Özlemek denince ilk aklıma gelen kolalı jelibonlar olur hep “Bir pakette sonsuz jelibon olsa” derdim küçükken Ağzıma atınca patlayan sakızlar… Deli gibi sağa sola koşarak yakar top oynamak Ikinci dondurmada fırça yemek anne babadan Yazlıkta bir grup “küçük” olarak defalarca ev-bakkal arası koşturduğumuz anlar
Sonra kışın bahçeye çıkamayınca pencerenin arkasından bakıp da yazı özlemek “Bir an önce yaz gelsin” deyip de bisiklete bineceğim anı hayal etmek Akşam mahallede yarım saat daha fazla kalabilmek için karın ağrısı çekmek Sevdiğimiz dersi özlemek Uzaktayken kavuşmayı özlemek Köfte-patates ikilisini özlemek
Özlemek çocukken hep güzelliklerle ve heyecanlarla dolu olmuş
Yıllar geçtikçe özlem yük katmış anlamına Daha mantıklı daha ağır duygular girince hayatımıza özlemek bir iç geçirişe kadar gelmiş Hafta içi günlerde Cuma’yı beklemek ve hafta sonuna özlem duymak olmuş
Özlem duygularla daha iz bırakır olmuş sonralarda Paylaşılan güzel zamanların, heyecanların ve ardında iz bırakan tüm anların bir bütünü gibi büyür olmuş özelden genele Özlem denince aklıma balonlar gelir bir de
Bazen özlemlerimiz bir balonu ipinden tutarak bakmaktır ona aşağıdan Ipini bırakınca elimizden uçup gider ve gitgide yükselir Yükseldikçe uzaklaşır ama uzaklaştıkça küçük gelmeye başlar gözümüze Ve koskoca gökyüzünde birkaç dakika sonra göremeyiz bile artık ne rengini ne kendisini
Kavuşmak varsa sonunda özlemin, ona ulaşana kadar geçeceğimiz basamaklardan daha hızlı çıkmak isteriz Biri olsa da arkadan ittirircesine hız katsa bize Özlediğimiz şeye olan kavuşma inancımızdandır koşarkenki hızımızın artışı Bazen ise içimizden öyle çok şey götürür ki, ertesi sabah uyandığımızda birkaç yük birden ağırlaştığımız bile olur
Iki ucu keskin bıçaktır benim özlemim Güldüğüm bir an sanki sırtıma bıçak saplanırcasına varlığını kafama vurur “Unutma” der Zaten unutamam ki !!!
Bir akşam sahilde yürümektir özlemim sana sımsıkı elele Akşam olsa da sesini duysam diye zamanın akışını istememdir “YATICAZ-KALKICAZ-yarın olacak-buluşacaz” diye heyecanlanmaktır Yanımda olduğunda “yakındaki uzak” oluşundur Ortak kurulan bir hayali paylaşmaktır manzaralı bir yolda arabayla giderken “CANIM” kelimesidir yüreğimden çıkarcasına “SANA BIRŞEY OLURSA YAŞAYAMAM BEN” demektir
Arkandan bakmaktır el sallamak için Gözlerine bakmak değil içine akmaktır çoğu zaman Bir an kapalı olsa da gözüm açtığımda yanımda görmektir seni
Işığı kapatıp kahvenin fincanda köpürmesini beklemektir beraber Elime yapışan sakızı çıkarmaktır Içine sıcak suyu koyduğunda rengi değişen bardağında beni hatırlayacağını düşünmemdir
Ve benim sana olan özlemim: ''ASIL BEN SENI ÇOK ÖZLEMIŞIM” deyişinin yanına o hayali çiçeği eklememdir Biraz senden biraz benden Bugün seni özlüyorsam bil ki asıl olan içimdeki sestir
Insanı mum gibi içine eriten özlemler de yaşanmak içinse, o mum bitip mecburen sönene kadar yaşanacak demektir
Sonra kışın bahçeye çıkamayınca pencerenin arkasından bakıp da yazı özlemek “Bir an önce yaz gelsin” deyip de bisiklete bineceğim anı hayal etmek Akşam mahallede yarım saat daha fazla kalabilmek için karın ağrısı çekmek Sevdiğimiz dersi özlemek Uzaktayken kavuşmayı özlemek Köfte-patates ikilisini özlemek
Özlemek çocukken hep güzelliklerle ve heyecanlarla dolu olmuş
Yıllar geçtikçe özlem yük katmış anlamına Daha mantıklı daha ağır duygular girince hayatımıza özlemek bir iç geçirişe kadar gelmiş Hafta içi günlerde Cuma’yı beklemek ve hafta sonuna özlem duymak olmuş
Özlem duygularla daha iz bırakır olmuş sonralarda Paylaşılan güzel zamanların, heyecanların ve ardında iz bırakan tüm anların bir bütünü gibi büyür olmuş özelden genele Özlem denince aklıma balonlar gelir bir de
Bazen özlemlerimiz bir balonu ipinden tutarak bakmaktır ona aşağıdan Ipini bırakınca elimizden uçup gider ve gitgide yükselir Yükseldikçe uzaklaşır ama uzaklaştıkça küçük gelmeye başlar gözümüze Ve koskoca gökyüzünde birkaç dakika sonra göremeyiz bile artık ne rengini ne kendisini
Kavuşmak varsa sonunda özlemin, ona ulaşana kadar geçeceğimiz basamaklardan daha hızlı çıkmak isteriz Biri olsa da arkadan ittirircesine hız katsa bize Özlediğimiz şeye olan kavuşma inancımızdandır koşarkenki hızımızın artışı Bazen ise içimizden öyle çok şey götürür ki, ertesi sabah uyandığımızda birkaç yük birden ağırlaştığımız bile olur
Iki ucu keskin bıçaktır benim özlemim Güldüğüm bir an sanki sırtıma bıçak saplanırcasına varlığını kafama vurur “Unutma” der Zaten unutamam ki !!!
Bir akşam sahilde yürümektir özlemim sana sımsıkı elele Akşam olsa da sesini duysam diye zamanın akışını istememdir “YATICAZ-KALKICAZ-yarın olacak-buluşacaz” diye heyecanlanmaktır Yanımda olduğunda “yakındaki uzak” oluşundur Ortak kurulan bir hayali paylaşmaktır manzaralı bir yolda arabayla giderken “CANIM” kelimesidir yüreğimden çıkarcasına “SANA BIRŞEY OLURSA YAŞAYAMAM BEN” demektir
Arkandan bakmaktır el sallamak için Gözlerine bakmak değil içine akmaktır çoğu zaman Bir an kapalı olsa da gözüm açtığımda yanımda görmektir seni
Işığı kapatıp kahvenin fincanda köpürmesini beklemektir beraber Elime yapışan sakızı çıkarmaktır Içine sıcak suyu koyduğunda rengi değişen bardağında beni hatırlayacağını düşünmemdir
Ve benim sana olan özlemim: ''ASIL BEN SENI ÇOK ÖZLEMIŞIM” deyişinin yanına o hayali çiçeği eklememdir Biraz senden biraz benden Bugün seni özlüyorsam bil ki asıl olan içimdeki sestir
Insanı mum gibi içine eriten özlemler de yaşanmak içinse, o mum bitip mecburen sönene kadar yaşanacak demektir