Okuyalım Öğrenelim Genel

Okuyalım Öğrenelim Genel

Bu bölümde, bilgilerimizi paylaşacağız. Öğreneceğiz, öğreteceğiz.
Genel Kültürümüzü sınayacağız. Hayata dair, değişik bilgileri buradan paylaşacağız.

Okuyalım Öğrenelim Genel

'suyunu boşa harcama'' *güller ve anlamları* *kuru temizleme gerçeği* 11 milyon yeni kanser vakası 11 sayısı ve sırları 11'in esrarı... 12.300 yıl Öncesinde gökte bir ay daha vardı. 13 rakamı neden uğursuzdur? 13 sayısı niçin uğursuzdur? 14 Şubat sevgililer gününü... 140 ton su tasarrufu bilgileri Önemli!!! 2 abd başkanı arasındaki sıradışı esrarengizlikler.... 2 bin yıllık pil 24 ayar altın ne demektir? 24 ayar altın ne demektir? 279 tonluk tirene dişleriyle Çekti 28 yildir aÇiklanamayan sinyal nereden geldi? 5000 yillik buz adamin hikâyesi 666 sayısı neyi ifade eder 7 gerçek 8 mart'ın tarihçesi Açlıktan Öldüren servet Ağrı kesicilere dikkat Ağrı nedir? Ahşap parçaların tarihi bir yıl hata payıyla Ölçülebilecek Alkolün ne kadarı trafikte zararlıdır? Alkolün sürücüye zararları Altın efsaneleri Alüminyumdan kemer tokası Alyans'ın tam anlamını biliyormusunuz? Alyansi neden dorduncu parmagimiza takarız? Anne- baba Çeşitleri Arabalarda hava yastıkları nasıl Çalışıyor? Arabamızın aynaları niçin farklı gösteriyor? Artık gözümüzle tıklayacağız !!! Asansör düşerken zıplanılsa ne olur ? Asansöz bozulursa ne yapmalıyız:)))))))) Aşkı ile tarihe geçenler Asla de?iŞmemesi gereken alfa yoksa de?iŞti mi? At nalı ve Şans Ata neden soldan binilir? Ata neden soldan binilir? Ateş böceği nasıl işık saçıyor? Atlantis'in sırrı ağaçlarda saklı Atlar nasıl ayakta uyuyabiliyorlar? Atletler niçin naat yönünün aksine koşuyor? Atomun yapısı nasıl aydınlatıldı? Atomunun varlığının denel kanıtları: dalton atom kuramı Ay'ın nasıl oluştuğu niçin hala bilinemiyor? Ayların günleri niçin 28, 30, 31 gibi farklı? Ayların günleri niçin 28, 30, 31 gibi farklı? Ayna kırılması niçin uğursuzluk getirir? Aynı anne ve babanın Çocukları niçin farklı oluyor? B sınıfı ehliyet için.. Bakanı taş yapan gorgo medusa Banyodan sonra ellerimiz niçin buruşur? Banyodan sonra ellerimiz niçin buruşur? Barkod nedir? Bazen cevaplar beklediğin yerin dışındadır Bazı Ülkeler hakkında kısa bilgiler... Bebeği sağlıklı uyutmanın püf noktaları Belirli gün ve haftalara genel bakış Bermuda Şeytan Üçgeni Besinlerin değeri Beyin kanaması Beyninizin cinciyeti ne? Biber acımıdır? Biber neden acıdır? Big bang radyasyonu yayilimi uzayda nasil eŞit oluyor Bilgisayar virüsü nedir? nasıl bulaşır? Bilimin açıklayamadığı 13 gözlem Bilimin ulaştığı şaşırtıcı gerçekler: Biliyormusunuz... Bill gates ne kadar