🖼️ image not archived
Bu sandıklar.. Bu sandıklar.. Bu sandıklar..
Kadınların kağnıların yağmurunda
En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın.
Hafifler şimdi umut, bir güvercin olur,
Geçer yağlı geçidinden namluların.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,
Çarşamba ovası. Işte!
Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,
Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.
Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.
Koy kulağını dinle, toprağın altında
Kömürün türküsü, petrolün türküsü,
Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Bir bozkır dikeniyle delip parmağımızı,
Kanımızı defterimize bastık:
Kan bu, soylu ırmağı yüreğimizin,
Coşkunun al yuvarları ve çocukluğun.
Akıyor, dağ kaynaklarından alabalıklarla,
Anlıyorsunuz değil mi her şeyi?
Şimdi açın vatan haritasını,
Bastırın işaret parmaklarınızı,
Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Pencerelerimizi açıp söyleyelim türkümüzü,
Korkusuzluğun yelinde bu güz günü,
Alsın götürsün üvez yapraklarını,
Çağrısını yurdumuzun.
Gelir belki çocuklarımızın hatırına,
Erzurum’dan yola çıkıp Anadolu kırına,
Gizli ordusuyuz onun dersliklerde, işliklerde.
Gelir belki elinde Sivas’ın buğday başağı,
Iner kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı...
Bu sandıklar.. Bu sandıklar.. Bu sandıklar..
Kadınların kağnıların yağmurunda
En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın.
Hafifler şimdi umut, bir güvercin olur,
Geçer yağlı geçidinden namluların.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,
Çarşamba ovası. Işte!
Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,
Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.
Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.
Koy kulağını dinle, toprağın altında
Kömürün türküsü, petrolün türküsü,
Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Bir bozkır dikeniyle delip parmağımızı,
Kanımızı defterimize bastık:
Kan bu, soylu ırmağı yüreğimizin,
Coşkunun al yuvarları ve çocukluğun.
Akıyor, dağ kaynaklarından alabalıklarla,
Anlıyorsunuz değil mi her şeyi?
Şimdi açın vatan haritasını,
Bastırın işaret parmaklarınızı,
Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Pencerelerimizi açıp söyleyelim türkümüzü,
Korkusuzluğun yelinde bu güz günü,
Alsın götürsün üvez yapraklarını,
Çağrısını yurdumuzun.
Gelir belki çocuklarımızın hatırına,
Erzurum’dan yola çıkıp Anadolu kırına,
Gizli ordusuyuz onun dersliklerde, işliklerde.
Gelir belki elinde Sivas’ın buğday başağı,
Iner kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı...
1919 yılında Istanbul'da doğdu, 17 Mart 1978'de Ankara'da öldü. Istanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi (1944). Ankara Numune Hastanesi'nde eğitimini tamamlayarak çocuk hastalıkları uzmanı oldu. Türkiye Şeker Fabrikaları kuruluşlarında -Turhal Şeker Fabrikası, Ankara Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü, Etimesgut Şeker Fabrikası - çalıştı.
Önce hece ölçüsüyle halk şiiri geleneği ile, sonradan serbest ölçüyle, toplumsal sorunlar ağırlıklı şiirlerinde, halk dilinden, halk deyişinden geniş biçimde yararlanarak, halkın özlemlerini, sevinçlerini, acılarını ve yaşama savaşımını coşkulu bir söyleyişle dile getirdi. Şiirlerinin kaynağını hoşgörü, insanlık sevgisi, ulusal bağımsızlık ve doğa oluşturdu.
Eserleri ,
Bir Çocuk Bahçesinde (1941)
Bağbozumu Sofrası (1944)
Çocuklar Gemisi (1946)
Yanık Hava (1951)
Haziran Defteri (1955)
Yurdumdan (1960)
Bağımsızlık Gülü (1965)
Sakarya Meydan Savaşı (1970)
Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü (1970)
Tüm Şiirleri I-II (1978, ölümünden sonra)
Ödülleri
1966 Yeditepe Şiir Armağanı
1970 Behçet Kemal Çağlar Ödülü