Yıllardır cebinde özenle sakladığı Sevdasının işlediği , isimlerinin baş harflerini göz nurunu dökerek işlediği mendili çıkardı kokladı, ne de güzel yan yana duruyordu S ve U harfleri... Onlar hiç yan yana olamamışlardı. Başlarını yan yana koyup sabahlayamamışlardı. Ama bu mendilde işlenen S ve U harfleri bütün bir ömrü yan yana geçirmişlerdi. Sonra elleriyle çizdiği karakalem resme kaydı gözleri nede güzeldi Sevdası, yıllar sonra onu bulmuştu, artık kavuşmaları için bir engel kalmamıştı. Babası mı artık umurlarında bile değildi nerdeyse kırk yaşlarına gireceklerdi.
“ Eh sevdam sensiz geçen o yıllar, hep yollarını beklemekle geçti hep seni özlemekle, sana yazdığım onlarca şiir , senin için döktüğüm göz yaşları…Seviyorum seni hep sevdim, bir an sevmekten vazgeçmedim, ömrüm oldukça da seveceğim, bu kalp attıkça da seveceğim…”
Eli telefona uzandı saat on ikiye iki dakika vardı, Sevda tam on iki de ara demişti , ara beni sesini duyayım, senin sesini duymadan o kadar yıl geçti ki; bir gece sesini duymasam uyuyamam. Umut ta uyuyamıyordu sevdasının sesini duymadan... Yıllarca uyumuş muydu sanki, hep uyur gibi yapmıştı.
Numarayı çevirdi, kalbi heyecandan yerinden fırlayacak gibiydi, Sevdasının elini ilk tuttuğu günkü gibi çarpıyordu yüreği, sonunda duydu Sevdasının sesini,
-Efendim
-Benim Sevdam Umut
-Umudum canım nasılsın?
-Sevdam sesini duymaktan güzel ne olabilir, şimdi çok iyiyim, sen nasılsın?
-Iyiyim umudum çok iyiyim, seni özledim, sesini özledim, sesini duymadan yaşayamıyorum umudum , bitsin artık bu hasret...
-Bitecek sevdam bitecek artık sensiz bir an bile yaşamak istemiyorum, bundan sonra her anım seninle olacak, her şeyi ayarladım. Gideceğiz buralardan, uzaklara gideceğiz, gelir misin benimle ?
-Sen nereye istersen gelirim Umudum, ölüme bile giderim seninle...
-Ölüme değil Sevdam yaşamaya gideceğiz seninle yaşamaya dinle bak…
Umut her şeyi ayrıntılarıyla anlattı sevdasına , eşiyle sorununu nasıl hallettiğini, çocuklarını ne yapacağını, nereye nasıl gideceklerini, nasıl yaşayacaklarını... Sevda hiç birine itiraz etmiyor ve sadece “ sen nasıl istersen Umudum, yeter ki senin yanında olayım” diyordu.
Saatlerce konuştular,
-Sevdam saat üçe geliyor şimdi yat ve dinlen yarın sabah gelip seni alacağım, istediğin bir şey var mı?
-Şey umudum, bana kırmızı gül getirme bu kez(umut her seferinde sevdasına bir kırmızı gül götürürdü. Bir an heyecanlandı panikledi ne olmuştu neden istemiyordu şimdi..?
-Neden sevdam?
-Bilmem içimden geldi seninle geçireceğimiz güzel günleri anımsatması için bana Beyaz Karanfil getirir misin ?
-Tabi Sevdam bende bir an korktum.
-Korkma artık Umudum , bundan sonra hiç ayrılmayacağız.
-Iyi geceler Sevdam.
-Iyi geceler umudum.
Umut telefonu kapattı saat üçe on dakika vardı. Çocuklarının yattığı odaya gitti , Onlara uzun uzun baktı, saclarını okşadı, yanaklarından öptü, onları bir süre göremeyecekti. Vazgeçse miydi yoksa tekrar telefon edip” Sevdam beni affet ben gelemeyeceğim, çocuklarımı bırakamam” dese miydi.? Yapamazdı bunu Sevda'ya söz vermişti, onu çok seviyordu, yıllardır özlemini çekmişti, hem çocuklarını kısa bir süre göremeyecekti. Anneleriyle konuşmuş uzaklara gideceğini anlatmıştı, anneleri onlara çok iyi bakardı ona güveniyordu, kendisine de yıllarca bir çocuk gibi bakmamış mıydı? Ne vefalı bir kadındı, ne çilekeş, benim gibi biriyle evlenip hayatını harcadı... Şimdi onu terk ediyordu. Yaptığı dürüstlük müydü.? Ama eşiyle zaten dostluktan başka bir bağları kalmamıştı, kalsa da onun için fark eden bir şey olmayacaktı. Kimseyi kandırmıyor, kimseyi aldatmıyordu. “Benimle artık yaşaması ve mutlu olması imkansız” diye düşündü.
