| Stress... Bugünkü zor yaşam koşullarında sakin ve dingin kalmak hiç kolay değil. Herkes, hergün bir çok farklı biçimde stres yaşıyor. Servis kaçırmak, araba kullanırken yanlış yola girmek, trafikte takılıp kalmak, evde suların akmaması, çocukların huysuzluğu vs. kısa süreli olması gereken stresler yaratır. Hatta o günkü işlerin veya hafta sonu tatilini planlamak bile stresli olabilir. Yaşamı tehdit eden hastalıklar, evlilikte şiddetli geçimsizlik yada boşanma, iflas, işyerinde baskı, işsizlik gibi daha süregen stresler de bulunur. İşte bunlar, kişide gerginlik yaratıp, varolan hastalık belirtilerine katkıda bulunabilir. Hatta kendileri bazı hastalıklar yaratabilir. Sağlığın bozulmakta olduğuna dair en yaygın belirtiler ise baş ağrısı, uyku bozuklukları, yoğunlaşma güçlüğü, unutkanlık, sinirlilik, mide-bağırsak rahatsızlıkları, iş tatminsizliği, enerjisizlik, moralsizlik, çökkünlük ve kimi zaman panik atakları şeklini alan yoğun kaygı şeklinde sıralanabilir. Bunlar tedavi gerektiren psikiyatrik bozukluklara dönüşebilir. Kişide önceden varolan astım, ülser, migren, artrit, ürtiker, sedef, diyabeti hipertansiyon veya kalp sorunları gibi bazı rahatsızlıklar stres yüzünden alevlenebilir. Aşırı zayıflamak ya da kilo almak söz konusu olabilir. Sigara ve alkol kullanımı ya da bağımlılığı gelişebilir. Şiddetli stresler, özellikle yüksek tansiyonu olanlarda “inme” riskini de arttırır. Stres sırasında kadınlarla erkeklerin verdikleri tepkiler arasında farklılık olduğu öne sürülür. Kadınlar daha dışa vurumcu ve paylaşımcı yaklaşabilirken, strese bağlı olarak testeron düzeylerinde yükselme olduğu ortaya konmuş olan erkekler daha düşmancıl veya içe kapanık olabilmekte, “dövüş ya da kaç” yanıtı verebilmekteler. Araştırmalar, işle bağlantılı bazı stres etmenlerinin kişide daha fazla hastalanma riski oluşturduğunu gösteriyor. Bunlar: Kişinin sorumluluklarını ilgilendiren konulardaki kararlarda söz hakkı olmaması. Kişinin kapasitesinin üzerinde iş yükünün olması. Çalışanlar ve iş verenler arasında etkili bir iletişim olmaması, çatışmarı çözme yöntemleri bulunmaması. Aileden uzun süreler uzakta kalınması. Alınan maaşın hakedilenden çok daha düşük olması. Kendi işini yürütenlerin ekonomik sıkıntıları veya teslim tarihine iş yetiştirme zorunlulukları. Yaklaşık beş insandan biri işlerini, “çok stresli” veya “son derece stresli” şeklinde tanımlıyor. Yoğun stres söz konusu olduğunda, kişi işinde veya aile içi rolünde gerekli performansı gösteremez. Hatta tümden işlevsiz kalabilir. Artık hastalık belirtilerine yol açmış stres kişinin işini kaybetmesine, başkalarına bağımlı hale gelmesine yol açabilir. Ortamınıza uygun gevşeme yolları bulun. Kendinize zaman ayırın. Ailenizle iletişiminizi gözden geçirin. Uykunuzdan ödün vermeyin. Doğru beslenin. Spor ya da yürüyüş yapın. Dostlarınızla zaman geçirin. Duygu ve düşüncelerinizi kağıda dökün. Evde ve iş yerinizde gerçek kapasitenizi görüp mantıksız taleplere hayır demeyi öğrenin. Önceliklerinizi belirleyin. Stresle, sigara veya alkol içmek ya da kendinizi yemeğe vermek gibi sağlığınızı bozacak yollarla baş etmeye kalkışmayın. Hastalık belirtileri ortaya çıkmışsa vakit geçirmeden bir uzmana danışın. İş yaşamındaki stres, cinsel yaşamı etkiliyor Diyabet, hipertansiyon, damar hastalıklarının yanı sıra erkeklerin stres nedeniyle de ereksiyon sorunu yaşayabildikleri b Adana - Aşırı titiz, kuruntulu, her şeyin kontrolü altında olmasını isteyen erkek tiplerinde ereksiyon sorununun daha çok görüldüğü bildirildi. elirtildi.Diğer hastalıkların yanında ereksiyon sorunlarına neden olan stresin, günlük yoğun iş yükü altında çalışan, ekonomik sorunlarla mücadele eden erkeklerde etkili olduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Talat Yurdakul, strese bağlı ereksiyon sorununun, erkek tipleri ile de yakından ilgili olduğunu vurguladı.Özellikle aşırı titiz, kuruntulu veya her şeyin kontrolünde olmasını isteyen hırslı erkek tiplerinde daha fazla ereksiyon problemi görüldüğünü anlatan Yurdakul, “Evde de stresin devam etmesi, bu bozukluğu kalıcı hale getirebilir. İktidarsızlık riski 50 yaşını geçen erkeklerde daha yüksek oranda görülüyor. Buna bir de stresli yaşam eklenirse cinsel yaşam ve işyeri başarısı birbirine bağlı olarak bozuluyor” dedi. Yurdakul, aşırı sempatik ve heyecanlı erkek tiplerinde de bu sorununun sıklıkla görülebildiğine işaret ederek, iş yaşamında başarısızlığı ve sonuçlarını kabullenemeyen erişkin olamamış erkeklerde sürekli iniş-çıkış gösteren duygusal ruh halinin, iktidarsızlığı doğuran nedenler arasında olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yurdakul, borsa gibi strese açık meslekler ile ekonomik belirsizliğin hakim olduğu iş kollarında çalışan erkeklerin de her yaşta bu riski taşıdıklarını dile getirdi. Bu tür nedenlerle yaşanan olumsuz bir tek deneyimin bile erkekleri sürekli baskı altına alarak iktidarsızlık sorununu kalıcı hale dönüştürebileceğini anlatan Yurdakul, “Yaşanan stresle bir kez başarısız olan erkek, özgüven sorunu yaşayarak kalıcı performans sıkıntısı çekmeye başlıyor. Güven sorunu eşten yardım istenerek ve karşılıklı konuşarak aşılabilir. Ancak, Türk erkeği bu yönteme başvurmak yerine, stresi büyüterek genellikle sorunla yalnız boğuşuyor” dedi. Yazar : sTRaLiS |
10:41
[Genel Uyarılar] [Kaynaklar] [İletişim] [Reklam]
[BidiBidi Ana Sayfası] [BidiBidi Forum Sayfası] [BidiBidi Resim Galerisi] [BidiBidi Flash Oyun Galerisi]
[BidiBidi İL İL - Bölge Bölge TÜRKiYE] [BidiBidi Yemek Tarifleri] [Tarihte Bugün Sitesi]
(Bu sayfa Özel Kodlamalarımızla Oluşturulmuştur, Tüm Hakkı Saklıdır !)
ip Numaranız : 38.103.63.17
04 Temmuz 2008
|
Web - Logo - Tema Tasarımı ; BidiBidi Design 2008 © |
|---|