zengin, saniyede kaç para kazanıyor? Bilmediğimiz gerçekler'den yine Bilmediklerimiz Bir gülümseme Bir köpek yaşı niçin yedi insan yaşına eşittir? Bir nevi bilgisayar Bir saat neden 60 dakikadır? Bir saat niçin 60 dakikadır? Bir saat niçin 60 dakikadır? Bira içenler niçin sık sık tuvalete giderler? Böcekler isı farkı sayesinde en doğru yerden sokuyor! Boğaz köprüsü nasıl yapıldı Bohr atom kuramı Boks ringleri niçin dört köşedir? Böyle intihar görülmedi!!!!! Bozuk paraların kenarları niçin tırtıllıdır? Bozuk paraların kenarları niçin tırtıllıdır? Bu olaylar gerçek... Bulutlar nasıl oluşur? Bulutlar nasıl oluşuyor ? Bumerang nasıl geri gelebiliyor? Bunlar da ilginç Ölüm nedenleri: Bunları biliyormusunuz?hiç tahmin edemeyeceğiniz Şeyler %100 Bunları biliyoruzdur heralde :) Bunların aralarında muhakkak duymadıklarınız vardır... Büyük cesaret Ödülü Buz neden kaygandır? Buzdolabını yerleştirme sanatı Buzlanmış yollara niçin tuz dökülüyor? Cam neden saydamdıır? Camın arkasında güneşte bronzlaşabilir miyiz? Çanakkale cephesinde kadin savaŞÇilarimiz Çay hakkında bilmedikleriniz Çekicin sırrı Cereyan kesilince telefonlar nasıl Çalışıyor? Çikolatanın tarihçesi Çin atasözü Çin liler neden yemeklerini Çubukla yiyorlar? Çinli Öğrenci pi sayısının 67 bin basamağını ezberledi Concorde\'un atası Da vinci'nin gerçek kodu ortaya Çıktı Damarlarımız... Deniz suyu niçin tuzludur? Denizin altında piramit bulundu.. Deportivo'nun sahasında hep bir türk bayrağı bulunuyor. Deprem Çantasında bulunması gerekenler Depremden korunma yolları planlama ve zaman kontrolü Detaylar ! Dikkat edelim!!domuz yağı katkılı gıda maddeleri uluslar arası kodları Diyet kola suda nasıl yüzebiliyor? Do?ru davraniŞ kurallari Doğuştan görme Özürlüler rüya görür mü ? Domates niçin meyvedir? Dört yapraklı yonca nın hikayesi Dünya atasözlerinden bazıları.. Dünya bayrakları'nın hikayeleri ve manaları... Dünya dursa neler olurdu Dünya kayıtlarına geçmiş en ilginç Ölüm Dünya'nın ''en'' leri Dünya'nın en pis kokan Çiçeği DÜnyadaki 'en'ler... Dünyadaki en büyük göller Dünyadaki türkler hakkında Dünyanın en eski destanı; mahabharata Dünyanın en gereksiz 20 aleti Dünyanın en kötü kokan Çiçeği Dünyanın en manyak 9 kişisi Dünyanın en pahalı kahvesı nasıl Üretıiliyor Dünyanın en uzun köprüsü 36 kilometre... Dünyanın en yaşanası Ülkesi finlandiya... türkiye 70. sırada Dünyanın en yaşlı hayvanı 176 yaşında Öldü Dünyanın ismi en zor sölenen yeri Dünyanın merkezine seyahat nasıl olurdu? Dünyanın rekor insanları Dünyayı tersine çeviren 50 gerçek... Düşünce gücü ile eşyalara hareket emri verdi Düşünmek Şişmanlatıyor...