Bu düşüncelerle uzandı yatağına...Ne kadar zaman geçti , uyudu mu bilmiyordu, müthiş bir sarsıntı ve müthiş bir gürültüyle uyandı. Birisi sanki yatağını kaldırıp kaldırıp yerlere vuruyordu, müthiş bir uğultu vardı, pencereden dışarısı kıpkırmızı görünüyordu. Bir an kıyamet mi kopuyor, kıyamet dedikleri bu mu acaba diye geçirdi içinden, sonra anladı” Deprem... deprem oluyor” dedi.Iki yıl önce tatilde iken memlekete yakalanmışlardı depreme kızının çığlığıyla uyanmıştı. Ama bu ona benzemiyordu. Bu bambaşkaydı, böylesini daha önce görmemişti, sanki koskoca bina karşı binaya kadar gidiyor geri geliyordu. Böylesine bir sarsıntı bir uğultu daha önce hiç görmemişti, her yer zifiri karanlıktı elektrikler kesilmişti, yıkılan , kırılan eşyaların, dökülen sıvaların seslerini duyuyordu.
-Baba babacığım, korkuyorum, baba nerdesin ?
Kızlarının sesini duydu,
-Eyvah kızlarım, geliyorum canlarım, korkmayın buradayım geliyorum,
yataktan fırladı fırlamasıyla yere kapanması bir oldu. O kadar müthiş bir sarsıntı vardi ki; ayakta durması mümkün değildi. Tekrar kalktı, tekrar yere kapaklandı. Kızları canhıraş feryatlarla yardım istiyorlardı. Gidemiyordu bir türlü , sürüne sürüne yürümeye başladı, yerlere devrilen eşyalara çarpıyordu, kafasına bir şeyler düşüyordu, sonunda zorla da olsa kızlarının yanına ulaşabildi , onlara sarıldı, kucakladı öptü.
-Korkmayın kızlarım korkmayın bak geldim, şimdi geçecek , az sonra bitecek.
Kızlarını aldı yine sürünerek ilerlediler kendince emniyetli sandığı bir yere götürdü. Kızları ona sıkı sıkı sarılmış korkudan tir tir titriyorlardı.
-Babacığım bırakma bizi, elimizi bırakma. Korkuyoruz babacığım .
-Korkmayın canlarım şimdi geçecek bak yavaşladı, hatırlayın amcanlardayken de böyle olmuştu ama geçmişti değil mi. ?
-Ama bu çok fazla baba , çok fazla
-Geçer yavrum geçer merak etmeyin, binamız sağlamdır. Bu sırada gürültüyle bir eşya devrildi . Ardından mutfaktan müthiş bir ses geldi, büyük ihtimalle mutfakla yatak odası arasında ki duvar yıkılmıştı. Banyoyla tuvalet arasındaki boşluktaydılar, oradaki kiriş sağlam diye oraya getirmişti çocukları, elini banyonun duvarına yaslamak istedi, Eliyle yokladı bulamadı. Duvar daha önce yıkılmış olmalıydı.
Dışardan bağrışmalar, feryatlar, gürültüler geliyordu. Ama o kadar karanlıktı ki; göz gözü görmüyordu. Kızları bir kedi yavrusu gibi babalarının kolları arasında büzülmüşler, tir tir titriyorlardı.Umut çaresizliğine yanıyordu, yürümek imkansızdı, bırak yürümeyi ayakta durmak mümkün değildi, bina ne durumda bilmiyordu, merdivenler yerinde miydi onu bile bilmiyordu. Korkmuyordu tek düşündüğü kızlarını teselli etmekti. Bitecek geçecek diyordu ama her geçen saniye umudunu yitiriyordu. Sonradan elli saniye olduğunu öğrenmişti ama ona elli saat elli gün hatta elli asır gibi gelmişti, o saniyeler...
Artık duracağından ümidi kesmişti , bekliyordu sekiz katlı binanın beşinci katındaydılar, ya üstten tavan başlarına çökecekti, ya da alttan göçüp gidecekti. Kızlarına sıkı sıkıya sarıldı,
-Sizleri çok seviyorum yavrularım .dedi ellerini tuttu. Onları öptü artık bu bir vedaydı.
Içinden,
-Buraya kadarmış yavrularım, buraya kadarmış Sevdam ,ama artık hepimiz birlikte olacağız, hiç ayrılmayacağız .Diye geçirdi. Artık bir şey düşünemez oldu, ne gürültüleri duyuyor, ne yıkılan binaların ve eşyaların sesini duyuyordu. Kızları da bağırmıyorlardı artık, sessiz sessiz hıçkırıyorlardı. Umut' un gözlerinden iki damla yaş süzüldü, küçük kızının başına düştü. Sanki o iki damla göz yaşı kızının içindeki korkuyu sildi aldı.
