinin başta inkar edilmesidir.
Karşı cinsten biriyle gözlerin SANIYENIN ONDA BIRI KADAR BIR ZAMANDA uzunca birleşmesi , koridorda yanından geçerken özel bir itina göstermek,herhangi bir yerde tesadüfen çarpışmak,TOKALAŞIRKEN veya bir şey alıp verirken ellerin bir iki saniye daha uzun tutulması,… bunlar ve bunun benzeri ipuçlarını görmemezlikten gelmek … bu gibi şeyler kırmızı bayraklardır böyle durumlarda kendinize “zararsız flört “ olamayacağını hatırlatın.
Eğer evli iseniz olan şeyi dürüstçe kabul edin – mazeret aramayın – ve eşinize bağlılığınızı hatırlayın. Iş yerinizdeki arkadaşınızla veya sekreterinizle bir kere yemeğe çıksam ne olur , demeyin : Boşanmaların yüzde yetmişi aynı iş yerinde veya yakın iş birliği halinde çalışan şahısların yakınlaşması sonucu oluşuyor.yüzde ellisi de eşlerden birinin bir alış veriş merkezinde veya otoparkta karşı cinsten biri ile tanışması ve o kişiye karşı ilgi duyması ile gerçekleşiyor.
Kısacası sekreterinizle veya işbirliği içinde olduğunuz karşı cinsle iş yemeğine veya bir yerde buluşmanızın size hiçbir kazancı olmaz , ama kaybedeceğiniz çok şey olur!
Işin gerçeği bu konuda duyarlı öğütler vardır :” evlilikten önce iffet , evli iken sadakat gerekir.”
Karşı cinsten biri ile çalışmanız gereken durumlar olacaktır. Bu durumu önleyemeyebilirsiniz ama kendi düşünce ve konuşmalarınızı pekala denetleyebilirsiniz.
Temel sorun , dostluk ile flört arasındaki çizgiyi aştığınız zaman sonuçta bir şeylerin yaşanabilecek olmasıdır.yaşananlarda kötü sonuçlar doğurur. ( Z. ZIGLAR : HAYAT BOYU FLÖRT )
REKLAMLAR VE KADIN HAKLARI :
- BIR PARTIDESINIZ ,SIZI NASIL FARKETMELERINI SAGLARSINIZ ? ...GÜLÜMSEMENIZE GÜVENEREK ( DISLERINIZLE ! )
- FARKEDECEKLER (SAÇLARINIZI ...)
- BAKALIM ILK KIM BIRISININ DIKKATINI ÇEKECEK ? ... ( TABII KI EN DEKOLTE GIYINIP, SAÇLARINI AHENKLE DANSETTIRENLER...)
KRAVAT RAKLAMINDA BUZ PATENI YAPAN MINI ETEKLI , KRAVATLI ( ! ) BAYAN, MAYO ILE GÖZLÜK REKLEMI YAPAN
MANKEN ( ! ) LER , ...; GÖZLER BAYRAM ETTI , ÜRÜN DEGIL , MANKEN ILGI TOPLADI HABERLERI ...
Sömürülmek isteyen "çağdaş(!) yaşamı savunmaya devam etsin ...taki GERÇEK yüzünmüze çarpana kadar.
HA SAHI ! ! , HIÇ KADIN SÖMÜRÜSÜ YAPAN SAHIBI ASIRI DINCI BIRI OLAN MAMÜL REKLAMI GÖRDÜNÜZ MÜ ?...
Ne ilginçtir , " sevgilinizin çıplak resmini gönderim , yayınlayalım" diyen genel yayın yönetmeni , kendi eşinin çıplak resminin yayınlamayı reddediyordu bir özel kanaldaki sohbette...!!!
