Sınavlar, Hafıza ve Diğer İpuıçları...
Öğrendiğimiz bilgiyi unutmamak ve gerek duyduğumuzda hızla ulaşmak, bazı zamanlarda büyük önem taşıyor.
Sözgelimi, ÖSS de dahil olmak üzere, sınavlar bunun en güzel örneği. Sadece güçlü bir bellek bu tür sınavlar için yeterli mi? Dikkat edilmesi gereken diğer noktalar neler? İşte tüyolar...
Bellek, yaşantılar yoluyla edinilen deneyimlerin birikimi. Bilgiyi depoladığımız bir bellek sistemi olmasaydı, hiçbir bilgiyi ya da beceriyi kalıcı şekilde öğrenmezdik. Peki bu sistem nasıl işliyor? Algıladıklarımız bellekte nasıl depolanıyor? Bu konu hakkında 19. yüzyılda başlayan çalışmalar, günümüzde de sürdürülüyor. Genel olarak, psikologlar belleğin iki alt sistemden oluştuğunu savunuyorlar: kısa süreli ve uzun süreli bellek. Bazı psikologlar da belleğin, duyumsal, kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere üç alt sistemden oluştuğu konusunda görüş birliği içindeler.
Göz, kulak, burun, deri ve dil gibi duyusal mekanizmalar yoluyla edinilen bilgilere duyumsal bellek deniyor. Duyusal mekanizmalarla alınan bilgilerin kısa süreli belleğe aktarılması, dikkat, beklenti, güdülenme gibi organizmanın o anki içsel varoluşuna bağlı. Bu bağlamda, tüm uyaranların elemeden geçmeden kısa süreli belleğe alınması mümkün değil. Birey, anlamlı ve amaçlı bir yaşam sürdürmek için gerekli olan bilgileri kısa süreli belleğe gönderirken diğerleri siliniyor.
Kısa süreli belleğin bilgi tutma süresi ve kapasitesi sınırlı. Bu kapasitenin ortalama 7+-2 birimlik olduğu belirtiliyor. Bu gözlemi ilk yapan bilim adamlarından biri, bellek üstündeki çalışmalarıyla ünlü Alman psikolog Ebbinghaus (1885). Amerikalı psikolog George Miller da, kendi çalışmalarında yedi rakamını tekrar tekrar görmüş ve kısa süreli belleğin kapasitesini "sihirli rakam 7" adı altında belirlemiş.
Telefon numaralarının sırrı
Uzmanlar, gruplandırma yöntemiyle kısa süreli belleğin kapasitesini artırmanın mümkün olduğunu belirtiyorlar. Örnek olarak, telefon numaralarının gruplandırılmasını ele alabiliriz. Şimdi aşağıdaki sayılara bir göz atalım:
3 8 9 5 6 7 2 O 8 1 6
Bu sayıları sırayla belleğimizde tutmak zor olabilir, ama ya şöyle yaparsak?
389 567 208 16
11 ayrı sayı yerine, 4 gruba ayrılmış 11 sayıyı akılda tutmanın çok daha kolay olduğunu görebiliriz. İşte, bu yüzden telefon numaralarında gruplandırma yöntemini kullanıyoruz; 2 1 8 7 3 9 6 yerine, 218 73 96 gibi.
Kısa süreli belleğin en büyük handikapı, bilginin burada tutulma süresinin yaklaşık 20-30 saniye olması. Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması, bilgi üstünde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanıyor. Kısa süreli bellek söz konusu olduğunda, zihinsel tekrarın öğrenmede büyük önem taşıdığını görüyoruz.
Kısa süreli bellekte kalan bilgi, büyük olasılıkla, tekrar yoluyla uzun süreli belleğe aktarılıyor. Kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlı; o nedenle geçiş yaptırılamayan bilgi, yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kayboluyor. Dolayısıyla, bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için gruplandırma, "küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme ve zihinsel tekrar" gerekiyor.
Kısa süreli bellekte depolanan bilgiyi geriye çağırmak ve hatırlamak pek kolay değil. Bir marketin deterjan bölümünde birçok deterjan yan yana ve alt alta dizilmiş olsun. O bölümü geçtikten sonra, ilk sırada hangi, beşinci sırada hangi marka vardı gibi sorulara yanıt verme olasılığımız düşük olacaktır. Kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlı olduğundan, geri çağırma sürecinde başarıyı yakalamak da zorlaşıyor. Bu nedenle, kısa süreli belleğe giren bilginin kalıcı olması için, sık sık tekrar edilip uzun süreli belleğe aktarılması gerekiyor.
Uzun süreli bellek
"Dün öğlen ne yemiştim; markete geldim, ama ne alacaktım; annem bana ne demişti?" Bu unutkanlıklar zaman zaman herkesin başına gelebilir. Hatta, 5 dakika önce söylenenleri unuttuğumuz bile olur.
Oysa ki okula başladığımız ilk günü, kardeşimizin doğumunu, mezuniyetimizi, düğünümüzü sanki dün gibi hatırlarız. Peki bu nasıl oluyor? İşte burada devreye uzun süreli bellek giriyor. Uzun süreli bellek, birçok çekmeceden oluşan büyük bir arşiv odasına benzetilebilir. Önemli olan, doğru çekmeceyi açmak için gerekli ipucunu beyne gönderebilmektir. Uzun süreli belleğin uzamı sınırsızdır. Uzun süreli bellek uygun öğrenme yaşantılarıyla desteklendiği takdirde, sınırsız bir gelişme kapasitesi gösteriyor. Bu da, kısa süreli belleğe gelen bilginin yeterli miktarda pekiştirilip uzun süreli belleğe aktarılmasıyla ve bilginin düzgün biçimde kodlanmasıyla mümkün.
Bilgiyi işleme modelinde, belleğin, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı veriliyor. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanmaya izin veren bir ağa sahip. Kapasitesinin sınırının bazı tahminlere göre, bir milyonu
(Eğer Bu Bilginin Eksik Kaldığını Düşünüyorsanız Mesajın Orjinali İçin Tıklayınız... )
[Bu Konuya Yorum Yapın] [Paylaşımcıya Teşekkür Edin] Bu Bilgiyi Yazdırın!!!
|