-Korkmuyorum artık baba , korkmuyorum, sen yanımdasın dedi küçük kızı.
… Sen yanımdasın ya…
“ Eh sevdam sensiz geçen o yıllar, hep yollarını beklemekle geçti hep seni özlemekle, sana yazdığım onlarca şiir , senin için döktüğüm göz yaşları…Seviyorum seni hep sevdim, bir an sevmekten vazgeçmedim, ömrüm oldukça da seveceğim, bu kalp attıkça da seveceğim…”
Eli telefona uzandı saat on ikiye iki dakika vardı, Sevda tam on iki de ara demişti , ara beni sesini duyayım, senin sesini duymadan o kadar yıl geçti ki; bir gece sesini duymasam uyuyamam. Umut ta uyuyamıyordu sevdasının sesini duymadan... Yıllarca uyumuş muydu sanki, hep uyur gibi yapmıştı.
Numarayı çevirdi, kalbi heyecandan yerinden fırlayacak gibiydi, Sevdasının elini ilk tuttuğu günkü gibi çarpıyordu yüreği, sonunda duydu Sevdasının sesini,
-Efendim
-Benim Sevdam Umut
-Umudum canım nasılsın?
-Sevdam sesini duymaktan güzel ne olabilir, şimdi çok iyiyim, sen nasılsın?
-Iyiyim umudum çok iyiyim, seni özledim, sesini özledim, sesini duymadan yaşayamıyorum umudum , bitsin artık bu hasret...
-Bitecek sevdam bitecek artık sensiz bir an bile yaşamak istemiyorum, bundan sonra her anım seninle olacak, her şeyi ayarladım. Gideceğiz buralardan, uzaklara gideceğiz, gelir misin benimle ?
-Sen nereye istersen gelirim Umudum, ölüme bile giderim seninle...
-Ölüme değil Sevdam yaşamaya gideceğiz seninle yaşamaya dinle bak…
Umut her şeyi ayrıntılarıyla anlattı sevdasına , eşiyle sorununu nasıl hallettiğini, çocuklarını ne yapacağını, nereye nasıl gideceklerini, nasıl yaşayacaklarını... Sevda hiç birine itiraz etmiyor ve sadece “ sen nasıl istersen Umudum, yeter ki senin yanında olayım” diyordu.
Saatlerce konuştular,
-Sevdam saat üçe geliyor şimdi yat ve dinlen yarın sabah gelip seni alacağım, istediğin bir şey var mı?
-Şey umudum, bana kırmızı gül getirme bu kez(umut her seferinde sevdasına bir kırmızı gül götürürdü. Bir an heyecanlandı panikledi ne olmuştu neden istemiyordu şimdi..?
-Neden sevdam?
-Bilmem içimden geldi seninle geçireceğimiz güzel günleri anımsatması için bana Beyaz Karanfil getirir misin ?
-Tabi Sevdam bende bir an korktum.
-Korkma artık Umudum , bundan sonra hiç ayrılmayacağız.
-Iyi geceler Sevdam.
-Iyi geceler umudum.
Umut telefonu kapattı saat üçe on dakika vardı. Çocuklarının yattığı odaya gitti , Onlara uzun uzun baktı, saclarını okşadı, yanaklarından öptü, onları bir süre göremeyecekti. Vazgeçse miydi yoksa tekrar telefon edip” Sevdam beni affet ben gelemeyeceğim, çocuklarımı bırakamam” dese miydi.? Yapamazdı bunu Sevda'ya söz vermişti, onu çok seviyordu, yıllardır özlemini çekmişti, hem çocuklarını kısa bir süre göremeyecekti. Anneleriyle konuşmuş uzaklara gideceğini anlatmıştı, anneleri onlara çok iyi bakardı ona güveniyordu, kendisine de yıllarca bir çocuk gibi bakmamış mıydı? Ne vefalı bir kadındı, ne çilekeş, benim gibi biriyle evlenip hayatını harcadı... Şimdi onu terk ediyordu. Yaptığı dürüstlük müydü.? Ama eşiyle zaten dostluktan başka bir bağları kalmamıştı, kalsa da onun için fark eden bir şey olmayacaktı. Kimseyi kandırmıyor, kimseyi aldatmıyordu. “Benimle artık yaşaması ve mutlu olması imkansız” diye düşündü.