15 YAŞINDA ÇA?DAŞ HAYATIN KURBANI OLDU !
MERSIN'de evlenme vaadi ile kandırılan liseli 15 yaşındaki N.Ö., sevdiği gencin kendisini terk etmesinin ardından fuhuş batağına düştü. N.Ö.'yü ïpara karşılığı pazarlamak, zorla cinsel ilişkiye girmek, oral ve grup toplu seks yapmağı iddialarından aralarında sendikacı, öğretmen, işadamı, muhasebeci, muhtar ve eski bir bürokrat eşinin de bulunduğu 11 kişi yakalandı. 2 kişi ise aranıyor. Olay, Yeni Mahalle'de oturan 46 yaşındaki anne Hamide Ö.'nün Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği şikayet dilekçesi ile ortaya çıktı. Dilekçenin Emniyet Müdürlüğü'ne havale edilmesi üzerine Ahlak Masası operasyon başlattı. Ifadesini gözyaşları içinde veren N.Ö., başından geçen olaylar zincirini tüm ayrıntısına kadar anlattı.
`EVLENECEKTIK' Genç kız geçen aralık ayında komşuları olan Gökhan Nayman'la tanışıp arkadaşlık yapamaya başladığını belirterek, ``Gökhan ile arkadaşlığımızda evine gittik. Burada bir süre oturduktan sonra bana evleneceğimizi, mutlu bir yuvamızın olacağını söyleyerek benimle sevişmeye başladı. Ben de evleneceğimiz için sesimi çıkarmadım. Daha sonra benimle evlenmeyeceğini söyleyerek ayrıldı. Ben de korktuğum için kimseye bir şey söylemedim. Daha sonra beni terk edip ortada bıraktı. Bu olaydan sonra barda tanıştığım Garip Öztürk benimle evleneceğini söyledi. O da bir süre benimle olduktan sonra kayıplara karıştı'' dedi. Yaşamı kararan genç kız ifadesinde öz teyzesi N.'nin evinde de eski Il Daimi Encümen Üyesi, Selüloz-Iş Sendikası Silifke Şube Başkanı ve MHP milletvekili aday adaylarından I.Y. ile tanıştığını ifade ederek, ``Bir gün Silifke'ye gittiğimde I. ile karşılaştım. Beni bürosuna çıkarttı. Orada ilişkiye girdikten sonra bana 30 milyon lira para verdi'' diye konuştu. ....... Işçi Nejat Ö. ile evli olan anne Hamide Ö.'nün şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında N.Ö.'nün verdiği ifadelerden sonra polis, genç kızla ilişkiye giren sendikacı, öğretmen, işadamı, emlakçı, muhasebeci, muhtar ve aracı kadınları yakalayarak gözaltına aldı. Garip Öztürk ile I.Y., T.K., M.A., B.K., G.T., H.K., M.T., O.T., R.Y., M.A. gözaltına alınırken; polis N.Ö.'yü evlenme vaadiyle kandırıp birlikte olan Gökhan N. ile ilişki kurduğu B.A.'yı ise arıyor. ( Milliyet :20 Eylül 2003 )
BIZLER GAZETELERDEKI BU TÜR I?RENÇ OLAYLARA , HABER NITELIKLI YAZILAR GÖZÜYLE BAKMAYIZ,BAKAMAYIZ !AKSINE AYNI OLAYLAR BAŞKA GENÇ KIZLARIN- SISTEMIN KURBANLARININ - BAŞINI GELMESIN DIYE HAREMLIK-SELAMLIK'I TAVSIYE ETMEKTE, SAVUNMAKTAYIZ!!!
AYRICA YUKARIDAKI MA?DUR AILE DE BIR GÜN BAŞLARINA BÖYLE BIR ŞEY GELECEK DIYE BEKLEMIYORLARDI. AYNI OLAYIN BAŞINA GELMESINI ISTEMEYEN TÜM TOPLUMA HAREMLIK-SELAMLIK'I SAVUNMALARINI TAVSIYE EDIYORUZ...SENDIKACI,Ö?RETMEN,MUHTAR,IŞADAMI,ASKER,POLIS...HEPSI OKUMUŞ INSANLAR AMA E?ITIM ,NEFSE UYMAYA-ZINA ETMEYE HATTA ZALIMLI?E-SAPIKLI?A-SÜBYANCILI?A ENGEL DE?IL...!
KISACA "HANGI ÇA?DAYIZ , 21.YY , ...VS LAFLARININ IÇI BOŞ , HEDEFI KADIN-KIZLARI ERKEKLERIN SOFRASINA YEM YAPMAKTAN BAŞKA BIR IŞE YARAMIYOR !
