Sağlık bakanı akdağ'ın hizmet karnesi

Mutlu yaşamak için en gerekli şeyi, sağlımızı tehlikeye atmayalım...
Cevapla
cr@zy
Yıldızlaşan Üye
Yıldızlaşan Üye
Mesajlar: 7047
Kayıt: 10 Tem 2008, 18:09
Elindeki Nakit: Kilitli
Konum: ist

Sağlık bakanı akdağ'ın hizmet karnesi

Mesaj gönderen cr@zy » 02 Mar 2009, 16:15

Eksileriyle artılarıyla 6 yıllık bakanlık dönemini değerlendiren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bu süreçte yapılabilmesi çok güç icraatların altına imza atarak, sağlık hizmeti alımında eşitliği sağladıklarını söyledi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sheraton Otel'de düzenlediği toplantıda 'Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın 6. yılını değerlendirdi. Sözlerine “Hesap vermek için buradayım. Siyasetçilerin bunu zaman zaman yapması gerekiyor” diyerek başlayan Akdağ, Türkiye'de sağlıkla ilgili göstergelerin büyük bir sıçrama yaptığını söyledi. Sağlıkta proje oluştururken 'ahlaki bir yaklaşımımız olacak' düşüncesiyle yola çıktıklarını ifade eden Akdağ, 'Biz politikalarımızı oluştururken, vatandaş sağlık hizmetine kolaylıkla ulaşabilmeli ve kaliteli bir sağlık hizmetini alabilmeli. Bunun için parasının olması şart değil; bu ülkenin vatandaşı olması yeterli anlayışından yola çıktık' dedi. Sağlık Yayıncılık

6 Yıl Içinde Yanıldığımız da Oldu
Zorunlu hizmet uygulamasını önce kaldırıp, sonra yeniden yürürlüğe koymalarına yönelik eleştirilere yanıt veren Recep Akdağ, “6 yıl içinde yanıldığımız da oldu” diyerek bazı yanlış uygulamalarının olabileceğine değindi. Zorunlu hizmeti kaldırdıkları dönemde belli bölgelerde ciddi hekim sıkıntısı yaşadıklarını dile getiren Akdağ, şöyle konuştu: “Mecburi hizmeti kaldırdık. Doktorlarımız fazla mağdur olmasınlar istedik. Biz yüksek ücretlerle ücra köşelerde hekim çalıştırabileceğimizi düşünmüştük; ama olmadı. O zaman hekim sayısının bu kadar yetersiz olduğunu bilmiyorduk. Sonra baktık ki hekim sayısı bunu uygulamak için yeterli değil. Bu çeşit politik uygulamalar ve değerlendirmelerde cesur olmalı aynı zamanda geri dönüşü de bilmelisiniz. Başarılı olabilmek için uygulamaları gözden geçirip, dönülmesi gereken yerden dönülebilmeli. Amacımız etkili ve kaliteli, ulaşılabilir bir sağlık hizmeti de sunmaktı. Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri işin ana eksenidir. Muhalefet bizi bu konuda da eleştiriyor. Diyorlar ki, koruyucu sağlık hizmetleri eksik bırakılıyor, tedavi edici sağlık hizmetlerine önem veriliyor. Oysa ki rakamlara baktığımızda koruyucu sağlık hizmetlerine 2002'de 1. 883 milyar iken, 2008'de bu rakam 2. 973 milyar olmuştur. Yine koruyucu sağlık hizmetleri içinde hastanede doğum oranlarının özellikle kırsalda ne kadar az olduğunu biliyoruz. 2002'de hastanede doğum oranları yüzde 78 iken bu oranlar 2008'de yüzde 92'ye çıktı. 2012'de ise tüm doğumların hastanede yapılmasını hedefliyoruz. '

Yenidoğan Ölüm Hızı Binde 11. 4’lere Düştü
2006'da anne ölümlerinin yüz binde 28. 5 iken, 2008’de yüz binde 18. 5'e indiğine işaret eden Akdağ, “Dünyanın hiçbir yerinde, çok iddialı söylüyorum hiçbir yerinde böyle bir ilerleme kaydedilmemiştir' diye konuştu. Akdağ, yeni doğan ölüm hızına bakıldığında 2008'de binde 16. 7'lerden 11. 4'e düştüğünü söyleyerek '2012'de ise binde 7'yi hedefliyoruz” dedi.

