LIVE
🏛️ LEGEND Electro Charge record held by mon amour for 17 years — unbeaten!
🏛️ LEGEND Geek record held by buff for 18 years — unbeaten!
user arinberk New Record! Atlantis Jewel
⚡ LEGEND TOPPLED arinberk toppled baran2006's 14-year legend: Mahjongg 3D Pyramid
bidibidiAI user
gulen gülen joined the legends!
bidibidiAI user
gulen gülen joined the legends!
game NEW GAME: Knowledge Cube
game NEW GAME: Ancient Gods
game NEW GAME: History of Empires
A 14-year legend has fallen! arinberk broke the Mahjongg 3D Pyramid record. See

Son Jenerık...

started by sessiz_firtina 09 September 2006 20-year-old topic 5 Replies 2.818
Sevgiler uzundur sanılır. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelir insana; her hangi bir uzvun bitmeyen sancısı, illa da yürek sancıları gibi... Oysa ne kadar kısadır hayat ve ne uzundur sancısı.

Sevgiler, bazen kısa metrajlı olsalar da o kısalıklarıyla hayatın pasını silerler bir çok yönden. Zira sevginin yurdu, her bir inin de bir Yusuf bulunan kutsal bir varlık gibidir. Yaşına, başına, kariyerine ve milliyetine bakmadan tırtıklar durur yüreğin çeperlerini. Kısa olan hayat, bundan dolayı iyice kısalır, beden dolaşsa da ruh ölüdür artık. Ve en güzel filmin sonu gibi sevda ağır ağır sızar toprağa.

Kısa olan hayata bazen de uzun sevgiler sığdırırız, acılarımız kadar olmasa da... Asırlık hayaller kurar, yapışırız hayatın çamurlu yollarına. Öyle ki, durakta bizi fark edenleri dahi göremeyiz. Ama fark da edemeyiz sevgisiz solukların hayatımızı nasıl boğduğunu. Fark ettiğimizde ise yapılacak çok şey kalmamıştır artık. Bu hal öyle bir haldir ki, unuturuz bize değer verenleri ve ısırgan otunu haşlamadan çorba niyetine içeriz.

Çok isteriz yüreğimizin buzullarını ekvatorda çözmeyi, bir yanına çölün çiçeklerini sıralayıp, bir yanına da, Belkızın sarayını inşa etmeyi... Kaftanını çekip yukarı, hoyratça dalsın gönül suyumuza ve kurulsun bir sultan gibi yürekteki sedef tahtına. Oturduğu kendinin tahtıdır aslında. Bunu bir türlü akıl edemez, her nedense. Unutmuştur gönül tahtlarının sevdalıya kurulduğunu.

Akıl ufuklara kapkara bir hayal yerleştirir ve sevginin masumiyetini de geceden çaldığı kara ile boyayıp, yüreğe kabul ettirirse sevda ölür. Her an sevgi terennüm eden bir yüreğin öldüğünü ise bu şekilde ölen bir yürek anlar ancak.

Yürek mumuz söndüğünde “hay Allah”, neler oluyor deriz ama, gecenin matemine bürünmekten de kaçınmayız. Biliriz gecenin hazzının dolunaysız da doyumsuz olduğunu ve ömrümüzün karanlıklarının aydınlığından çok olduğunu da... Geceyi anlayanın bir güzelliği var; zemheride güneşin, haziranda mehtabın, vadisinde kıvrılan suyun, uzayan derin sohbetlerin güzelliği gibi...

Kısadır sevgi uzundur acılarımız! Irili ufaklı sevgi sözcüklerini uç uca ekler, bir uçurtma salarız kurşun gibi ağır havada ilerlemesi için, gökyüzünden habersiz. Feda ederiz özlemleri nereye yağacağını bilmediğimiz bulutlara. Bazen kendi yüreklerimiz yetmiyormuş gibi başka yürekleri de ekleriz. Düğümü çözülen sözcükler iner bir bir en kıraç toprağa. Bozulur ahengi yüreğin, akıl gizler kendini şirazesine. Korku kalkar ufuklardan deli bir cesaretle akar oluğu, sevda pınarının. Gülşene çevrilir kıraç diye bilinen işlenmemiş toprak ve en alasından açar yamaçlarında bir yaban gülü.

Hayatımıza konulan ipoteği çözemeyiz çoğu zaman. Geleneklerimiz, kariyerimiz, düşünce iklimimiz, sosyal yapı faktörlerimiz... Bunlar sevgimizi artırırken sağlığımızı daraltır. Sevgiyi bilip de yaşayamamak bir tür gizli ölümdür, gizli şirk gibi. Bir ölüm de, bu endişe düzleminde, sevgiyi kontrol etmek gibi lüzumsuz bir çaba içinde olmaktır.

Kısa olduğu sanılan sevgilerin hayatın üzerine nasıl indirme yaptıkları da bilinir. Öyle ki, her şeyi kuşatan bir şey olup çıkıverir sevgimiz. Bu hal; umudu, hayalleri, yaşamı yok edemez asla. Aksine hazan olması beklenen bağını nasıl gül bahçesine özlemle dönüştürdüğünü bakan göz görür. Ancak, her şey de bu değildir ve onun da bir dönüşüme uğraması gerekir, değişmeden. Yaşanan hiçbir şeyin sevginin yürekte bıraktığı izi unutturmamak bilinciyle, asıl sorunun unutmak olduğu da bilinen başka bir gerçektir.