KADIN YÜZÜNDEN CENNET'TEN KOVULMA !
BU TEVRATTAN MÜSLÜMANLARIN ARASINA SOKULMUŞ BIR INANIŞTIR( GENESIS:3/1-14)KUR'AN ŞEYTANIN HEM HZ. ADEM HEM HZ. HAVVA ANNEMIZE VESVESE VERDI?INI BELIRTIR!( A'RAF:20). HATTA TAHA SURESI 120. AYETTE ŞEYTANIN SADECE HZ. ADEM'I ETKILEDI?I BILDIRILIR.
KADINLARIN OY KULLANMASI:
MÜMTEHINE SURESI 12. AYETTE KADINLARIN BIATLARININ - O YILLARIN OY KULLANMA ŞEKLI - KABUL EDILECE?I BELIRTILMIŞ VE BU HAK KUR'AN ILE 1400 SENE ÖNCE KADINLARA BIR HAK OLARAK TANINMIŞTIR !HZ. RESUL'DE AKABE BIATLARINDA KADINLARDAN BIAT - OY - ALMIŞTIR.AMA DAHA SONRA PADIŞAHLIK ,EMIRLIK GIBI MAKAMLAR ILE OY -BIAT SISTEMI KULLANILMADI?I IÇIN , HEM ERKEK HEM KADIN OY HAKLARINDAN MAHRUM KALMIŞTIR!
KADIN DÖVÜLÜR MÜ?:
HZ. EYYÜB ( AS) KENDISINE ASI OLAN HANIMINI DÖVMEYE KARAR AHDEDER.IYILEŞINCE ALLAH AYET INDIRIR:" ELINE BIR DEMET ÇIMEN SAPI AL VE ONUNLA VUR ! "( SAD :44).DE?NEK YERINE ÇIMEN.!
KUR'AN'DA KADINLARIN SERKEŞLIK ETME TEMAYÜLLERI HALINDE , AILE HAYATINI BITIRECEK BIR AHLAKI ZAAFIYET DURUMU HASIL OLUNCA SIRA ILE ÜÇ AŞAMALI BIR AILEYI - DOLAYISI ILE TOPLUMU - KURTARMA OPERASYONUNDAN BAHSEDILIR ( NISA : 34 ) :
( SERKEŞLIK ;AHLAKI ZAAFIYET OLDUKTAN SONRA ZATEN BOŞANMA VUKUU BULACAKTIR;DOLAYISI ILE AILELERIN DA?ILMASININ , FERT ÇOCUK,TOPLUM ÜZERINDEKI YIKICI ETKILERI ORTAYA ÇIKABILECEKTIR ! )
ISLAM AILE PARÇALANMADAN ,AILEYI KURTARMA UMUDU VARKEN ÖNLEM OLARAK ŞU TAVSIYELERDE BULUNUR:
*" NASIHAT ET " : HANIMIN ADININ KÖTÜYE ÇIKMASINDAN,ÇOCU?UN ANNE ŞEFKATINDEN MAHRUM KALMASINA,AILENIN DA?ILMASINA,...OLAYLARA GENEL BAKMASI IÇIN KADINA NASIHATTE BULUNUR ÖNCELIKLE EŞI...!
* " YATAKLARI AYIRMA " : KADININ KÖTÜ E?ILIMLERINI ENGELLEMEK IÇIN , PSIKOLOJIK OLARAK , AYRI KALMANIN ,YAPTIKLARINI DÜŞÜNMENIN , KÖTÜ EYLEMLERIN SONUCUNU KAVRAYABILMESI IÇIN BIR ORTAM HAZIRLANIR.KADIN YALNIZ KALINCA DÜŞÜNÜR,HATASINI ANLAMASI ISTENIR.
