ÜRETICI DÖNÜŞÜMSEL DILBILGISI
Aşağıdaki metin, Dilbilime Giriş ( Zeynel Kıran, Seçkin Yayınları, 2002 ) Noam Chomsky: Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi bölümünden alıntılar ile oluşturulmuştur.
Dilin içine, konuşan bireyin yaratıcılığını yerleştiren N.Chomsky, bir yandan soyut yapıların üretiminin biçimsel ilkelerini açıklamak, öte yandan, insan zekasının olağanüstü gücünü vurgulamak istemiştir.
N.Chomsky’nin 1955 yılında yazdığı ancak 1975 yılında yayınlanan The Logical Structure of Linguistic Theory (Dilbilimsel Kuramın Mantıksal Yapısı) adlı yapıtında temellerini attığı üretici dilbilgisi, bugün birçok değişime uğramış ve uğramaktadır. Kuşkusuz bu değişmeler başlangıçta yalnızca sesbilimsel ve sözdizimsel betimlemeyi amaçlayan bir kurama anlambilim bileşeninin eklenmesinden kaynaklanır.
Chomsky’ye gelinceye kadar, dil konusundaki düşünceler daha çok betimlemeye yönelikti. Geleneksel ve yapısal dilbilgilerinin tümü dilin sınıflandırma örnekçeleriydi. Bunlar iyice betimlenmiş tümce örnekçelerine, dillerin doğru ya da yanlış tümcelerini içeren listelere indirgenebilir. Dillerin işleyişi konusunda hiçbir varsayım ileri sürmedikleri gibi, dil evrenselleriyle onların özellikleri konusunda hiçbir açıklama getirmezler. Oysa N.Chomsky artık dilin işleyişi kuramını oluşturmak için yeterince gözlem yapıldığını belirtmiştir.
Edinç/Edim
N. Chomsky’e göre, dilbilim kuramı, konuşucu-alıcının edincini inceler. Dilbilimci dilsel edinci konuşucu ve alıcının kendi anadili konusunda sahip olduğu sezgisel bilgi olarak tanımlar. Bu bilgi, konuşan öznede örtük olarak bulunur; başka bir deyişle, edinç her insanda gücül bir biçimde var olan bir dilsel dizgedir. Edinç kendi anadilinde konuşan özneye bilmediği, işitmediği ya da söylemediği tüm tümceleri üretebilme ve onları anlayabilme olanağını verir. Işte bu edinç sayesinde, konuşan özne şu ya da bu tümcenin dilbilgisi kurallarına uygun olup olmadığını değerlendirir, kısacası dilbilgisel tümceleri dilbilgisel olmayan tümceden ayırt eder.
(…..)
Çocuğun dili öğrenmesi, duyduğu tümcelerin basit bir yinelemesi ve taklidiyle gerçekleşmez. Çocuk dilin ilkelerini anlayacak, kendi kendine yeni tümceler üretecek yetenektedir. Kuşkusuz, insanı öteki canlı varlıklardan ayıran en belirleyici özellik onun, dili kullanma yeteneğine sahip bir yaratık oluşudur. Insan dili sevinç, acı, açlık gibi duygulara yanıt veren koşullandırılmış ya da içgüdüsel basit bir refleks değildir. Dil yalnız iletişim işlevi gören bir araç olarak da sınırlanamaz. N. Chomsky, “insan kendi türüne özgü bir yeteneğe, genel akla ve de dış olaylara bağlı olmayan benzersiz bir zihinsel düzenleme tipine sahiptir (...). Insan, dili serbest bir anlatım ve düşünceyi araç olarak kullanabilecek yetenektedir”, der. Örneğin, hiçbir hayvan, en yetenekli şempanze bile, insan dilini öğrenemez. Oysa, zeka ve kültür düzeyi ne olursa olsun, her insan bir dil öğrenir ve konuşur. En zeki hayvanlar bile insan dilini öğrenemediklerine göre, kuşkusuz dil yeteneğinin zeka ile hiçbir ilişkisi yoktur, çünkü dilyetisi doğuştan gelen insana özgü bir özelliktir.
