Tarihte Bugün

Bidibidi Oyun

  • Flash Oyun Galerisi »

    Bu Kategorideki Oyunlar Hem Yetenek Hem Beceri Hem de Şans İster.

Bazen Cevaplar Beklediğin Yerin Dışındadır

BAZEN CEVAPLAR BEKLEDI?IN YERIN DIŞINDADIR
// 23 Mayıs 2008

(*)Bayram ziyaretleri sırasında açılan sohbetlerde şöyle bir soru sordum bir kaç dosta:

“Biliyoruz ki, yaşadığımız sistemde tek bir mutasarrıf Bilinç ve tek bir Kudret söz konusu! Dolayısıyla, bu gerçeğin gereği olarak, olmuş-bitmiş hiç bir şey yersiz değil; yaşanan her şey evrensel bir düzen ve tertibin sonucu olarak yerli yerince…

Bunu bildikten sonra, şimdi, bir kişinin, kendinden sadır olmuş bir davranışı veya yaptığı bir işi, daha sonra “ben hata ettim” diye değerlendirdiğini düşünelim… Meselâ, birisini kırmasını veya kınamasını veya yapması gereken bir çalışmayı yerine getirmemesini..

Yaşadığı bir olaydan sonra kişiden sadır olan bu “hata ettim” düşüncesi, o kişinin, o fiil sebebiyle Hakikatten gaflete düşmüş olduğunu farketmesinden; yani ortaya koyduğu davranışın Sistem içersindeki yerini ve onunla kendini Hakikatten perdelemiş olduğunu değerlendirmesinden de kaynaklanabilir –kısacası olaydan sonra Hakikati görmesinden!.. Bunun tam aksine, HAKIKATI GÖREMEYIP, EGOSUNUN HÜKMÜ ALTINA GIRMESINDEN VE O FIILI ALLAH’IN DILEMESI DIŞINDA, KENDINI DE ALLAH’TAN AYRI IŞ GÖREN BIR “KIŞI” OLARAK GÖRMESINDEN, YAHUT HER ŞEYIN YERLI YERINCELI?INI GÖREMEMESINDEN DE KAYNAKLANABILIR!

Bir başka deyişle, “ben hata ettim” düşüncesi veya görünürdeki itirafı, kişinin “vicdanının sesi” de olabilir, tam aksine “benliğinin sesi” de!..

Peki, “ben yanlış yaptım” düşüncesinin hangi durumda bunlardan hangisi olduğunu, yani, hakikati farketmekten mi yoksa egomuzun hükmü altına girdiğimizden mi kaynaklandığını nasıl fark edeceğiz?”

Soruya çeşitli cevaplar verildi:
“Karşısındaki hak etmemiş de yapmışsa, nefsindendir…
Başkasına zarar vermemişse değildir…
KEŞKE YAPMASAYDIM ŞEKLINDE BIR DÜŞÜNCEYE SEBEP OLUR ISE EGODANDIR…
Şöyle ise vicdanın sesidir, yok eğer değil ise egodandır…” gibi görüşler dile getirildi…

Oysa, sorunun cevabı bunlardan hiç birisi değildi!..

Neden?

Şimdi bunun açıklamasını yapmaya çalışalım:

Cevapların tamamı, sadece, kişinin bir davranışı ortaya koyması ile, sonrasında o davranışa bakıp “ben hata yaptım” demesi arasında geçen, yani hata yaptığını farketmesi öncesindeki sürecin gözlemlenmesi ve analiz edilmesi neticesinde varılan kanaatlerdi… Halbuki, sorunun cevabı, ITIRAFTAN ÖNCEKI SÜRECIN DE?IL; BU ITIRAFIN SONRASINDA YAŞANACAK SÜRECIN IÇINDE SAKLIYDI! Yani, bir fiili yapmak ile onun “hata” olduğunu farketmek arasında geçen sürecin içerisinde değil, “YAPTI?ININ HATA OLDU?UNU” FARKETMEKLE BAŞLAYACAK VE DEVAMINDAKI SÜREÇTE GIZLI IDI… Peki neydi?

Kişi “yaptığım yanlış idi, hata idi” sözünü çeşitli nedenlerle söyleyebilir! Ancak, bunun gerisinde olanın “hakikate iman” olmasının işareti odur ki, kişi, bu idraki sayesinde, Özündeki hakikate döner, Huzura yönelir ve Selâmet bulur… Hakikate imansızlık, kendini Hakikatten ayrı görmek ise, yani egonun hükmü altında kalmak ise, huzur ve saadetin zıddına, kişiyi bireyselliğin zilletine, karmaşaya ve azaba duçar eder! Dolayısıyla, mühim olan, “yaptığım bir hataydı” itirafının, kişinin bilincini neye yönelttiği, nereye götürdüğüdür!

Kur’an-ı Kerim, bu hususta ders almamız gereken ayetleri, Adem ile Iblis kıssası yoluyla bize açıklar:

Adem (insan), Allah’ın nehyettiği şeyden uzak duramayıp, beden ağacına dokunur, ayıp yerleri görünür olur… Fakat bunun sonrasında, yaptığının hata olduğunu farkeder ve bu farkedişle birlikte, fıtratının gereği olarak, nefsini kınar ve tövbe eder; “yaptığımla, kendime zulmettim…” der…

Iblis (şeytan) ise, insanları Hakikatten saptırma, “Allah’tan ayrı(!) düşürme” işlevi konusunda kendisine kıyamete kadar mühlet verilmiş olduğu halde bu işlevini yerine getirir ve fakat bu durumda lanetlenip de yaptığının hata olduğunu farkedince, “beni azdıran sen(?) idin” diye, içine düştüğü halden dolayı, “Allah” ismiyle işaret edilen Hakikati, ötesinde bir tanrı(?) gibi varsayarak, kendi dışındaki O’nu(!) sorumlu tutar ve halinden onu(!) suçlamaya kalkışır!

Bu iki birbirinden farklı bakış açılarının sonucu olarak, Adem, “dokunma!” emrine riayet etmemiş olsa da, HATASININ IDRAKI VE TÖVBESININ SONUCUNDA Huzur ve Saadete; Iblis ise, varoluş gayesini yerine getirdiği halde, hatasından ve içine düştüğü halden dolayı “KARŞISINDAKINI(!) SORUMLU TUTTU?U, KENDI DIŞINDAKI BAŞKASINI(!) SUÇLADI?I” IÇIN, bu bakış açısından dolayı ebediyen ateşe ve azaba gider!

Burada belirtmek istediğim nokta şuydu:

=Web - Logo - Tema Tasarımı =
Bidibidi 2006/6 - 2017 ©
(Kurucu : BidiBidi © , Kurulum : BidiBidi PreMod v.10.1 - SRV2017)

Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası | İletişim
Bidibidi Technologies

Bidibidi