Bu düşüncelerle uzandı yatağına...Ne kadar zaman geçti , uyudu mu bilmiyordu, müthiş bir sarsıntı ve müthiş bir gürültüyle uyandı. Birisi sanki yatağını kaldırıp kaldırıp yerlere vuruyordu, müthiş bir uğultu vardı, pencereden dışarısı kıpkırmızı görünüyordu. Bir an kıyamet mi kopuyor, kıyamet dedikleri bu mu acaba diye geçirdi içinden, sonra anladı” Deprem... deprem oluyor” dedi.Iki yıl önce tatilde iken memlekete yakalanmışlardı depreme kızının çığlığıyla uyanmıştı. Ama bu ona benzemiyordu. Bu bambaşkaydı, böylesini daha önce görmemişti, sanki koskoca bina karşı binaya kadar gidiyor geri geliyordu. Böylesine bir sarsıntı bir uğultu daha önce hiç görmemişti, her yer zifiri karanlıktı elektrikler kesilmişti, yıkılan , kırılan eşyaların, dökülen sıvaların seslerini duyuyordu.
-Baba babacığım, korkuyorum, baba nerdesin ?
Kızlarının sesini duydu,
-Eyvah kızlarım, geliyorum canlarım, korkmayın buradayım geliyorum,
yataktan fırladı fırlamasıyla yere kapanması bir oldu. O kadar müthiş bir sarsıntı vardi ki; ayakta durması mümkün değildi. Tekrar kalktı, tekrar yere kapaklandı. Kızları canhıraş feryatlarla yardım istiyorlardı. Gidemiyordu bir türlü , sürüne sürüne yürümeye başladı, yerlere devrilen eşyalara çarpıyordu, kafasına bir şeyler düşüyordu, sonunda zorla da olsa kızlarının yanına ulaşabildi , onlara sarıldı, kucakladı öptü.
-Korkmayın kızlarım korkmayın bak geldim, şimdi geçecek , az sonra bitecek.
Kızlarını aldı yine sürünerek ilerlediler kendince emniyetli sandığı bir yere götürdü. Kızları ona sıkı sıkı sarılmış korkudan tir tir titriyorlardı.
-Babacığım bırakma bizi, elimizi bırakma. Korkuyoruz babacığım .
-Korkmayın canlarım şimdi geçecek bak yavaşladı, hatırlayın amcanlardayken de böyle olmuştu ama geçmişti değil mi. ?
-Ama bu çok fazla baba , çok fazla
-Geçer yavrum geçer merak etmeyin, binamız sağlamdır. Bu sırada gürültüyle bir eşya devrildi . Ardından mutfaktan müthiş bir ses geldi, büyük ihtimalle mutfakla yatak odası arasında ki duvar yıkılmıştı. Banyoyla tuvalet arasındaki boşluktaydılar, oradaki kiriş sağlam diye oraya getirmişti çocukları, elini banyonun duvarına yaslamak istedi, Eliyle yokladı bulamadı. Duvar daha önce yıkılmış olmalıydı.
Dışardan bağrışmalar, feryatlar, gürültüler geliyordu. Ama o kadar karanlıktı ki; göz gözü görmüyordu. Kızları bir kedi yavrusu gibi babalarının kolları arasında büzülmüşler, tir tir titriyorlardı.Umut çaresizliğine yanıyordu, yürümek imkansızdı, bırak yürümeyi ayakta durmak mümkün değildi, bina ne durumda bilmiyordu, merdivenler yerinde miydi onu bile bilmiyordu. Korkmuyordu tek düşündüğü kızlarını teselli etmekti. Bitecek geçecek diyordu ama her geçen saniye umudunu yitiriyordu. Sonradan elli saniye olduğunu öğrenmişti ama ona elli saat elli gün hatta elli asır gibi gelmişti, o saniyeler...
Artık duracağından ümidi kesmişti , bekliyordu sekiz katlı binanın beşinci katındaydılar, ya üstten tavan başlarına çökecekti, ya da alttan göçüp gidecekti. Kızlarına sıkı sıkıya sarıldı,
-Sizleri çok seviyorum yavrularım .dedi ellerini tuttu. Onları öptü artık bu bir vedaydı.
Içinden,
-Buraya kadarmış yavrularım, buraya kadarmış Sevdam ,ama artık hepimiz birlikte olacağız, hiç ayrılmayacağız .Diye geçirdi. Artık bir şey düşünemez oldu, ne gürültüleri duyuyor, ne yıkılan binaların ve eşyaların sesini duyuyordu. Kızları da bağırmıyorlardı artık, sessiz sessiz hıçkırıyorlardı. Umut' un gözlerinden iki damla yaş süzüldü, küçük kızının başına düştü. Sanki o iki damla göz yaşı kızının içindeki korkuyu sildi aldı.
-Korkmuyorum artık baba , korkmuyorum, sen yanımdasın dedi küçük kızı.
… Sen yanımdasın ya…