Çocuğun akıl almaz bir hızla anadilini öğrenmesi karşısında N. Chomsky iki varsayım öne sürer:
1. Insan doğuştan mantık yapılarına sahiptir.
2. Dillerin gözle görülür çeşitliliğine karşın, son derece de düzenli dizgeleri vardır. Bu dizgeleri yöneten ya da dillerin uymak zorunda olduğu ortak kurallar vardır. N. Chomsky bunlara «dil evrenselleri» adını verir. Böylece, evre edinç kavramı tanımlanmış olur. Bu, çeşitli dillerin dilbilgisini açıklayan temel dil kurallarını hemen kavrayabilme yetisidir. Bu temel kurallar arasında, özne-isim grubu ile fiil grubu; sözlükbirim ile biçimbirim; ayırıcı birim olarak sesbirim ile çift eklemliliğin işleyişi arasındaki ayrımı sayabiliriz.
Evrensel edinç doğuştan gelir, özel edinç ise sonradan öğrenilir. Birincisi ikincisinin öğrenilme koşuludur. Ikincisi birincisinin uygulama alanıdır. Her iki edinç de sezgiseldir: Özne konuşurken kullandığı özel ya da evrensel kuralların bilincinde değildir.
Edim ise, edincin konuşucular tarafından dilin kullanımı sırasında gerçekleştirilmesidir. Edincin gerçekleşmesi, bellek, dikkat, bir söyleme duyulan ilgi derecesi, anlatını gereksinimi, yorgunluk, heyecan ve bulunulan çevre gibi çeşitli dildışı etkenlere göre kişiden kişiye büyük değişiklikler \ gösterir. Dağdaki bir çobanın edimiyle üniversitedeki bir öğretim elemanının edimi ya da asker arkadaşlarıyla beraber iken aynı öğretim elemanının edimi farklıdır. Böylece, edimin incelenmesi büyük ölçüde ruhbilimi ve toplumdilbilimi ilgilendirir. Edim, konuşma eylemini etkileyen pek çok etkeni göz önünde bulundurmak zorundadır.
Aşağıdaki metin, Dilbilime Giriş ( Zeynel Kıran, Seçkin Yayınları, 2002 ) Noam Chomsky: Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi bölümünden alıntılar ile oluşturulmuştur.
Dilin içine, konuşan bireyin yaratıcılığını yerleştiren N.Chomsky, bir yandan soyut yapıların üretiminin biçimsel ilkelerini açıklamak, öte yandan, insan zekasının olağanüstü gücünü vurgulamak istemiştir.
N.Chomsky’nin 1955 yılında yazdığı ancak 1975 yılında yayınlanan The Logical Structure of Linguistic Theory (Dilbilimsel Kuramın Mantıksal Yapısı) adlı yapıtında temellerini attığı üretici dilbilgisi, bugün birçok değişime uğramış ve uğramaktadır. Kuşkusuz bu değişmeler başlangıçta yalnızca sesbilimsel ve sözdizimsel betimlemeyi amaçlayan bir kurama anlambilim bileşeninin eklenmesinden kaynaklanır.
Chomsky’ye gelinceye kadar, dil konusundaki düşünceler daha çok betimlemeye yönelikti. Geleneksel ve yapısal dilbilgilerinin tümü dilin sınıflandırma örnekçeleriydi. Bunlar iyice betimlenmiş tümce örnekçelerine, dillerin doğru ya da yanlış tümcelerini içeren listelere indirgenebilir. Dillerin işleyişi konusunda hiçbir varsayım ileri sürmedikleri gibi, dil evrenselleriyle onların özellikleri konusunda hiçbir açıklama getirmezler. Oysa N.Chomsky artık dilin işleyişi kuramını oluşturmak için yeterince gözlem yapıldığını belirtmiştir.
