Şark Çıbanı ve tedavisi

Hastalıkların isimleri , açıklamları , bilimsel adları ve tedavi yöntemlerinin paylaşıldığı platformda şifa bulmanız dileklerimizle...
Cevapla
cr@zy
Yıldızlaşan Üye
Yıldızlaşan Üye
Mesajlar: 7047
Kayıt: 10 Tem 2008, 18:09
Elindeki Nakit: Kilitli
Konum: ist

Şark Çıbanı ve tedavisi

Mesaj gönderen cr@zy » 09 May 2009, 03:08

Şark Çıbanı Nedir (Leishmaniasis)
Bu terim, benzer protozoal parazitler tarafından oluşturulan, küçük kemirgenlerde geçirdikleri süreyi de içeren kompleks bir hayat siklusuna sahip olan bir grup hastalığa verilen isimdir. Bu hastalıklar, tropik ve subtro-pik bölgelerde artropodların ısırmasıyla bulaşır. Bazı formlar ağır sistemik hastalığa neden olur ve Afrika, Güney Amerika ile Hindistan'da yaygın görülür, diğerleri ise daha çok kütanöz ve mukokütanöz hastalıklar yapar.

Kütanöz formları Akdeniz ülkelerinde ve Kuzey Afrika ile Güney Amerika' da görülür. "Akdeniz" tipi Leishmania majör ve L. tropika tarafından oluşturulur. 2 aylık bir kuluçka süresinden sonra genellikle açık deride çıban benzeri bir lezyon görülür (Halep çıbanı). Daha sonra bu lez-yon yerini kötü bir ülsere bırakır, bu sonuncusu birkaç ay sonra bağışıklık ve skar bırakarak spontan iyileşir.

Mukokütanöz formları daha çok Güney Amerika'da görülür (Yeni dünya leishmaniasisi) ve L. meksikana ve L. brasiliensis' e bağlı gelişir. Küçük ülserler gelişir (Chiclero ülseri) ve Eski Dünya tiplerinden daha ağır ve dirençli görünür; hastalığın geç evrelerinde hastaların yaklaşık yarısında nazal mukozayı etkileyen yıkıcı lezyonlar ortaya çıkar.

Viseral formlara bağlı olarak gelişen kutanöz komponent nadir görülür. Bu gruba dahil olarak, lepramatöz lepraya benzer plak ve nodüllerle seyreden yaygın kütanöz bir form mevcuttur ve durum daha ağırdır. Ikincisinde, lupus vulgaris'e benzer kalıcı plaklarla tekrarlayan bir durum mevcuttur. Son olarak, rezidivan form olan ve viseral hastalıktan sonra ortaya çıkar, çok sayıda papüllerle belirgin hale gelen post kala-azar (der-mal leishmaniasis) şeklinde olabilir.
Biyopside miks tip granülomatöz yangı görülür. Parazitler özel boyalarla görülebilir ve özel ortamlarda üretilebilir. Intrakütanöz deri testinde (leishmanin) enjeksiyonundan sonra hastaların çoğunda yangı gelişir.

Şark Çıbanı Tedavisi

Küçük lokalize lezyonlar kendiliğinden iyileşir ancak dondurarak veya küretaj ile tedavi edilebilir. Sodyum stiboglukonat enjeksiyonu da uygulanmaktadır. Ağır ve dirençli hastalarda sistemik stiboglukonat veya pentamidin de kullanılabilir.


cr@zy
Yıldızlaşan Üye
Yıldızlaşan Üye
Mesajlar: 7047
Kayıt: 10 Tem 2008, 18:09
Elindeki Nakit: Kilitli
Konum: ist

Mesaj gönderen cr@zy » 09 May 2009, 03:10

Şark Çıbanı (Leishmaniasis)
Şark Çıbanı uçan haşaratın sokmasıyla yayılan bir hastalıktır. Haşaratın ısırmasından 2 ila 8 hafta sonra sokulan yerde meydana gelen şişmeyle ortaya çıkar. Hastalığın iki şekli vardır. Cutaneous ve Visceral Şart Çıbanı. Visceral tipinin tanınması ve tedavisi zordur. Şart Çıbanı yavaş ve ağır ilerler ve sancı yapmaz.
Belirtileri:
1. Başlangıçta kaşıntılı ufak sivilceler halinde ortaya çıkar ve daha sonra çıban şeklini alır.
2. Vücudun uçan haşare tarafından ışınlan bir takım bölgelerinde meydana gelir.
3. ilk yaradan sonra sonrakiler onun çevresinde oluşur ve nadiren sadece tek yara vardır.
Tedavisi:
1. Yarayı kaynatılmış soğuk suyla temizleyin.
2. Yara üzerine 10 gün boyunca günde iki kez 10-15 dakika sıcak kompresler yapın ya da yaralı bölgeyi en az üç gün toplam 20 saat boyunca 41 C derece sıcaklıkta tutun. Bunu yaralı bölgeyi plastikten bir örtüyle kapatarak yahut elektrik ampulü kullanarak yapabilirsiniz. Isı tedavisi genellikle kesin tedavi sağlar
cr@zy
Yıldızlaşan Üye
Yıldızlaşan Üye
Mesajlar: 7047
Kayıt: 10 Tem 2008, 18:09
Elindeki Nakit: Kilitli
Konum: ist

