KAZDAĞI / İDA'NIN ANLAMI
"Zeus baba, İda dağından hükmeden ulu tanrı."
(Homeros-İlyada/A. Erhat-A. Kadir)
Kazdağı'nın binlerce yıl öncesinden gelen adı İDA'dır. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile zaman içinde İda adı Kazdağı'na dönüşmüştür. İda'nın sözcük anlamı üzerinde kesin bir uzlaşma yoktur. Yok olmuş bir Anadolu dilinden geldiğini söyleyenler olduğu gibi, Yunan dilindeki "ide-düşünce" sözcüğü ile özdeş sayan, ağaç ya da orman anlamına geldiğini savlayan, İda-İdaia adının Kybele'nin bir sıfatı olduğunu ileri süren görüşler vardır. Edremit Körfezi'nin bir adınında İdaion olması, bu son tezi desteklemektedir. Özellikle Homeros'un İlyada adlı destanında İda adı çokça geçer ve daima "hayvanların anası" ya da "kaynağı bol İda" olarak tanımlanır.
Antik çağdan bize ulaşan eserlerden anladığımız kadarıyla İda, çoktanrılı dinler döneminde kutsal bir dağdır. Bu çağlardaki inanışa göre baştanrı Zeus, Girit'te bulunan bir İda dağında anatanrıça Kybele ile kainatın efendisi Kronos'un birleşmesinden doğar. Adı İda olan bir kral kızı Zeus'a sütannelik eder. Bundan sonra Zeus'u İda/Kazdağı'nda görürüz. Burada kızkardeşi Here ile evlenir ve söylencelere konu olan ünlü Troia Savaşı'nı İda'nın doruklarından yönlendiririr.
Bilindiği gibi, Hristiyanlık ilk ortaya çıktığında daha çok Anadolu'da taraftar bulmuştur. İsa'nın öldürülmesi ile Meryem Ana ve ona inananlar bugünkü Selçuk ilçesinde bulunan Efes'e yerleşmişler ve tektanrılı dinlerini yaymaya çalışmışlardır. Zamanla bu din tüm Anadolu'yu elinde bulunduran Roma İmparatorlu'ğunun resmi dini haline gelmiştir. Ortalama bin yıl sürecek olan bu zaman dilimi içinde İda dağı yine kutsal olma niteliğini korumuş ve Hristiyanlığın Avrupa'ya yayılmasında köprü işlevini görmüştür. Ünlü St. Paul, İda dağından geçerek bu günkü Odunluk İskelesi'ne ve buradan Bozcada'ya geçerek Avrupa'ya ulaşmıştır. Kuzey Ege'de yer alan Edremit, Altınoluk, Hristiyanlığın merkezi durumuna gelmiş ve İda dağı çok sayıda papaz okulu ile manastırı eteklerinde barındırmıştır. Dönemin isimleri bugün bile yaşamakta ve yörede pek çok mekan papazlık kilise alanı ve manastır gibi adlarla anılmaktır.
Müslüman olan Türkler'in bölgeye hakim olmalarına karşın İda dağı'nın kutsal niteliği değişmemiştir. Aksine Türkler'in bölgeye hakim olmalarına karşın İda dağı'nın kutsal niteliği değişmemiştir. Aksine Türkler, İda adını KAZDAĞI'na dönüştürmekle onun tanrısal anlamını devam ettirmek istemişlerdir. Şöyle ki; Ortaasya'dan Anadolu'ya gelişleri süresince Türkler, Müslümanlık dinini kabul etmişler, ancak daha önce sahip oldukları Şaman dininin bazı ögelerini de korumuşlardır. Türk boylarından bazılarının Şaman inanışlarında KAZ Göktanrı'yı sırtında taşıyan kutsal bir hayvandır. İda dağı da tanrılar tanrısı Zeus'u doruklarında taşıdığına göre, zaman içinde Göktanrı'yı sırtında taşıyan kaz motifi ile baştanrıyı doruklarında taşıyan dağ motifi özdeşleşir ve İDA adı yerini KAZDAĞI'na bırakır. Kaz motifi de bölgeye yabancı değildir. Romalı şair Vergilius (
M.Ö. 70-19), Aeneas isimli destanında, Küçükmenderes (Skamandros) nehri ovalarında yayılan yaban kazlarından söz eder. Assos antik yerleşim alanından çıkan bazı kapların üzerinde yaban kazı motifleri vardır. Yani kaz, eski çağlardan beri bölgede çokça var olan bir hayvandır.
Yüzyıllar boyu süren zaman dilimi içinde Türkler'in inançları, antik yöre inançlarının yerini alır. Bu uyumlu geçişin sonucunda İda adı Kazdağı'na dönüşürken, dağın en yüksek zirvesi olan ve İlyada destanında Zeus'un oturduğu doruk olan GARGAROS adı, yine kutsal göktaşı anlamına gelen KARATAŞ'a yerini terkeder. Zeus'un simgesi olan KARTAL, Kartalçeşme ve Kartalçimen gibi adlarla yine ününü sürdürür. Ancak kutsal alanın adı artık KAZAVLUSU olmuştur. Dağın yeni sahibi Kaz'dır artık. Yöre insanı da her yılın 15 Ağustos haftasında, Kazavlusu sınırları içindeki Kartalçimen yaylasında çadırlarını kurarak Kazdağı'nın antik dönemden beri süregelen kutsallığını günümüze taşır.
COĞRAFİ KONUMU
"Vardılar canavarlar anası çok pınarlı İda'ya,
Lektos burnundan fırladılar denizden."
(Homeros-İlyada/A.Erhat-A.Kadir)
Tarihin ünlü coğrafyacısı Amasya'lı Strabon (
M.Ö. 64-M.S.21), Geographika adlı eserinde İda dağının Zelea (Gönen-Sarıköy) yakınlarındaki bir burunla, Lekton (babburnu) arasında sınırlandığını söyler. Bu bölgenin antik adı TROAS'tır. Troas İlionlular'ın topakları ya da Troia toprakları anlamına gelir. Biz ise bu bölgeye BİGA YARIMADASI diyoruz. Kazdağı bu yarımadanın tamamı üzerine yayılır ve yarımadanın coğrafi doğal sınırlarını belirler. Kazdağı, Edremit Körfezi'nin kuzey kıyısını takiben ve doğu-batı yönünde 60-70 km. boyunca bir duvar gibi uzanır. Batıda Ege denizi boyunca ve kuzeyde Marmara Denizi'ne doğru, araya nehirleri ve vadileri de al
(Eğer Bu Bilginin Eksik Kaldığını Düşünüyorsanız Mesajın Orjinali İçin Tıklayınız... )
[Bu Konuya Yorum Yapın] [Paylaşımcıya Teşekkür Edin] Bu Bilgiyi Yazdırın!!!
|