Edinç/Edim
N. Chomsky’e göre, dilbilim kuramı, konuşucu-alıcının edincini inceler. Dilbilimci dilsel edinci konuşucu ve alıcının kendi anadili konusunda sahip olduğu sezgisel bilgi olarak tanımlar. Bu bilgi, konuşan öznede örtük olarak bulunur; başka bir deyişle, edinç her insanda gücül bir biçimde var olan bir dilsel dizgedir. Edinç kendi anadilinde konuşan özneye bilmediği, işitmediği ya da söylemediği tüm tümceleri üretebilme ve onları anlayabilme olanağını verir. Işte bu edinç sayesinde, konuşan özne şu ya da bu tümcenin dilbilgisi kurallarına uygun olup olmadığını değerlendirir, kısacası dilbilgisel tümceleri dilbilgisel olmayan tümceden ayırt eder.
(…..)
Çocuğun dili öğrenmesi, duyduğu tümcelerin basit bir yinelemesi ve taklidiyle gerçekleşmez. Çocuk dilin ilkelerini anlayacak, kendi kendine yeni tümceler üretecek yetenektedir. Kuşkusuz, insanı öteki canlı varlıklardan ayıran en belirleyici özellik onun, dili kullanma yeteneğine sahip bir yaratık oluşudur. Insan dili sevinç, acı, açlık gibi duygulara yanıt veren koşullandırılmış ya da içgüdüsel basit bir refleks değildir. Dil yalnız iletişim işlevi gören bir araç olarak da sınırlanamaz. N. Chomsky, “insan kendi türüne özgü bir yeteneğe, genel akla ve de dış olaylara bağlı olmayan benzersiz bir zihinsel düzenleme tipine sahiptir (...). Insan, dili serbest bir anlatım ve düşünceyi araç olarak kullanabilecek yetenektedir”, der. Örneğin, hiçbir hayvan, en yetenekli şempanze bile, insan dilini öğrenemez. Oysa, zeka ve kültür düzeyi ne olursa olsun, her insan bir dil öğrenir ve konuşur. En zeki hayvanlar bile insan dilini öğrenemediklerine göre, kuşkusuz dil yeteneğinin zeka ile hiçbir ilişkisi yoktur, çünkü dilyetisi doğuştan gelen insana özgü bir özelliktir.
Çocuğun akıl almaz bir hızla anadilini öğrenmesi karşısında N. Chomsky iki varsayım öne sürer:
1. Insan doğuştan mantık yapılarına sahiptir.
2. Dillerin gözle görülür çeşitliliğine karşın, son derece de düzenli dizgeleri vardır. Bu dizgeleri yöneten ya da dillerin uymak zorunda olduğu ortak kurallar vardır. N. Chomsky bunlara «dil evrenselleri» adını verir. Böylece, evre edinç kavramı tanımlanmış olur. Bu, çeşitli dillerin dilbilgisini açıklayan temel dil kurallarını hemen kavrayabilme yetisidir. Bu temel kurallar arasında, özne-isim grubu ile fiil grubu; sözlükbirim ile biçimbirim; ayırıcı birim olarak sesbirim ile çift eklemliliğin işleyişi arasındaki ayrımı sayabiliriz.
Evrensel edinç doğuştan gelir, özel edinç ise sonradan öğrenilir. Birincisi ikincisinin öğrenilme koşuludur. Ikincisi birincisinin uygulama alanıdır. Her iki edinç de sezgiseldir: Özne konuşurken kullandığı özel ya da evrensel kuralların bilincinde değildir.
Edim ise, edincin konuşucular tarafından dilin kullanımı sırasında gerçekleştirilmesidir. Edincin gerçekleşmesi, bellek, dikkat, bir söyleme duyulan ilgi derecesi, anlatını gereksinimi, yorgunluk, heyecan ve bulunulan çevre gibi çeşitli dildışı etkenlere göre kişiden kişiye büyük değişiklikler \ gösterir. Dağdaki bir çobanın edimiyle üniversitedeki bir öğretim elemanının edimi ya da asker arkadaşlarıyla beraber iken aynı öğretim elemanının edimi farklıdır. Böylece, edimin incelenmesi büyük ölçüde ruhbilimi ve toplumdilbilimi ilgilendirir. Edim, konuşma eylemini etkileyen pek çok etkeni göz önünde bulundurmak zorundadır.