Atomunun Varlığının Denel kanıtları: Dalton Atom Kuramı

Yazar denizindibi


Resim
Atomunun Varlığının Denel kanıtları: Dalton Atom Kuramı


19. Yüzyıl: Atomla Açılan Yüzyıl

19. yy.a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy.da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı.

Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803te,atomun varlığını ileri sürerken kanıt olarak neleri göstermiştir? Bunu kavrayabilmek için kimyanın temel birleşme yasalarını anımsamalıyız. Çünkü John Dalton (1766-1844) atomun varlığının kanıtları olarak bu yasaları göstermiştir. Bunlar kütlenin korunumu, sabit oranlar ve katlı oranlar yasası adıyla bilinir.

19. yüzyıl, aslında atomla açıldı. John Dalton, 1803-8 arasında atomun varlığının kanıtlarını açıkladı ve bilimsel anlamdaki ilk atom kuramını geliştirdi. Dalton, kimyasal tepkimelerdeki kütlenin korunumu (Lavoisier ve Lomonosov), bileşiklerin oluşmasında sabit kütle oranının varlığı (Joseph Proust), katlı oran yasası(John Dalton) gibi denel sonuçları başarıyla yorumladı ve bu sonuçların (yasaların) ancak atomun varlığıyla kavranabileceğini gösterdi.

Joseph Proust ise 1799 da yaptığı bir yayında kimyanın diğer büyük bir yasasını açıkladı. Buna kimyacılar, sabit kütle oranları yasası der. Bu yasa şöyle der: Belirli bir bileşiği oluşturan elementler, daima belirli ve sabit olan bir kütle oranında birleşir. Örneğin su oluşurken diyelim 30 gram hidrojen ile 70 gram oksijen ya da başka bir oran değil;ama daima kütlece yüzde 11.19 hidrojen ve yüzde 88.81 oksijenden oluşur.

1803 te John Dalton, katlı oranlar yasası denen yasayı buldu. Bu yasa sabit oranlar yasasının atomik oran düşüncesine daha kesin bir destek veriyordu. Çünkü iki element arasında iki ve daha çok bileşik oluşuyorsa,elementlerden birinin kütlesi sabit tutulduğunda onunla birleşen ikinci elementin kütleleri arasında basit tam sayılı bir oran vardı. Buradaki kütle terimleri atomları anlatıyordu.Basit, tam sayılar atomların oranıydı. Işte Dalton'un vardığı sonuçlar:

1. Her element atom adı verilen çok küçük ve bölünemeyen taneciklerden oluşmuştur. Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşamazlar ve bölünemezler. Atomu parçalayacak adam yoktur diye de ekleyivermişti. Kimyacıların da hata yaptıkları bir gerçektir!

2. Bir elementin bütün atomlarının kütlesi (ağırlığı) ve diğer özellikleri aynıdır. Fakat bir elementin atomları diğer bütün elementlerin atomlarından farklıdır.

3. Kimyasal bir bileşik iki ya da daha çok sayıda elementin basit sayısal bir oranda birleşmesiyle oluşur. Örneğin bir atom A ve bir atom B, AB ya da bir atom A ile iki atom B yani AB2.(Genel Kimya,Petrucci ve Harwood,s:34,36)

18.yy kimyacılarının en büyük başarılarından biri, atmosferin homojen bir ortam olmadığını, oksijen ,azot (nitrojen), su buharı ve belki de başka şeylerin oluşumundan oluştuğunu keşfetmeleriydi. Ama atmosferin değişmez bir bileşim olduğu anlaşılınca, bütünlüğü ve kalıcılığına ilişkin sorular anlamsızlaşıyordu. Bununla birlikte. Dalton, atmosferin yoğunlukları farklı olan üç ya da daha fazla esnek akışkandan oluştuğunu öne sürünce, aynı orular yeniden ele alınabilirdi. En yoğun gaz üstte ve en seyrek gaz altta olmak üzere niçin ayrı düzeyler oluşmuyordu? Bir Newtoncu olan Dalton, Principia'yı açtı ve orada Newton'ın atmosfer, birbirini iten küçük parçacıklar ya da atomlardan oluşur dediğini gördü. Dalton buna bir atom kendi türünden olan atomu itmez, başka tür atomları iter varsayımını ekledi. Zafer kazanmış tavrıyla sonuca varıyordu: Bu, gazların spesifik çekimleri ne olursa olsun bir gazın diğerinin içine işlemesi içindir.

