Bulutlar....
Öyle hazin duruyorsunuz ki, ne yanınıza sokulmak istiyorum, ne sizsiz bir gökyüzünü....Birazda gülümseyen yüzler olsa gözlerimizin gördükleri. Salkım saçak olmuş bir yüreğe, yağmur yağsa da bir, yağmasa da... Ben çoktan ezberlemişim ayrılık türkülerini
Uzaktan geliyor gülüşün....
Gariptir, seni özlemek bile güzelmiş, hatıramda kalan en aydınlık şey,o şen kahkahan. Bölük pörçük bir duygu karmaşası, bir çift edepsiz söz ve geri dönüşü olmayan bir veda...Hepsi o gülüşün ardında öylece kalakalmış....
Çocukça yaptıkların....
Biliyorum, senin bildiklerini yani...Zamansız bulurdum sevişmelerimizi, şimdi; “ne kadar gecikmişiz” diyorum. Ne kazandıysak harcadık yok yere, ne kadarda aptalız... Özür dilemek ağır gelirken, özrü kabahatinden büyükmüş ikimizin de. Çarpık kentleşmeden bahsederken yanlış yere dikmişiz heykelimizi, şimdi; ağaçların gölgesinde uyuklamak vardı oysa...
Hoş geldin yada güle güle...
Bu nasıl baktığına göre değişir hayata. Yüzün yoksa hiç hatırlamayalım birbirimizi, ama birazcık vicdanımız varsa, ölene kadar yad edelim...Didişsekte mavi olduğunu bile bile denizler için, sen “yeşil” diye tuttur gene, ben bildiğimi okuyayım. Kaşının üzerinde duran ela gözlerine söyle, meftun olduğumu. Beni, sandıkta sakladığın bir yemeni farz et, en kederli anlarında sarıl ki bana, seni ezberlediğim için utanmayayım.
Çıkar ağzındaki baklayı...
“Hala seviyorum” diyeceksen, bu kadar kıvranmak niye? Seni üç günlüğüne sevmedim ben...Şimdi çalan şarkıda, “aşk ölümsüzdür” diyor.
Düşlerindeki gökkuşağına koş lütfen, o hınzır çocuk kadar sevilebilecek hiçbir yaratık tanımadım daha önce. Dişlerinin arasından ıslık çalan, parmaklarını belime dolamış, dünyayı yok saymış bir sevgili hatırımdaki.
Hiç çözülmeden öylece durmuştuk ya hani...
O gecenin hatırına ellerini düşlememe izin ver. En kızgın anımda bile, adını anmaktan mahrum etme dudaklarımı...Ne kadar çok “elveda” dersek diyelim, hep bir “merhaba” bırak yanı başımda... Salı günlerine dil uzatanları, çarşambaları sevmeyenlere, perşembeleri yok sayanlara bir çift kelamım var;
Aşk hafta başlarında başlar, gerçekse; ortalarına kadar sürer, ölümsüzse; hiç anlamazsınız, geçenin bir haftamı, bir ömür mü olduğunu!
Öyle hazin duruyorsunuz ki, ne yanınıza sokulmak istiyorum, ne sizsiz bir gökyüzünü....Birazda gülümseyen yüzler olsa gözlerimizin gördükleri. Salkım saçak olmuş bir yüreğe, yağmur yağsa da bir, yağmasa da... Ben çoktan ezberlemişim ayrılık türkülerini
Uzaktan geliyor gülüşün....
Gariptir, seni özlemek bile güzelmiş, hatıramda kalan en aydınlık şey,o şen kahkahan. Bölük pörçük bir duygu karmaşası, bir çift edepsiz söz ve geri dönüşü olmayan bir veda...Hepsi o gülüşün ardında öylece kalakalmış....
Çocukça yaptıkların....
Biliyorum, senin bildiklerini yani...Zamansız bulurdum sevişmelerimizi, şimdi; “ne kadar gecikmişiz” diyorum. Ne kazandıysak harcadık yok yere, ne kadarda aptalız... Özür dilemek ağır gelirken, özrü kabahatinden büyükmüş ikimizin de. Çarpık kentleşmeden bahsederken yanlış yere dikmişiz heykelimizi, şimdi; ağaçların gölgesinde uyuklamak vardı oysa...
Hoş geldin yada güle güle...
Bu nasıl baktığına göre değişir hayata. Yüzün yoksa hiç hatırlamayalım birbirimizi, ama birazcık vicdanımız varsa, ölene kadar yad edelim...Didişsekte mavi olduğunu bile bile denizler için, sen “yeşil” diye tuttur gene, ben bildiğimi okuyayım. Kaşının üzerinde duran ela gözlerine söyle, meftun olduğumu. Beni, sandıkta sakladığın bir yemeni farz et, en kederli anlarında sarıl ki bana, seni ezberlediğim için utanmayayım.
Çıkar ağzındaki baklayı...
“Hala seviyorum” diyeceksen, bu kadar kıvranmak niye? Seni üç günlüğüne sevmedim ben...Şimdi çalan şarkıda, “aşk ölümsüzdür” diyor.
Düşlerindeki gökkuşağına koş lütfen, o hınzır çocuk kadar sevilebilecek hiçbir yaratık tanımadım daha önce. Dişlerinin arasından ıslık çalan, parmaklarını belime dolamış, dünyayı yok saymış bir sevgili hatırımdaki.
Hiç çözülmeden öylece durmuştuk ya hani...
O gecenin hatırına ellerini düşlememe izin ver. En kızgın anımda bile, adını anmaktan mahrum etme dudaklarımı...Ne kadar çok “elveda” dersek diyelim, hep bir “merhaba” bırak yanı başımda... Salı günlerine dil uzatanları, çarşambaları sevmeyenlere, perşembeleri yok sayanlara bir çift kelamım var;
Aşk hafta başlarında başlar, gerçekse; ortalarına kadar sürer, ölümsüzse; hiç anlamazsınız, geçenin bir haftamı, bir ömür mü olduğunu!