Mesaj gönderen cr@zy » 09 May 2009, 03:10

Şark Çıbanı
Yıl çıbanı, Halep çıbanı, Bağdat çıbanı, Diyarbakır çıbanı, Antep çıbanı gibi adlarla da anılan ve dünyâda belirli iklim bölgelerinde görülen bir hastalık. Akdeniz ve Ortadoğu’da sık olan Şark çıbanına yurdumuzda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde oldukça çok rastlanmasına rağmen Orta Anadolu’da tek tük bulunmaktadır.

Hastalığın âmili “leishmania tropica” adlı bir parazittir. Doğrudan doğruya veya phlebotomus (tatarcık) denilen ara hayvanları vâsıtasıyla bulaşır. Karasineklerin de bulaştırmada rolleri olduğu kabul edilir. Milletlerarası tıp dilinde cilt leishmaniasis’i olarak bilinir.

Parazit, vücûda girdikten 15 gün ilâ 16 ay sonra girdiği yerde birkaç milimetre çapında pembe bir leke meydana getirir. Gün geçtikçe daha da belirgin hâle gelen leke 5. günde sertleşir ve kabarık bir hâl alır. Zamanla rengi koyulaşır, kararır. Hastalık bu şekilde bir yıl kadar devam ettikten sonra iz bırakarak kaybolabildiği gibi bâzan da açılarak yara hâlini alabilir. Yaranın kabuğu kaldırıldığında altında birtakım çıkıntılar görülür ki, buna “çivi belirtisi” denir. Böyle durumlarda da hastalık birkaç yıl sonra iz bırakarak iyileşir. Ancak, vücut mukâvemetinin çok kırıldığı durumlarda yıllarca sürebilir. Hastalık alın, burun, çene, yanaklar, boyun ve kol gibi açık bölgelerde daha çok yerleşir. Bir defâ geçiren hayat boyu bir daha geçirmez.

Tedâvisinde, yara içine emetin, atebrin şırıngaları faydalı olup, ilk defâ Hulusi Behçet tarafından uygulanmıştır. Antimon bileşikleri, Amfoterisin B, Neostibosan gibi ilâçların damar veya kas yoluyla vücûda verilmesi de oldukça faydalıdır. Antibiyotik ve Sulfonamidler yara yerine yerleşen bakteri infeksiyonlarının tedâvisinde kullanılır. Yara kabukları temizlenmeli, pansuman edilmeli ve temiz gazlı bezle kapatılmalıdır.

Korunma: Korunmada en önemli husus tatarcık sinekleriyle savaşmaktır. Hastalığın çok görüldüğü yerlerde, çıbanın yüzde çıkmasını önlemek için bilhassa kız çocuklarında, çıbanlı birinin yarasından alınan sıvının vücûdun görülmeyen bir yerinde aşılanması eskiden yapılan bir âdetti. Çevre sağlığı ve tıbbî tedâvi kuruluşlarının yaygınlaşmasıyla bu uygulamalar artık yapılmamaktadır.
cr@zy
Yıldızlaşan Üye
Yıldızlaşan Üye
Mesajlar: 7047
Kayıt: 10 Tem 2008, 18:09
Elindeki Nakit: Kilitli
Konum: ist