Dalton, atom kuramına asıl özgün katkısını henüz yapmamıştı. Bunlar yine belirli bir bilimsel sorundan ötürü ortaya çıkıyordu. Geleneksel atomcular ,atomun biçimi ve boyutları üzerinde yoğunlaşmaya eğilimliydiler. Ne var ki bunun,şu soruyu sorarken Dalton'a pek yardımı dokunmayacaktı: Niçin su diğer gazlar gibi kütlesini kabul etmiyordu? Niçin su,örneğin azot oksiti,nitrojen ya da hidrojenden daha fazla miktarlarda içine alıyordu? Dalton a göre bunun nedeni tepkimenin, çeşitli gazların temel parçacıklarının sayısına ve ağırlığına bağlı olmasıydı,en hafif olan en az soğurulabilendi. Bu, Dalton I atım ağırlıklarıyla ilgilenmeye yöneltmeye yetmişti. Dalton, önceki birkaç varsayıma dayanarak,oksijen ve hidrojen elementlerinin görece ağırlık oranlarının 7:1 olduğu sonucuna vardı ve bu temele dayanarak kimyasal bileşimin temel yasaları üzerinde çalışmaya başladı.

Buna karşın atomculuk, kimyacılar arasında bile dikkate değer bir direnişle karşılaştı. Birçok bilgin,kimyager ve filozof,algılanamaz ve bölünemez parçacıkların varlığını kabul edemiyordu. William Whewell, Philolosophy of the Inductive Science ( 1840) çalışmasında bunun bilimin, kimyasal deneyimin sonucu değil, metafiziğin sonucu olduğunu iddia ediyordu:

Ama eğer atomik kuram öne sürülecekse.. ki buna göre ki kimyasal elemetler bölünemeyen parçacıklardan oluşmaktadır,şunu belirtmeden geçemeyiz ki, kimyasal araştırma bunu kanıtlamamıştır ve hatta hiçbir doyurucu kanıt ortaya koyamamıştır.”

Benzer biçimde büyük kimyacı F. A. Kekule 1867’de şöyle direnebiliyordu: “Atomların varolup olmadığı sorusu kimyasal bakış açısıyla hiçbir önem taşımamaktadır; bu tartışma metafiziğe ait bir tartışmadır.”

Kimyagerlerin atomculuğa olan bu açık kayıtsızlıklarının bir nedeni de kimyasal tepkimeleri açıklamanın,kimyasal denklemlerin dili gibi başka yollarının da olmasıydı. Dönemin ders kitaplarında örneğin denklem tabloları şöyle sunuluyordu:” Kimyasal denklemler yalnızca birbirine bağlanan maddelerin göreli niceliklerini temsil eder.” Ya da bir bilim sözlüğünde açıklandığına göre şöyleydi: “ Nesnelerin, bileşimindeki yerleri değiştirildiği zaman eşit olabildikleri söylenmektedir.”

Örneğin: ” Deneyler sonucunda… Çeşitli metallerin değişik ama belirli ağırlıklarının birbirinin yerine geçebildikleri anlaşılmıştır. Cıva ağırlığından 100 ölçü, 31.7 bakır, 32.5 çinko ve 1 ölçü hidrojen 35.5 ölçü klorla yaptıkları bileşimde birbirlerinin yerine geçme durumundadırlar.”

Böylece Dalton ve diğer atomcular ikili bir bileşik olan suyu, bir hidrojen atomu ve ondan yedi kat daha ağır bir oksjen atomunun oluşturduğunu düşünürken, diğerleri oksijen ağırlığında yedi birimin bir birim hidrojenle birleşerek birim su oluştuğunu düşünüyorlardı. Belki de kolaylık olsu diye oksijen ve hidrojen atomlarından söz edilebilirdi ama ısrar edildiğinde bunun yalnızca kimyasal deneylerden söz etmenin daha kolay bir yolu olduğunu söylerlerdi.