* " AILE DA?ILMASIN ,KADIN-ERKEK-ÇOCUK VE GELECE?IN TOPLUMU IÇIN SON OLARAK YÜZE OLMAMAK ŞARTI ILE , BELKI DE OT SAPI ILE ( KADIN DÖVÜLÜR DEMIYORUZ , BU DÖVME DE?ILDIR VE ISLAM'DA YDÖVME YOKTUR,... ) KADININ AHLAKI ZAAFIYET GURURU , KÖTÜLÜ?E YÖNELMIŞ NEFSI , ,ISTEKLERI KIRILIR VE AILE DA?ILMADAN SON KURTARMA OPERASYONU GERÇEKLEŞTIRILMIŞ OLUNUR!
HALA DURUM ÜMITSIZ ISE BOŞANMA GERÇEKLEŞTIRILIR!
NOTLAR: KADIN HAKLARI :
"Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Kur'ân-i Kerîm 16 (en-Nahl)/58 ) Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyet insanının kadina bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki, "Allah diledigine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir, dilediğini de kısır yapar."(Kur'ân-i Kerîm 42 (es-Sûrâ)/49)
Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Sefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimizin vasiyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildigi için, Efendimiz kız çocuklarının, egitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetistiren babanin, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, edep3) duyurur. Çocugun kız doğmasında da erkekte oldugu gibi, "Şükür" olarak "akîka" kurbani kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu egitimi yaptırılırr. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale ugrayacaklarını bildigi için, Peygamberimiz özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'in (s.a.) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)
Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sira evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve ayni zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.
Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alir. Mihir onun Allah'ça belirlenmiş en tabii hakki ve hayat garantisidir. Harcama sahasi, mesru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayir yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkegin sırtınadır. Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.
Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (Bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)
Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.
Kadının hak-hukuk tanımayıp isyan etmesi dışında, sudan bahanelerle erkek karısını dövemez, (Karının dövülmesi konusunda Kur'ân-ı Kerîm 4 (en-Nisâ)/34 âyeti ve tefsirlerine bakılabilir. Örnek olarak bk. Ibn Kesîr N/257; Kurtubî NI/170,172,173; Elmali N/1351; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Müslim hac 147; Tirmizi, Rada'11; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Halebî Sagîr s. 395; Halebî Kebîrs. 621; Canan, Terbiyes. 391;) hastalık kıskançlığından kaynaklanan süphesinden ötürü karısını anî baskınlarla rahatsız edemez. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadîslerinde ailesinden uzun zaman ayrı kalan birisinin, haber vermeden gece ansızın eve gelmesini yasaklamıstır. Bunda ayrıca koltuk altı, etek tıraşı ve süslenip taranmayla kocasına hazirlik yapabilme imkâni bulması da, sebep olarak zikredilmiştir. (Bu konuda bir hadîs-i serîfin meâli söyledir: "(Uzaklardan) geceleyin geldiginde hanımın yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın. (gelişine hazırlansın)" Buhârî, nikâli 121,122; Müslim, radâ' 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163; Müsned NI/298. Hadîs serhleri buna sebep olarak bir de, eve geceleyin aniden girmesinin, hanımının ihanetinden süphelendiği anlamına gelebileceği ihtimalini gösterirler.)
Kocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz, karısını düsünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani hayvana benzetmiş ve sevişip oksama olmadan cinsel iliskiye geçilmemesini tavsiye etmistir. (Deylemî'den, Gazâlî, Ihyâ N/52 (Terc. N/129); Ayrıca bk. Suyutî, el Camiu's-sagîr (Fethu'I-Kadîr ile) VI/323) Çünkü erkek bakmakla hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel iliskiye ancak uzun bir okşama döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir. Cinsel iliskide sadece kendisini düsünen erkekler, karşısındakine zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.
Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel iliski yapamayan erkekten kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.
Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafı erkeğe aittir. Yılda en az yazlık ve kışlık olmak üzere iki takim elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlık söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.
Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasina aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir is yapmak zorunda değildir.
Ihtiyaç duyarsa kocasıyla aylık nafaka miktarında anlaşırlar. Yetmediğini anlarsa artırmasını ister, koca kabul etmezse mahkemeye başvurabilir.
Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmistir. Hattâ cinsel iliskiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocugu dışındakiler için de aynı sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.
Erkeğin haklarına bir zarar vermeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır.
Âdet ve lohus