Mesaj gönderen cr@zy » 09 May 2009, 03:12

Tıbbi Mikrobiyoloji ve Parazitoloji Uzmanı Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, halk arasında ''şark çıbanı'' olarak bilinen ve bir türü iç organları da etkileyerek ölüme yol açabilen ''Leishmania'' hastalığının tanısı için güvenli ve başarılı yeni bir yöntem geliştirdiklerini bildirdi.
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Kimya Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Allahverdiyev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yard. Doç. Dr. Melahat Bağırova, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinden oluşan bir ekiple enfeksiyon hastalıklarına karşı yeni ilaç ve biyopolimerlere dayalı aşı geliştirilmesi konusunda değişik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Önemli sağlık problemlerinden biri olarak kabul edilen, parazitleri ''Tatarcık-Yakarca'' denilen sinek tarafından insana aktarılan Leishmania hastalığına ilişkin çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Allahverdiyev, daha önce Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bu konuda yaptığı çalışmalarına, geniş laboratuvar imkanına sahip olan YTÜ Kimya-Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü'nde devam ettiğini kaydetti.
Allahverdiyev, hastalığın daha çok Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde görüldüğünü, yılda yaklaşık 500 binden fazla kişinin bu hastalığa yakalandığını dile getirdi.
Deride şark çıbanına yol açan hastalığın bir türünün de kemik iliği, karaciğer, dalak, lenf düğümleri ve diğer iç organları etkilediğini anlatan Allahverdiyev, erken teşhis edilmemesi durumunda hastalığın ölümle sonuçlanabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Allahverdiyev, küresel ısınmayla birlikte hastalığın yayıldığı bölgelerin daha genişlemesinin ve daha çok insanı etkilemesinin beklendiğini ifade ederek, bu nedenle söz konusu hastalıkla mücadelenin giderek daha önemli hale geldiğini vurguladı.
-TEŞHISI ZOR HASTALIK-Leishmania hastalığının teşhis edilmesinin zor olduğunu dile getiren Allahverdiyev, ''Kimisi 'deri kanseri' tanısı koyuyor, kimisi 'tüberküloz' diyor, kimisi 'mantara dayalı hastalık' diyor. Hastanın 'kangren' deyip bacağını kesiyorlar'' dedi.
Allahverdiyev, iç organlarda görülmesi halinde ise yanlışlıkla anemi, lösemi, lenfoma tanılarının konulduğu hastalığın teşhisinde daha önce çeşitli yöntemler kullanıldığını belirterek, şunları söyledi:
''Eldeki yöntemlerle vakaların yalnız yüzde 30-40'ına tanı koymak mümkün oluyordu. Iç organlardaki hastalığın kan tahliliyle tespiti yüzde 26 oranındaydı. Yeni bir kültür tanı yöntemi geliştirdik. 'Mikrokültür' adını verdiğimiz yöntemin duyarlılığı çok güçlendirildi, hastaların yüzde 80-95'ine, neredeyse tamamına tanı koymak mümkün hale getirildi. Tanı koymak için diğer yöntemlerle en az 1 ay, bazen 6 aya kadar uzanan zamana ihtiyaç duyulurken yeni mikrokültür yöntemiyle süre maksimum 1 haftaya indi. Ekonomik açıdan da diğer yöntemlere nazaran 100-130 kez daha ucuza geliyor.''
Bu yöntemin orijinal olduğunu ve kendileri tarafından geliştirildiğini vurgulayan Adil Allahverdiyev, ''Yeni mikrokültür yöntemine ilişkin çalışmamız Amerika'nın en önemli bilimsel dergisinde 2 bölüm halinde yayınlandı. Şu anda başta ABD ve Kanada'da olmak üzere dünyanın birçok laboratuvarında uygulanmakta. Türkiye'de Ankara Başkent Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi ve bazı merkezlerde uygulanmaktadır'' diye konuştu.
Prof. Dr. Allahverdiyev, çalışmaya ilişkin son gelişmelere de değinerek, ellerindeki teknolojik imkanları kullanarak yöntemi daha da geliştirdiklerini, tanı süresini bir güne indirmeyi başardıklarını bildirdi.
-''KADINLARI DAHA ÇOK ETKILIYOR''-
Hastalığın erkeklerde de görülmekle birlikte en çok kadınları etkilediğine işaret eden Allahverdiyev, bunun nedenini belirlemek için de çalıştıklarını söyledi.
Çalışmada, kadın ve erkeklerden elde edilen sıvı örneklerine laboratuvarda ürettikleri Leishmania paraziti kültürünü yerleştirdiklerini belirten Allahverdiyev, ''Gördük ki bayanlardan alınan örneklerde parazitler, erkeklere nazaran 2-3 kat daha fazla çoğalıyor. Bayanların vücudundaki kendilerine has metabolizma, onların salgıladığı maddeler, bu parazitlerin daha çok gelişmesine yol açıyor. Bu sinekler tarafından ısırılan bayan, bir erkeğe göre daha kolay parazit tarafından enfekte oluyor. Bunu tespit ettik'' dedi.
Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, Leishmania hastalığına karşı biyopolimerlere bağlı ilaç ve aşı geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini de sözlerine ekledi.
Cevapla

“Hastalıklar ve Tedavi Yöntemleri” sayfasına dön