Yenidoğan Yatak Sayısı Yüzde 165 Arttı
Bakan Akdağ, açıklamasına şöyle devam etti: 'Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ise 2002'de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 665 olan yenidoğan yoğun bakım yatak sayısı, 2008'de bin 765'e çıkmıştır. Yani artış oranı 6 yılda yüzde 165 olmuştur. Bugün yenidoğan yoğun bakım merkezlerine ulaşan bebeklerin yüzde 80'i bu tedaviye ulaşma şansına sahip olmuyorlardı. Türkiye'de şu anda 784 tane taşıyıcı kuvöz var. Bugün en ücra köşede bile bebekler bunlarla taşınıyor. Öte yandan iş yükü arttı. Yenidoğan uzmanı ve hemşire sayısı yeterli gelmiyor. Önümüzdeki yıllarda da umarız bunları da arttıracağız. Bunun yanında çocuklara demir ve D vitamini desteği de verdik. 'Demir Gibi Türkiye Programı' kapsamında bugüne kadar 4 milyon 225 bin bebeğe demir desteği sağlandı. Çocukların yüzde 90'ına ücretsiz olarak demir ve D vitamini desteği sağladık”

Aşılamada Yüzde 96’arın Üzerindeyiz
Akdağ: “Aşılama konusunda üst gelir düzeyindeki ülkeleri yakalamış durumdayız. Aşıda da pek çok yeniliği getirdik. Şu anda çocuklara 5'li aşı diye çok modern bir aşı yapıyoruz. Bunu da 6 Euro'ya mal ettik. Ve bütün çocuklarımıza ücretsiz yapılıyor. Son iki yıldır ise kızamıklı çocuk görmüyoruz. 2002'de 30 bin kızamıklı çocuk vardı. Bugün bu konuda da Avrupa'nın çok önündeyiz. ' açıklamasını yaptı.

2002’de 350 Bin, 2008’de 1 Bilyon 400 Bin
Bakan Akdağ, acil sağlık hizmetlerinde de büyük sıçrama yaşandığını ifade ederek, '112'den yararlanan kişi sayısı 2002'de 350 bin iken, 2008'de bu sayının 1 milyon 400 bin kişiye ulaşmasını tahmin ediyoruz. Türkiye'de bir ilk olmak üzere 64 kar paletli ambulans, 12 hasta kabinli kar aracı ve 4 deniz ambulansını hizmete soktuk ve hava ambulans sistemini de hayata geçirdik' dedi. Önceden 112'lerde vatandaştan hastayı taşımak için ayrıca mazot parası alındığını aksi halde hastanın ambulansla götürülmediğini belirten Bakan Akdağ, 'Şimdi ise bir uçuşu 5 bin Euro'ya mal olan ambulans helikopterlerle hastalarımızı taşıyabiliyoruz. Ama tabi hiçbir ücret almıyoruz. Mazot parası istenen dönemden buralara geldik' dedi.

Performans Sistemiyle Aynı Sayıda Sağlık Personeliyle 2 Misli Hastaya Baktık
Sıtma ve tifo vaka sayılarında da büyük düşüşler yaşandığına dikkat çeken Bakan Akdağ, 'Sağlık ocaklarından memnuniyet ise yüzde 70'lere kadar çıktı. Performans sistemini getirdik. Hekimler yaptıkları işe ve muayene sayınsa göre ek ücretlendiriliyorlar. Tabi burada nitelikte çok önemli' diye konuştu. Performans sistemi sayesinde aynı sayıda sağlık personeliyle 2 misli hastaya baktıklarını aktaran Akdağ, `Tam gün yasasıyla` hekim yetersizliğinin önemli oranda giderileceğini söyledi.

YÖK Ile Anlaştığımız Zaman Tam Gün'ü Meclis'e Getireceğiz
Üniversite hastanelerindeki sistemi de eleştiren Bakan Akdağ şunları söyledi: 'Bugün üniversite hastanelerinde şöyle bir sistem var. Bunları disipline edici tedbirler ile önlemek çok zor. Öğretim üyeleri saat 12. 00'ye kadar çalışıyor, öğleden sonra ise muayenehanesine gidiyor. Hasta da birkaç ay sonrasına randevu almamak için para verip özel muayenehaneye gidip, özel ameliyat yaptırıyor. Bunun arızalı tarafı şurada: Poliklinikler ne kadar rantabl çalışırlarsa özellere ihtiyaç o kadar azalacaktır. Tıbbi işlemleri hemen yapıldığı takdirde vatandaş ayrıca neden para versin. Ayrıca bu sistemde öğleden itibaren profesörün, öğrencisiyle de asistanı ile de ilişiği kesiliyor. Eğitim de düşüyor. Şimdi biz bunu engellemek amacıyla tam günü getiriyoruz. YÖK ile görüşüyoruz. Tam günde de yine bir üniversite öğretim üyesinin hatırı sayılır bir geliri olmalıdır. Ancak bu özelde vatandaş tarafından değil, devlete yaptığı iş karşılığında devlet tarafından ödensin. Buradan benim öğretim üyelerini suçladığım gibi bir şey çıkarılmasın. Çünkü sistemde bir arıza var. YÖK ile anlaştığımız zaman Tam Gün'ü Meclis'e getireceğiz. Yoğun çalışmalarımız devam ediyor”

Akdağ, OECD ülkeleri içinde sağlık harcamalarının GSYH içindeki oranına göre Türkiye’nin son sırada olduğuna işaret ederek, “Biz bu kadar az parayla bu kadar çok işi becerdik” dedi.


Cevapla

“Sağlıklı Yaşam” sayfasına dön