Düşününce doğuştan başladığını hatırlarız sevginin. Genlerle taşınacağını ölümden öteye kadar. Keşke an be an izleme imkanına sahip olsaydık, sevginin yürekten yüreğe nazlı nazlı akışına... Nasıl köpüklerinden kıvılcımlar çıkar, nasıl bentlerini yıkar, korkular nasıl salınır soluklardan, nasıl dinginleşir ulaşınca menziline ve nasıl da ağır başlı bir ölü olur celladının elinde kim bilir? Ya beraber taşıdıkları? Yürüdüğü tüm mekanları bir bir teslim eder celladına, sevgisi için. Çocukluk sevgisini, bir delikanlının perçeminden bir tutamı, genç bir kızın işlemeli mendilini ve daha neleri... Sevgiyle yaşamak için ne sözler verilir, ne cümleler kurulur bin bir umutlarla... Ama derin bir yok oluş başlayınca yürekte; ne varsa gözlerinizin önünden akar gider hayata dair. Arkadaki umutların yolu gözlenirken umutla, sevgi, celladının sehpasında salınmaya devam eder ta Israfil gelinceye kadar.

Tüm yanılgılara rağmen uzundur sevgi. Bitti dediğiniz yerde karşınızda Everesti bulursunuz. Başı duman duman böğründe kar olan serinlik için. Ya da, durgun akan koca bir nehir kıyılarında gül açan... Çocukluk bir sevgi, gençlik bir sevgi, eğitim bir sevgi, sanat bir sevgi, özlemek bir sevgi; up uzun ve yüksek mi yüksek. Birde bunların tam orta yerinde bambaşka bir sevgi, dağı ve nehri kendinde gizli. Kim demiş kısadır sevgi? Kendimizi kandırmak mıdır, onu bilmem ama, bu kandırmaca hoşumuza giden bir realitedir ömürde. Seksen yaşına biçilen bir elbise gibi takarız üzerimize; öylesine genç, öylesine kahve rengi, öylesine taze, öylesine ela gözlü ve öylesine hoyratça işte... Belki tutmaz ayaklar, eller titrer ama, bir de titreyen yürek vardır hala... Son jeneriği akar hayat filminin, sevgiyle toprağa. “Son” yazısını asla göremeyiz, yanan ışıkları da, filmin sonunu da... Ama yürekteki sevginin yükselişini dem be dem yaşarız. Ve bizi bir gün kucaklayan toprak da, kendini kucaklamış olur aslında.
Çok isteriz yüreğimizin buzullarını ekvatorda çözmeyi, bir yanına çölün çiçeklerini sıralayıp, bir yanına da, Belkızın sarayını inşa etmeyi... Kaftanını çekip yukarı, hoyratça dalsın gönül suyumuza ve kurulsun bir sultan gibi yürekteki sedef tahtına. Oturduğu kendinin tahtıdır aslında. Bunu bir türlü akıl edemez, her nedense. Unutmuştur gönül tahtlarının sevdalıya kurulduğunu.
teşekkürler....


ALışma bana,ne yapacağım beLLi oLmaz,bugün varım,yarın birden yok oLurum
Dokunma bana,kapanmamış yaraLarLa doLuyum
Sevme beni,yoğun duyguLarımda kayboLursun
Çözmeye çaLışma sakın,seninLe karışır iyice kördüğüm oLurum
Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varLığına,sonucunda öyLe bir aşk yaşatırımki,vazgeçemezsin,tutkun oLurum ..
YıkabiLirsen duvarLarımı,sakin bırakma beni,tüm tutkuLarım ve gücümün arkasında
haLa minik bir çocuğum,büyütemezsen kayboLurum


TAKLITLERIMDEN SAKININ
BEN tesekur ederım

:oops:
yok yok ben teşekkür ederim :D :D


ALışma bana,ne yapacağım beLLi oLmaz,bugün varım,yarın birden yok oLurum
Dokunma bana,kapanmamış yaraLarLa doLuyum
Sevme beni,yoğun duyguLarımda kayboLursun
Çözmeye çaLışma sakın,seninLe karışır iyice kördüğüm oLurum
Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varLığına,sonucunda öyLe bir aşk yaşatırımki,vazgeçemezsin,tutkun oLurum ..
YıkabiLirsen duvarLarımı,sakin bırakma beni,tüm tutkuLarım ve gücümün arkasında
haLa minik bir çocuğum,büyütemezsen kayboLurum


TAKLITLERIMDEN SAKININ
pekı oyle olsun ama bıdakıne kabul etmem benım kı gecerlı :D:D
sessiz_firtina wrote:pekı oyle olsun ama bıdakıne kabul etmem benım kı gecerlı :D:D
.............PEKI.................... :D :D


ALışma bana,ne yapacağım beLLi oLmaz,bugün varım,yarın birden yok oLurum
Dokunma bana,kapanmamış yaraLarLa doLuyum
Sevme beni,yoğun duyguLarımda kayboLursun
Çözmeye çaLışma sakın,seninLe karışır iyice kördüğüm oLurum
Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varLığına,sonucunda öyLe bir aşk yaşatırımki,vazgeçemezsin,tutkun oLurum ..
YıkabiLirsen duvarLarımı,sakin bırakma beni,tüm tutkuLarım ve gücümün arkasında
haLa minik bir çocuğum,büyütemezsen kayboLurum


TAKLITLERIMDEN SAKININ
This topic was opened 20 years ago. Replying will be possible soon.